Kolesterol düşüren ilaçlar, kolesterolü yüksek olan hastalarda değil, kanserlerde kullanılsa daha iyi olur!
Mevlüt Durmuş
http://www.haber3.com/haber.php?haber_id=182331
den alınmıştır.
YORUM: Yeni kolestrol ilacı rafa kalktı, oysa ne büyük umutlarla statinlere alternatif gösterilip çok reklam yapılmıştı!..Söz konusu CETP inhibisyonuna dayalı ilaç, HDL den LDL ye lipit ve kolesterol transferini engelleyecek ve LDL-kolesterol düzeyi de böylelikle düşecek ama HDL yüksek kalacaktı...Ayakta rüya gören araştırmacıların sonu gerçekten komik....
Tıp dünyasının merakla beklediği yeni kolestrol ilacı projesinden neden vazgeçildi?Dünyanın en büyük ilaç şirketi Pfizer, tıp dünyası tarafından sabırsızlıkla beklenen kolesterol düşürücü 'Torcetrapib' adlı ilaç projesini durdurmak zorunda kaldı. Bağımsız denetleme kurulları tarafından yapılan testlerde bazı denekler öldü, bazıları da ciddi kalp problemleri yaşadı. Dünyanın en çok satan kolesterol hapı Lipitor ile Pfizer'in ilacını karşılaştıran araştırmada, Torcetrapib alan hastalardan 82'si öldü, Lipitor'da bu sayı 51'de kaldı. Bağımsız uzmanlar, araştırmanın derhal durdurulmasını önerdi. Pfizer, tam 800 milyon dolar araştırma bütçesi ayırdığı projeyi geri çekti. İyi kolesterol HDL'nin seviyesini artıran Torcetrapib, Pfizer'e, önümüzdeki yıllarda pazardaki gücünü artırma avantajı sağlayacak bir projeydi. Avustralya Kalp Araştırmaları Enstitüsü ve Illuminate Çalışması Kurulu Başkanı Dr.Philip Barter 'Her şeyin beklendiği gibi gittiğine inanıyorduk, ilacın belirlenmiş potansiyel faydaları açısından ve bu yeni bilgi tamamen bizim için sürpriz ve üzücü oldu' dedi.
2007'DE PİYASADAYDI
Pfizer Yönetim Kurulu'nun yeni Başkanı Jeffrey Kindler, henüz iki gün önce düzenlediği araştırma toplantısında yüzlerce analiste yaptığı açıklamada, klinik araştırmalar sonucu elde edilen bilgilerin desteklemesi durumunda gelecek yıl ilacın pazara sunulması için başvuru yapacaklarını ifade etmişti ancak umutlar suya düştü.BORSADA ÇÖKÜŞE GİRDİPfızer, Torcetrapib'i, dünyada en fazla satılan ilaç olan ve ABD patent korumasını 2011'de kaybedecek kötü kolesterol düşürücü Lipitor ilacıyla birleştirmeyi planlamıştı. İlaç için 800 milyon dolarlık araştırma bütçesi ayıran Pfizer, 2005-2007 tarihleri arasında en çok satan ilaçlarından bir kısmının patent sürelerinin dolması nedeniyle yaklaşık 14 milyar dolar para kaybedecek. Şirket, bu zararı kapatabilmek için 242 ilaç geliştirdiğini ve bunlardan en çok güvendiklerinin Torcetrapib olduğunu açıklamıştı. Bu olay şirketin planlarını suya düşürdü. Böylece, firmanın 7 milyar dolarlık proje ve hisse senetlerinin değer altı satışlarıyla birleşti. Pfizer borsada da büyük zarar etme tehlikesiyle karşı karşıya kaldı.
Akşam & Reuters Edward Tobin
Kolesterol konusunda insanlar kandırılmaktadır. Söz konusu olgu; ilaç şirketleri ve kolesterol düşüncesinden doğrudan veya dolaylı faydalanan bireyler tarafından desteklenmektedir. Kolesterol konusunda farklı düşünceleri arayanların sayfası....Uzm. Biyolog MEVLÜT DURMUŞ
17 Mayıs 2007 Perşembe
Kolesterol düşürücülerin hücre ölümlerine neden olduğu (statinler-CETP inhibitörleri) yavaş yavaş anlaşılıyor
7 Mayıs 2007 Pazartesi
Kolesterol ilaçları (statinler) seks gücünü düşürüyor!....

Kolesterol ilaçları seks gücünü düşürüyor...
Dr. Murat Kınıkoğlu'nun yazısı
International Journal of Clinical Practice Dergisi'nde yayınlanan bir çalışmaya göre altı ay süreyle statin tedavisi alan orta yaş üstü erkeklerin yüzde 22'sinde daha önce yokken ereksiyon sorunları başlıyor. Statin tedavisine başladıktan sonra hastaların yüzde 52'sinde ereksiyon fonksiyonu eskiye göre daha kötüye gidiyor. İlaç firmaları bu yan tesirin önemsenmeyecek kadar az olduğunu (yüzde 2-3) söylüyorlar ama kullananlar aynı fikirde değil. Hastalarının ilaç kullanmasını isteyen hekimler de genelde bu yan tesiri görmezden gelme eğiliminde oluyorlar. Bence kolesterol ilacı önerilen hastalara başlamadan önce yapabileceği yan tesirleri tam olarak anlatmakta fayda var...
Ben asistan iken kolesterolün normal değeri 270-300 idi. Sonra 250'ye indi. Derken uzun yıllar 230 oldu ve son yıllarda 200. Şimdi ilaç firmaları normal değerin 180 altı olması için uğraşıyorlar. Onlar için normal değeri 20 puan daha düşürmek tüm dünyada birkaç yüz milyon yeni hasta demek. 2004 yılında ABD hükümetinin ulusal kolesterol eğitim programı çerçevesinde doktorlara LDL kolesterol (kötü kolesterol) değerlerini 70'in altına düşürmeleri tavsiye edildi. Geçen ay yayınlanan bir gözden geçirme çalışmasında yüksek dozda ilaç gerektiren bu yoğun tedavinin hastalara ekstra bir yararı olmadığı gösterildi (Annuals of Internal Medicine, Ekim 2006).
Bu gelişme ilaç dozunu daha da artırmaya çalışan firmaları durduracak mı bilmiyorum. YARARI DA VAR, Ülkemizde kolesterol ilaçlarının doğru kullanıldığına inanmıyorum. Gerçekte kolesterol ilacı kullanması gereken büyük bir kesim ilaç kullanmazken kullanmasına gerek olmayan insanlar da boş yere ilaç kullanıyor. Bu konuda yalnız hastaların değil doktorların da kafası karışık. İlaç firmaları kolesterolü 200'ün üstünde olan her kişiye ilaç verilmesini istiyorlar. Kolesterolün iyisi, kötüsü, oranları ve hastada başka risk faktörleri olup olmaması onları için önemli değil. Maalesef yaptıkları propaganda ile kolesterolün hiçbir işe yaramayan lanetli bir madde olduğu konusunda herkesi ikna ettiler. Sokakta bir araştırma yapsak yüz kişiden 99'unun 'Kolesterol çok zararlıdır, görüldüğü yerde vurulmalıdır' diyeceğinden eminim.
Halbuki kolesterol vücudumuz için yararlı bir maddedir.
1.Kolesterol, başta seks hormonları, testosteron ve estrogen dahil olmak üzere pek çok önemli hormonun sentezinde rol oynar. İlaç firmaları aksini iddia etse de yaygın olarak kullanılan Statin grubu kolesterol ilaçlarının erkeklerde ereksiyon sorununa yol açtığı gösterilmiştir. Bu yan tesir, düz duvara tırmanan genç erkekler için sorun teşkil etmese de orta yaşın üstünde, sigara içen, tansiyonu veya şekeri olan erkeklerin 'dükkanı tam olarak kapatmasına' neden olabilir. Mart ayında yayınlanan bir çalışmanın sonuçlarına göre statin tedavisi başlanan 93 kişinin yüzde 22'sinde daha önce sorun yokken ereksiyon sorunları ortaya çıkmış, katılanların yarısından çoğu da (yüzde 55) durumun eskiden kötü olduğunu söylemiştir.
2.Kolesterol karaciğerin safra üretimine yardımcı olarak yağların sindirilmesinde ve vücuttaki atıkların atılmasında rol oynar.
3. Hücre membranlarının yapısında önemli bir rolü vardır. Sinir ve beyin hücrelerinin etrafını saran kılıfın temel maddesidir.
4. Kolesterol bağışıklık sistemi için elzem bir maddedir. Yüksek kolesterolü olan kişilerin düşük kolesterolü olan kişilere göre bağışıklıklarının daha kuvvetli olduğu gösterilmiştir. Pek çok bakterinin inaktive edilmesinde kötü kolesterol dediğimiz LDL kolesterolün rolü vardır. Smith-Lemli-Opitz Syndrome'lu çocuklar vücutları kolesterol yapamadığından enfeksiyonlara karşı koyamazlar. Bu çocukların yüksek kolesterollü ve yumurtalı bir diyete alındıklarında enfeksiyonlara karşı daha dirençli oldukları gösterilmiştir.
Gene AIDS hastaları arasında yapılan çalışmalar, kolesterolü düşük olan kişilerde ölüm oranlarının çok daha yüksek olduğunu göstermiştir..Dikkat! Bu yazının ana fikri 'kolesterol ilacı almayın' değildir. Amacım; önemli yan tesirleri olan bu ilaçları kolesterolü olan herkesin değil sadece kalp damar hastalıkları açısından sorunu olan veya gerçekten yüksek risk altında olan kişilerin kullanması gerektiğini vurgulamaktır. Doktorların ilaç yazarken biraz daha seçici olmaları gerektiğini düşünüyorum. Örneğin; Kadın Doğum Uzmanı bir meslektaşımla benim başım dertte. Ortak hastamız ona her gittiğinde sayfalar dolusu tahlil yaptırıp sonra kolesterolün yüksek diyerek ilaca başlıyor. Ben bir kardiyolog olarak kullanmasına gerek olmadığını söyleyip ilacı kesiyorum, o jinekolog olarak tekrar başlıyor.
Her bilim dalında olduğu gibi tıp biliminin temelinde de 'ölçme' esastır. Ancak bu ölçme, kıyaslama ve standartlaştırma arzumuzun, bize her hastanın, kilosu, yaşı, ırkı, cinsiyeti, karakteri, genetik yapısı gibi pek çok özelliği ile birbirinden ayrılan farklı bir kişi olduğunu unutturmaması gerekir.
İLAÇ KOLAY YOLSağlık sektörü geliştikçe(!) doktorun hastasından istediği tetkik sayısı artıp liste uzuyor. İşin kötü tarafı yeni cihazlar ve ölçüm metotları çıktıkça 'hastayı dinleme ve muayenenin' önemi azalıp sadece laboratuvar sonuçlarına göre ilaç yazma eğilimi artıyor. Aynı kolesterolde olduğu gibi limitin üstünde veya altında olan her şey için hemen ilaca sarılmak hem hastanın hem de doktorun kolayına geliyor....Doktorun kolayına geliyor çünkü hastanın kolesterolünü ilaçla düşürdü mü kendini başarılı sayıyor. Hastayı spor yapmaya, diyet yapmaya ikna etmek zor iş... Yaz ilacı tamam...Hastanın kolayına geliyor çünkü ilacı yutup kolesterolünü düşürdü mü kalp hastası olmayacağını sanıyor. Karısı akşam yemeğinde boşalan tabakları gösterip 'Ahmetçiğim, bu gece biraz çok yemedin mi?' deyince ona kolesterol ilacını gösteriyor. Yut ilacı tamam.... Peki, Ahmet, dükkan ne olacak?
Seker hastaları dikkat, statinler size zararlı.......

'Statin'ler ileri diyabete zarar
den alınmıştır.
AP - BOSTON - Kolesterol düşürücü statin grubu ilaçların ileri derecede diyabet hastalarında faydası olmadığı gibi, ölümcül olabilecek felç riskini de artırdığı açıklandı. Almanya'nın Wurzburg Üniversitesi'ne yaptırılan incelemede Lipitor adlı yaygın olarak kullanılan bir kolesterol ilacının bu hastalarda felçten ölüm riskini iki katına çıkardığı açıklandı. Araştırma, üreticisi Pfizer'dan Lipitor'un üretici firması Pfizer'in desteklediği araştırma, Avrupa'da yaşayan 1255 tip 2 diyabet hastası üzerinde gerçekleştirildi. Tip 2 diyabette vücut insülini gerektiği gibi kullanamıyor. Ciddi durumda diyabet hastaları böbrekleri bozulduğu için diyaliz makinelerine bağlanıyor. İlerlemiş diyabet hastalarının kalp hastalıkları, felç ve ölüm riski, diğer diyabet hastaları ve sağlıklı insanlara göre daha yüksek. Dünyada en yaygın kullanılan ilaçlardan biri olan Lipitor'un daha önce yapılan araştırmalarda durumu ilerlememiş diyabet hastalarında faydalı olduğu açıklanmıştı. Lipitor ve diğer statinlerin kötü kolesterol (LDL) oranını düşürerek bu riskleri azalttığı biliniyordu.
AP - BOSTON - Kolesterol düşürücü statin grubu ilaçların ileri derecede diyabet hastalarında faydası olmadığı gibi, ölümcül olabilecek felç riskini de artırdığı açıklandı. Almanya'nın Wurzburg Üniversitesi'ne yaptırılan incelemede Lipitor adlı yaygın olarak kullanılan bir kolesterol ilacının bu hastalarda felçten ölüm riskini iki katına çıkardığı açıklandı. Araştırma, üreticisi Pfizer'dan Lipitor'un üretici firması Pfizer'in desteklediği araştırma, Avrupa'da yaşayan 1255 tip 2 diyabet hastası üzerinde gerçekleştirildi. Tip 2 diyabette vücut insülini gerektiği gibi kullanamıyor. Ciddi durumda diyabet hastaları böbrekleri bozulduğu için diyaliz makinelerine bağlanıyor. İlerlemiş diyabet hastalarının kalp hastalıkları, felç ve ölüm riski, diğer diyabet hastaları ve sağlıklı insanlara göre daha yüksek. Dünyada en yaygın kullanılan ilaçlardan biri olan Lipitor'un daha önce yapılan araştırmalarda durumu ilerlememiş diyabet hastalarında faydalı olduğu açıklanmıştı. Lipitor ve diğer statinlerin kötü kolesterol (LDL) oranını düşürerek bu riskleri azalttığı biliniyordu.
Boşuna mı bunca diyet!.....Risk faktörleri yalanı.

Şaşırtan araştırma: Boşuna mı bunca diyet?
Sonuçlara göre bu iki öğün arasında risk artırma açısından sandığımız ölçüde büyük fark yok. Düşük yağ diyeti yapan kadınların meme kanserine yakalanma oranı yüzde 9 daha az çıktı.50-79 yaş aralığında 48 binin üzerinde kadınla sekiz yılda yapılan araştırmayı yürüten bilim adamları şokta: Düşük yağlı diyetlerin, kanser ve kalp krizi riskini azalttığı kanıtlanamadı...
Sonuçlara göre bu iki öğün arasında risk artırma açısından sandığımız ölçüde büyük fark yok. Düşük yağ diyeti yapan kadınların meme kanserine yakalanma oranı yüzde 9 daha az çıktı.50-79 yaş aralığında 48 binin üzerinde kadınla sekiz yılda yapılan araştırmayı yürüten bilim adamları şokta: Düşük yağlı diyetlerin, kanser ve kalp krizi riskini azalttığı kanıtlanamadı...
dan alınmıştır.
LONDRA - Düşük yağlı diyetlerin kanser ve kalp krizi riskini azalttığına ilişkin sağlam kanıtlar elde etmek için yola çıkan Amerikalı bilim adamları, hayal kırıklığı yaşıyor. Sekiz yıl süren hükümet destekli araştırmanın sonucunda, düşük yağlı beslenmenin kanser ve kalp hastalıklarını önlemede herhangi bir etkisine rastlanmadı.
'Rolls Royce' gibi çalışma Söz konusu araştırma, üstünkörü yapıldığı iddia edilemeyecek değerde bir çalışma. Amerikan Kanser Kurumu'ndan Dr. Michael Thun, "Bu, tıbbi çalışmaların Rolls Royce'udur," diyor. ABD'deki Ulusal Sağlık Enstitüsü tarafından finanse edilen bu araştırmaya 50-79 yaş aralığında, menopoz geçirmiş 48 binin üzerinde kadın katıldı ve deney 415 milyon dolara (yaklaşık 555 milyon YTL) mal oldu. Araştırmanın başlatılma amacı, az yağ yemenin sağlığımıza yararlı olduğunu bilimsel olarak kanıtlamaktı. Araştırmacılar özellikle düşük yağlı diyetle, çeşitli kanser ve kalp hastalığı türlerinin önlenmesi arasında bağ yakalama peşindeydi. Ancak rakamlar geldiğinde bu bağlantıyı kanıtlayacak bir bulgu olmadığı, az yağlı yiyeceklerle beslenen kadınlarla her istediğini yiyen kadınların aşağı yukarı aynı hastalıklara yakalandığı görüldü. Deneye katılan kadınların yüzde 40'ı düşük yağlı diyet için seçildi ve günlük kalori miktarları içindeki yağ oranını yüzde 20'ye çekip daha çok meyve, sebze, tahıl tükettiler. Diğer kadınlar ise her zamanki alışkanlıklarını sürdürdü. Düşük yağ diyetini sürdüren kadınların meme kanserine yakalanma oranı yüzde 9 daha az çıktı. Ancak bilim adamları, bu farkı istatistik olarak çok önemli görmüyor. Kardiyovasküler hastalıklar göz önüne alındığında iki grup arasında değişiklik gösteren tek risk faktörü kötü kolesterol olarak bilinen LDL kolesterolü oldu. Kontrol grubundaki kadınlarda kötü kolesterol daha yüksek çıktı ama yine de kalp krizi riskini değiştirecek oranda fark bulunmadı.
Karşı görüşler de var Sonuçlara karşı görüşler de var. Stanford Önleyici Araştırmalar Merkezi'nden Prof. Marcia Stefanick, "Sadece düşük yağlı yiyeceklere geçmenin kadınlara getireceği fazladan bir sağlık faydası yoktur ama beslenmenizde hangi tip yağların olduğu önemlidir" iddiasında. Geçtiğimiz yıllarda da çok miktarda lifli gıda yemenin kolon kanserinden koruyacağı, bazı vitaminlerin kanseri önlediği yolunda kimi bilgilerin yanlışlığı ortaya çıkmıştı. Harvard Tıp Okulu'ndan Peter Libby de bu konuya açıklık getirerek, "Ne kadar yediğiniz değil, ne yediğiniz önemli diyen hiçbir formülün sizi etkilemesine izin vermeyin" diyor. (Independent)
Sağlıksız yalanlar tescilli....
'Sağlıksız' yalanlar...
12/04/2006http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=184104
alınmıştır.
AA - ANKARA - İlaç firmaları çok satmak için yalan söylüyormuş! Public Library of Science Medicine, 'hastalık tacirlerinin' kâr artırmak için hiç yoktan hastalık yaratıp önemsiz sorunları abarttığını açıkladı. Avustralya'daki Newcastle Üniversitesi araştırmacıları, 'normal' bir durum olan menopozun rahatsızlık gibi tanımlanıp tıbbileştirildiğini, yüksek kolesterol, kemik erimesi gibi risk faktörlerininse 'hastalık' gibi sunulduğunu söyleyerek doktor ve hastaları uyardı.
12/04/2006http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=184104
alınmıştır.
AA - ANKARA - İlaç firmaları çok satmak için yalan söylüyormuş! Public Library of Science Medicine, 'hastalık tacirlerinin' kâr artırmak için hiç yoktan hastalık yaratıp önemsiz sorunları abarttığını açıkladı. Avustralya'daki Newcastle Üniversitesi araştırmacıları, 'normal' bir durum olan menopozun rahatsızlık gibi tanımlanıp tıbbileştirildiğini, yüksek kolesterol, kemik erimesi gibi risk faktörlerininse 'hastalık' gibi sunulduğunu söyleyerek doktor ve hastaları uyardı.
Yağlar zayıflatır!....Şimdilik omega 3 yağı....
Her yağ şişmanlatmaz Omega 3 zayıflatır
http://www.bugun.com.tr/haberler/070507/p48370.html den alınmıştır.
Siz hâlâ tükettiğiniz her yağın şişmanlatacağını düşünüyorsanız yanılıyorsunuz... Çünkü, Omega 3 yağ asidi vücudunuzdaki yağı yakıyor. Omega 6 ile birlikte kullanıldığında başta şişmanlık ve buna bağlı hastalıklar olmak üzere bin bir derde deva oluyor. Hücreleri yeniliyor, kanser ve kalp -damar hastalığı riskini düşürüyor. Kolesterol ve diyabet hastalarına da tavsiye ediliyor. Ancak bu yağ asitlerinin en büyük dezavantajı vücut tarafından üretilememesi. Dışarıdan alınması gerekiyor. Öte yandan, Omega 3'ün balıklardan alınması da doğru değil. Dünyaca ünlü Kanadalı Beslenme Uzmanı Dr. Udo Erasmus'a göre, balık yağının içinde bulunan Omega 3, yağın işlenmesi sırasında bozuluyor. Dolayısıyla siz Omega 3 ile birlikte, işlenmenin getirdiği olumsuzlukları da vücudunuza alıyorsunuz. Peki, vücuda faydası saymakla bitmeyen bu yağı nereden alacaksınız?.. İşte cevabı...
TAMAMEN BİTKİ KARIŞIMI
Beslenme Uzmanı Dr. Erasmus'un geliştirdiği, başta Amerika, Kanada, İrlanda, Norveç, İsveç olmak üzere 50 ülkede kabul edilen bitkisel yağ, Türkiye pazarına girmeye hazırlanıyor. Bu yağın en önemli özelliği ise Omega 3 ve Omega 6 yağ asitleri yönünden zengin olması. Yağ, keten tohumu yağı, ayçiçek yağı, susam yağı, bir çeşit çiçek yağı (evening promess), Hindistan cevizi yağı, pirinç bakterisi ve yulaf bakterisi yağları, lesitin ve vitamin içeriyor. Bitkisel olduğu için işlenme sırasında içeriğindeki Omega 3 ve Omega 6 yağ asitleri bozulmuyor.
ÖĞRENMEYE YARDIMCI
Dr. Erasmus, 'Udo's Oil 3.6.9' adıyla dünya pazarına giren yağ üzerinde yapılan araştırmaların sonuçlarını şöyle açıklıyor: "Hücreleri tazeleyerek, kanser gibi hastalıkların önüne geçilmesine yardımcı oluyor. Diyabet, kalp ve damar hastalığı riskini düşürüyor. Kemikleri kuvvetlendiriyor. Akne ve egzama gibi deri problemlerinin iyileştirilmesine yardımcı oluyor. Saçları ve tırnakları güçlendiriyor. Omega 3 ve 6 yönünden zengin yağ, hem annenin beynine hem de anne karnındaki bebeğin beyin gelişimine faydalı. IQ gelişimini destekliyor. Öğrenme bozukluklarında da tavsiye ediliyor. Cildi içten besleyerek güzelleşmesine yardımcı oluyor.”
Neslihan SÖZEN /İSTANBUL
28 Nisan 2007 Cumartesi
Biri bize kolesterol düşürücü ilaçları dayatıyor

Biri bize kolesterol düşürücü ilaçları dayatıyor
Prof. Dr. Ahmet Rasim'in yazısı
Tıpta son yıllardaki en önemli tehlikelerden biri de hastaların değil, laboratuar sonuçlarının tedavi edilmesi şeklindeki yaklaşım. Her kolesterolü yüksek olan kişiye, kaşına gözüne bakılmaksızın hemen ‘kolesterol düşürücü ilaç’ yazılması da bunun en vahim örneği. Sadece ‘daha önce kalp hastalığı geçirmiş veya ileride geçirme riski yüksek olan insanların yarar göreceği’ bu ilaçlar milyonlarca insan tarafından gereksiz yere kullanılıyor. İlaç firmalarının müthiş pazarlama taktikleri ile kolesterol fobisi tüm dünyayı sarmış durumda. Maalesef birçok doktor da kolesterol yüksekliğinin mutlaka tedavi edilmesi gereken bir hastalık olduğunu sanıyor. Oysa, yüksek kolesterol tek başına bir hastalık değil, gelecekte kalp hastalığı veya inme ihtimallerini artırabilecek birçok risk faktöründen sadece biri! Doktorların çoğu, bu ilaçların sağlıklı kadın ve erkeklerde kalp hastalıkları ve inmelere bağlı ölümlerin önlenmesine anlamlı şekilde katkıda bulunduğuna dair bir kanıt olmadığının farkında da değil. Ray Moynihan ve Alan Cassels’in kaleme aldıkları ‘Satılık Hastalıklar’ isimli kitapta bakın neler yazıyor: ‘Herkesi kolesterolden korkuttuk. Asıl hedefin kolesterol sayılarınızı düşürmek olduğunu sanıyorsunuz. ‘Önemli olan kolesterol rakamınız’ sloganını duyuyorsunuz ama işin aslı öyle değil. Önemli olan, kalp hastalığı riskinizi düşürüp düşürmediğiniz. Kolesterol hastalığın kendisiymiş gibi gösterildiğinden tedavinizin başarısını kolesterolünüzün düşmesiyle tanımlayabilirsiniz. Sanki kolesterolün kendisi asıl sorunmuş gibi!’ Kolesterol düşürücü ilaçların yıllık satış rakamı 25 milyar doların üzerinde ve her geçen yıl da artmakta, ama ‘karına kar katmak isteyen ilaç endüstrisi’ gereksiz de olsa daha fazla insanın ilaç kullanması için elinden geleni ardına koymuyor. Kan kolesterol düzeyleri giderek daha aşağı çekiliyor. Bu yeni kriterlere göre mesela dünyanın en sağlıklı insanlarının yaşadığı Norveç’te 40 yaşın üzerindeki erkeklerin yüzde 85’i ve kadınların yüzde 20’si ‘yüksek risk’ grubuna giriyor ve kolesterol düşürücü ilaç kullanmaları gerekiyor. Oysa, dünyanın önde gelen tıp dergilerinden olan Lancet’de geçtiğimiz günlerde yayınlanan bir metaanaliz, kolesterol düşürücü ilaçların kalp hastalığı olmayan her yaştaki kadınlarda ve 69 yaşın üzerindeki erkeklerde kullanılmasının yararını gösteren hiçbir kanıt olmadığını bir kere daha ortaya koydu. Üstelik, sağlıklı insanlarda gereksiz yere kullanılan bu ilaçların yarattıkları önemli ekonomik kayıplar yanında, çok ciddi yan etkilere sahip olabilecekleri unutulmamalı. İLAÇ YAN ETKİLERİ GİZLENİYOR Birçok ilacın yan etkilerinin önemsenmemesini ve gizlenmesini bir tarafa bırakalım; yeni çıkan birçok ilacın çok ciddi yan etkileri olduğu, ölümlere yol açabildikleri çok sayıda insan tarafından kullanıldıkça anlaşılmaktadır. Bundan iki yıl kadar önce Vioxx isimli romatizma ilacı binlerce insanın kalp krizi ve felç yüzünden ölümüne yol açtığı anlaşıldığından piyasadan çekilmişti. Geçtiğimiz günlerde de İrritabl Bağırsak Sendromu tedavisinde kullanılan Zelmac’ın satışı bu yüzden askıya alındı. Aynı şeyler kolesterol ilaçları için de geçerli. Bunların da bazıları gizlenen, bazıları küçümsenen çok önemli yan etkileri var. Mesela, beynin gelişimi ve işlevleri için çok önemli bir madde olan kolesterolün kan düzeylerinin azalmasının yol açtığı sinirlilik, saldırganlık, hafıza kaybı, unutkanlık, iktidarsızlık, intihara teşebbüs, polinöropati... gibi çeşitli nörolojik ve zihinsel belirtiler prospektüslerde yazılı değil. Kas şikayetlerinin bu ilaçları alanların yüzde 1’inden daha azında görüldüğü bildiriliyor, ancak bunun doğruluğu çok şüpheli. Hayvan deneylerindeki kanser yapıcı etkileri de yabana atılacak gibi değil. Aman dikkat, hapı yutarken hapı yutmayalım.
27.04.2007
Etiketler:
Ahmet Aydın,
Ahmet Rasim,
dayatma,
gerçekler,
günah keçisi kolesterol,
ilaç şirketleri,
kolesterol manifestosu,
kolesterol yalanları,
Mevlüt Durmuş
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)