25 Temmuz 2007 Çarşamba

Kolesterol ilaçlarının küçük yan etkisi: KANSER


25 Temmuz 2007 http://www.iyibilgi.com/haber.php?haber_id=28720

Kolesterol ilaçlarının küçük yan etkisi: Kanser
Hayykitap’tan yeni çıkan “Bir Masalmış Kolesterol” kitabı tıp dünyasını sarsacak… Her sene üreticilerine 26 milyar dolar kazandıran kolesterol düşürücü ilaçlar hakkında gizlenen bazı gerçekleri yazıyor kitap. Mesela, yan etkileri şunlar: Hafıza kaybı, kalbi zayıflatma ve kanser… iyibilgi özel

Kitabın yazarı organik kimya uzmanı Shane Ellison kolesterol düşürücü statin ilaç grubunun, tedavi etmeyi vaad ettiği hastalıktan daha ölümcül olduğunu ifade ediyor. Yazara göre, ilaçların bu özelliği ders kitaplarında yer almalı. İşte yılın tıp kitabından çarpıcı bir bölüm:
“Statin grubu ilaçların gizlenen tehlikeleri
Statinle, “tedavi” hastalıktan daha ölümcül olduğu için ders kitaplarında yer alması gereken bir olgudur. Statin grubu ilaçların tehlikesi hakkında pek konuşulmaz, çünkü ilaç firmaları tehlikeleri hekimlere bildirmezler.
The British Medical Journal (BMJ), gözden geçirilen 164 statin deneyinden sadece 48’inde ilacın bir veya birden fazla yan etkisini gösterdiği hasta sayısının raporlandığını yazmıştır29. Aynı senaryo, FDA onaylı Baycol, Vioxx ve piyasadaki çoğu ilaç için de geçerlidir.
Amerika Birleşik Devletleri Genel Muhasebe Bürosu’nun 1990 tarihli raporuna göre, reçeteli ilaçların yüzde 51’inde, onay sürecinden önce saptanmamış olan yan etkiler mevcuttur30. The New York Times gazetesi kısa süre önce FDA üyesi David Graham’ın bu konuyla ilgili verdiği ifadeyi yayınlamıştır. Senato Finans Komitesi’ne ifade veren 20 yıllık FDA emektarı Graham, FDA’yı açıkça suçlayarak, “Bu ülkenin tarihindeki, hatta dünya tarihindeki en büyük ilaç güvenliği faciasıyla karşılaştık” demiştir31. USA Today gazetesine göre ilaçların yan etkileri 2004’te, tarih boyunca görülen en yüksek rakama ulaşmıştır32.
Kamuoyu ve çoğu hekim bilmez ama kolesterol düşüren ilaçlar yaşamı tehdit edebilir33. Prof. Dr. Uffe Ravnskov ve arkadaşları, İç Hastalıkları Arşivi Dergisi’nde yayınlanması için bir makale gönderdiler. Makalede, sağlıklı kişilerle yapılan üç deneyden ikisinde (EXCEL ve AFCAPS/TexCAPS), kolesterol düşürücü ilaç kullanılmadığında hayatta kalma şansının daha yüksek olduğunu göstermişlerdir34. Ancak makalenin dergide yayınlanması reddedilmiştir.
Statinlerin, konjestif* kalp yetmezliğine yol açacak şekilde CoQ10’yu düşürme yeteneklerinin de üzerinde durulması gerekir. Kalbimiz, nispeten güçlü kaslardan oluşmuştur ve görevini yerine getirebilmek için büyük miktarda enerjiye ihtiyaç duyar. CoQ10, kalpte bu enerjinin üretimini garantileyen yaşamsal bir maddedir. Ayrıntılı açıklarsak, kalbin kasılmak için harcadığı güç, yaklaşık olarak sizin tenis topunu sıkıştırmak için harcayacağınız güç kadardır. Sol ventrikül (karıncık) vücudun tümüne kan pompalamak zorunda olduğundan, duvarları kalındır, oysa atriumların (kulakçık) duvarları nispeten daha incedir. İnsan vücudunda yaklaşık 5 litre kan bulunur. Kalp bir saatte 280 litre kan pompalar. Bu da 24 saatte 7 bin 200 litre, yılda 2 milyon 688 bin litre demektir! Bu talebin bilinmesi, kalbin yeteri kadar enerjiye sahip olmasının önemini idrak etmemizi sağlayacaktır. Kalbin enerjisini statin kullanımıyla CoQ10 enzimlerini etkisizleştirerek düşürmek bir çeşit intihardır; ağır çekim bir intihar…
Düşük CoQ10 seviyesi, kardiyomiyopati olarak adlandırılan, kalp kasında güçsüzleşme nedeniyle konjestif* kalp yetmezliğine yol açar. Yani, statin kullanıcıları kalp krizi veya inme için mutlak risklerinde yüzde 3-4 azalma sağlarken belki de bu riski kardiyomiyopati riskiyle değiştirmekteler.
*Ç.N.: Konjestif kalp yetersizliği, kalbin yeterince kan pompalayamaz hale gelmesidir. Bunun sonucunda doku ve organlara giden kan miktarı azalır. Aynı zamanda kalbe toplardamarlardan kan dönüşü sağlanamadığından, kalbe dönen venlerde kan göllenir. Sol kalp yetersizliğinde ise kan akciğerlerde birikir.
Bu ölümcül yan etkiden kişinin CoQ10 desteği alarak korunabileceği öne sürülebilir. Ancak bu hipotezin statinlerin sebep olduğu kardiyomiyopatiden korunmak için etkin bir yöntem olduğu kanıtlanmamıştır. Bu konuda iddiaya girmek kalbiniz için zararlı olabilir. Kalple kumar oynamaya gelmez.
Statin grubu ilaçlar odaklanma ve hafızaya da zarar verir. Kolesterol, miyelin kılıfın (beyinde odaklanma ve hafıza için elektriksel mesajların taşınmasından sorumlu) bütünlüğünü sağlamada önemli bir maddedir. Kolesterol düşürülmesinin, dikkat ve hafıza üzerine olumsuz etkisinin olacağı mantıklı bir hipotezdir. Kolesterolde ciddi düşüşler yapan statin grubu ilaçların etkisini gözlediğimizde, yukarıda bahsedilen hipotezin doğru olabileceğini görürüz.
NASA astronotu, uçuş cerrahı, aile hekimi, ve “Lipitor- Hafıza Hırsızı”nın yazarı olan Dr. Graveline, 6 hafta Lipitor kullandıktan sonra hafızasını kaybettiğini iddia ediyor. İfadesinden, bir statin olan Lipitor’u kullandıktan sonra evini veya eşini tanıyamadığını öğreniyoruz. Hafıza kaybı bir keresinde altı saat sürmüş. İlacı kestikten sonra hafızasındaki bozukluk ortadan kalkmıştır.
Dr. Graveline bu tür deneyimler yaşamış tek insan değildir. Statin kullanmaktan kaynaklanan hafıza kaybı, CBS News televizyon kanalının dikkatini çekecek kadar yaygındır. CBS News, San Diego Kaliforniya Üniversitesi’nden Doç. Dr. Beatrice Golomb’un araştırma sonuçlarını yayınladı: “Düşünme yeteneğini [statin kullanımı nedeniyle] çok hızlı kaybeden insanlar görüyoruz. Hafıza kaybı o kadar hızlı ki, şirketlerde önemli bölümlerin başındaki kişilerin birkaç ay içinde çek defterini bile idare edemediğini ve işlerinden kovulduklarını görüyoruz”35.
Kolesterol düşürücü ilaçlar, kansere yakalanma olasılığını da arttırıyor gibi görünmektedir. Dr. Thomas B. Newman ve arkadaşlarının Amerikan Tıp Derneği Dergisi’nde yayınlanan çalışmalarına göre, tüm kolesterol düşürücü ilaçlar - hem ilk çıkan fibratlar (klofibrat, gemfibrozil) hem de daha yeni olan statinler (Lipitor, Pravachol, Zocor) - insanlarda kullanılan dozlara eşdeğer dozda, kemirgenlerde kansere yol açmaktadır36.
İlginç olan, hekimlere verilen referans kitabı PDR*’de bu gerçeklerin yansıtılmamasıdır. Örneğin PDR, “fibrik asit türevleri ve statinler ancak önerilen dozun 10 katı dozda alındığında yan etki olarak kanserin görülebileceğini” yazar.
(*PDR: Hekimlerin masaüstü referans kitabı. Hekim ve eczacıların başvuru kitabıdır, FDA tarafından onaylanmış ilaçlarla, onaylanmamış ancak Amerika Birleşik Devletleri’nde belli izinler çerçevesinde satılan bitkisel ilaçlara ait prospektüs bilgilerini içerir.)
FDA’da Metabolizma ve Endokrinoloji Ürünleri Bölümü başkan yardımcısı olan Dr. Gloria Troendle, kolesterol düşürücü gemfibrozil’in, kullananlarda ölüm riskini arttırdığı defalarca gösterilmiş olan ilaçlar sınıfına dahil olduğunu ifade etmektedir. Dahası, Troendle FDA’nın uzun vadeli kullanım için gemfibrozil kadar kansere yol açan herhangi bir ilacı onayladığına inanmadığını ifade etti.
Gemfibrozil ile ilgili endişeleri başkaları da paylaşıyor. Dr. Elizabeth Barbehenn, bunu “Fibratlar insanlar için potansiyel kanserojen olarak değerlendirilmeli ve kanserojen potansiyeli, gemfibrozil’in yarar-zarar değerlendirmesinin bir parçası olmalı.” sözleriyle ifade ediyor.
Bu gerçekleri görmezden gelen, ilaç sektörünün finanse ettiği FDA, danışma kurulu üyelerinin çoğu aksi yönde görüş belirttiği halde, bu ilaçlara onay vermiştir! Daha açık bir ifadeyle, kurula kolesterol düşürücü gemfibrozil’in kalp hastalığını önlemede onay alıp almaması gerektiği sorulduğunda, sadece dokuz üyenin üçü lehte oy kullanmıştır. Maalesef, bu oylar sadece “danışman” oyudur ve FDA kuruldan çıkan oylara bakmaksızın gemfibrozil’in insanlarda kullanımı için onay verme kararı almıştır.
Kemirgenlerden insanlara kanser bulgusunun uyarlanması çok belirsizdir. Bu, kolesterol düşürücü ilaç taraftarlarının argümanıdır. Bu argüman, sadece insanlar üzerinde yapılan deneylerde de kanser oranında artış görülürse doğru kabul edilir. Aslına bakarsanız, bilim adamlarının gördüğü de tam olarak budur.
Lancet dergisinde yer verilen makalede Sheperd ve arkadaşları PROSPER deneyi hakkında şöyle yazıyor: “Yeni kanser olguları, pravastain (Pravachol) kullananlarda, plasebo (yani ilaç kullanmayanlar) grubundakilerden daha çoktu”37. Benzer bulgular CARE deneyinde de vardı. Deney sonuçlarına göre, Pravachol (Bristol-Myer Squib firmasının ürettiği kolesterol düşürücü ilaç) kullanan kadınlarda meme kanserinde belirgin oranda artış (göreceli riskte yüzde 1500 artış) görüldü38.
Kolesterol düşürücü ilaçların ne şekilde kansere yol açabileceğine dair bir mekanizma aydınlatılmıştır. Boston’daki Beth Israel Deaconess Tıp Merkezi’nden Dr. Michael Simons’un Nature Medicine dergisinde yayınlanan makalesi, statinlerin damar endotel büyüme faktörü (VEGF) adı verilen bir maddeyi taklit ettiğini göstermiştir. Biyokimyasal VEGF yeni damarların büyümesini (anjiyogenez adı verilen olay) teşvik eder. Yeni damar büyümesi arterlerin büyümesine yardım ederken, bu yarar kanserin ilerleme potansiyeli nedeniyle olumsuza dönüşür.
İngiliz Kanser Dergisi, VEGF’nin kolorektal kanser yayılımında önemli rol oynadığını bildirmiştir. Mevcut tümörü olanlarda, VEGF ve VEGF’yi taklit eden bileşikler hastanın hayatta kalma süresini ciddi olarak düşürür 39, 40.
Kolesterol düşüren ilaçların insanlarda kullanılan olağan dozlarda kansere yol açma potansiyeli hiçbir zaman temel bilgi olarak kabul görmeyecektir. İlaç firmalarının yürüttüğü kolesterol düşürücü ilaç deneyleri genellikle kısa süreli –yani 5 yıl veya daha kısa- planlanır.
Kanserin ortaya çıkması uzun zaman alır. Aşırı derecede fazla sigara içmek dahi 5 yıl içinde akciğer kanserine yol açmaz 41, ama yine de sigaranın akciğer kanserine neden olduğunu kabul ederiz. Statin deneyleri sadece 5 yıl sürdüğünden, bu yan etki “radar”dan kaçacaktır.
Danimarka Üniversitesi’nden araştırmacılar, 50 yaşın üzerindeki kolesterol düşürücü ilaç kullanıcılarının yaklaşık yüzde 15’inde, statin kullanımının doğrudan sonucu olarak sinir hasarı şikayetleri olacağını bildiriyorlar. 42
USA Today gazetesi “Statinler devletin itiraf ettiğinden çok daha fazla insanı öldürdü ve zarar verdi” diye yazdı.43
Kolesterol düşürücü ilaçların yan etkilerine ait liste, rabdomiyoliz ve erektil fonksiyon bozukluğunun, kolesterol düşürücü ilaç kullanımının olası sonuçları arasında olduğunu belirterek devam ediyor.
Neyse ki, kolesterol düşürücü ilaç kullananların yüzde 50’si olumsuz yan etkileri nedeniyle ilacı bir sene içinde bırakıyor. Hekimlerin statin deneylerini birincil bilgi kaynağı olarak kullandığını göz önüne alırsanız, kolesterol düşürücü ilaç kullanmaya devam eden diğer yüzde 50’nin, belki de kendilerinin de kurbanı olacakları ciddi yan etkiler hakkında bilgi sahibi olacağını düşünmek pek mümkün değildir.
Tehlikeleri görmezden gelen Forbes (bir yatırım dergisi olduğuna şaşırmamalı) dergisinde ise şöyle yazmaktadır: “En yüksek risk grubundaki hastalar daha agresif tedavi (statin) görmelidir, yani bu ilaçların daha yüksek, daha pahalı dozlarını” 44.
Bu tür ifadeler bana uzman kimliğine bürünmüş yüksek maaşlı uşakların 1970’li yıllarda kanseri önlemek adına sigara kullanımını nasıl teşvik ettiklerini hatırlatıyor:
“Eski bir atasözü değiştirilebilir: Günde bir paket sigara akciğer kanserini uzak tutar*”. -Dr. Ian Macdonald, U.S.News&World Report’dan, Kaliforniya Tıp Başkanı.
*Ç.N.: İngilizce atasözü, “an apple a day keeps the doctor away” şeklindedir. Türkçe’ye “günde bir elma doktoru uzak tutar” şeklinde çevrilebilir.
Yukarıdaki bu ifade, “kalp hastalıklarını önlemek için kolesterolümüzü düşürmeliyiz” iddiası kadar saçmadır.
İlaç üreticileri ve istatistik canbazları göreceli risk azalmasını kullanarak hekimlerin ve hastaların gözlerini boyamaktadır. Kolesterol düşüren ilaçların yan etkilerine baktığımızda bunu çok daha belirgin olarak görürüz. Hiçbir koşulda yararlar risklerden ağır gelmiyor, o zaman bunu iddia edenler acaba hangi terazi ile tartıyorlar? Sakın ilaç firmasının terazisiyle olmasın?”
Referanslar:
29. Law, M.R. et al. Quantifying effect of statins on low-density lipoprotein cholesterol, ischemic heart disease, and stroke: systematic review and meta-analysis. British Medical Journal. 2003 June 28; 326 (7404):1423.30. Strom, Brian L. Potential for Conflict of Interest in the Evaluation of Suspected Adverse Drug Reactions. Journal of the American Medical Association. 2004; 292: (DOI 1.1001/jama.21.2643)31. Harris, Gardiner. F.D.A. Failing in Drug Safety, official asserts. The New York Times. November 19, 2004.32. http://www.usatoday.com./money/industries/health/drugs/2005-03-13-fda-usat_x.htm33. Cohen, S.Jay. Over Dose. 2001.ISBN 1-58542-123-5.34. Uffe Ravnskov, et al. Letter to Archives of Internal Medicine. Submitted on July 20, 2002.35. O’Fallon, Ill ., May 24, 2004. CBS Evening News. “Statins’ Mind-Boggling Effects.”36. Newman, Thomas B.et al. “Carcinoma of Lipid-Lowering Drugs.” Journal of the American Medical Association. January 3, 1996-Vol 275, No.1.37. Shepard, J. et al. Pravastatin in elderly individuals at risk of vascular disease (PROSPER): a randomized controlled trial. Lancet. 2002 Nov 23:360 (9346):1623-30.38. Sacks FM, Pfeffer MA, MOye LA, Rouleau JL, Rutherford JD, Cole TG, Brown L, Warnica JW, Arnold JM, Wun CC, Davis BR, Braunwald E. the effect of pravastatin on coronary events after myocardial infarction in patients with average cholesterol levels. Cholesterol and Recurrent Events Trial investigators. New England Journal of Medicine. 1996 Oct 3; 335 (14): 1001-9.39. Akagi K.et al. vascular endothelial growth factor-C (VEGF-C) expression in human colorectal cancer tissues. Br. J Cancer. 2000 Oct; 83 (7): 887-91.40. Aug 29 (Reuters Health). Nature Medicine September, 2000; 6: 965-966, 10004-1010.41. Ravnskov, Uffe. Statins as the new asprin. Letters. British Medical Journal. 2002; 324:789 (30 March)42. Julie Appleby, Steve Sternberg, USA Today. 08/20/2001.43. Sternberg, Steve. USA Today. 08/20/2001.44. http://www.forbes.com/healthcare/2004/07/12/cx_mh_0712mrk.htmlBu haber 28 defa okundu. -->

24 Temmuz 2007 Salı

Kolesterol ilaçlarını çöpe atın

24 Temmuz 2007 http://www.iyibilgi.com/haber.php?haber_id=28616

Kolesterol ilaçlarınızı çöpe atın!
Kolesterol ilaçları kalp hastalığını önlemiyor; yaşam süresini uzatmıyor. Kısacası, bu haplar boşuna içiliyor. Hatta, ölümcül yan etkileriyle vücuda ciddi zararlar veriyor. Shane Ellison, dilimize “Bir Masalmış Kolesterol” ismiyle çevrilen kitabında bu ilaçların gerçek yüzünü gösteriyor.

Yazar, statinler veya fibratlar adıyla anılan kolesterol düşürücü ilaçların kalp hastalıklarını veya erken ölümleri önlemediğini aşağıdaki satırlarıyla ispatlıyor.

Statinler işe yarıyor mu?
Yüksek maaşlı uşaklar kolesterol düşürücü ilaçları “yeni aspirin” olarak nitelendiriyorlar. Barron’s kitabının yazarı Bill Alpert, aynı florür gibi, statinlerin de içme suyuna katılmasını önermektedir.
Bu çok konuşup az düşünen profesyonel işportacılara benim önerim, ahmaklıklarını tedavi etmek için ayak bileklerine tuğla bağlayarak yüzmeleridir. Suyu bu şekilde kullanmak ahmaklık için göreceli riski yüzde 100 azaltır. Tuğlalı yüzücülerin tuğlasız yüzücülere kıyasla mutlak toplam ölüm oranından bahsetmeyeceğim, zira “pek de umurlarında değil çünkü statin deneyleri göz önüne alındığında mutlak oranları ihmal etmeye hevesli oldukları görülüyor”. Belki de suçlu değiller. Belki istatistik canbazlarının yanlış bilgilendirdiği kurbanlar.
Eğer yaşamda tek bir mutlak varsa, bu da hekimlerin kalbi atan herkese statin reçete ettiğidir. Statinler yeni aspirin olmaktan uzak, ilaç endüstrisinin yeni “problem çocuğu” olmaya daha yakındır. Ancak, bunu bir hekime anlatmak, ergenlik çağındaki kızınıza hamburgerin içinde neler bulunduğunu anlatmaya benzer; ikisi de dinlemek istemeyecektir.
Statin grubu ilaçların etkinlik ve güvenliğini ölçmek için, çalışmalardaki hasta grubuna bakabiliriz: orta yaşlı beyaz erkekler veya başka bir deyişle aptal beyaz erkekler (bir ilaç deneyi için GÖNÜLLÜ olmayı ister miydiniz?).
Statinlerin etkinliğini ölçmek için göreceli riskten ziyade, toplam ölüm oranında mutlak risk azalmasına bakılırsa, statin deneylerinin, erken ölümleri önlemede etkin olmadığı görülecektir. Mutlak değere bakmak aynı zamanda bu ilaçlarla düşürülen kolesterolün kalp hastalığının sebepleriyle ilişkili olmadığını da kanıtlayacaktır.
Mesela örnek olarak Crestor (rosuvastatin)’u alın. Crestor kolesterol düzeyini düşürür, ancak herhangi bir etkinlik gösterememiştir. Zira, kullananların mutlak ölüm oranında yüzde 0 azalma sağlamıştır.
Diğer statin deneyleri de aynı eğilimi gösterir. Prof. Dr. Joel Kauffman, öğrencilerine WOSCOPS deneyi boyunca, 5 yıl süreyle Pravachol (pravastatin) kullananlarda mutlak toplam ölüm oranında sadece yüzde 0.9 azalma olduğunu anlatmaktadır. Oysa Pravachol ilacının tacirleri toplam ölüm oranında yüzde 22’lik azalma olduğunun çığırtkanlığını yapmaktadırlar.
Birçok kişi Pravachol’ün erken ölümü önlemediğini, sadece kalp krizi ve inmeyi önlediğini söyleyebilir. Bu yanlıştır. Kalp krizi ve inme göz önüne alındığında, PROSPER deneyinde Pravachol’ün daha önceden kalp damar hastalığı belirtisi göstermeyenlerde kalp krizi ve inmede azalma sağlamadığı (birincil koruma olarak adlandırılır13); hastalık belirtisi bulunanlarda yüzde 4.3 mutlak risk azalması sağladığı (ikincil koruma olarak adlandırılır14) görülmüştür.
LIPID adıyla bilinen statin deneyinde de benzer sonuçlar alınmıştır. İsminin açılımı “İskemik Kalp Hastalığında Pravachol ile Uzun Süreli Müdahale” olan LIPID çalışmasında, toplam ölüm oranında mutlak yüzde 3.1’lik basit bir azalma görülmüştür. Buna rağmen Pravachol tacirleri, ilacın çığırtkanlığını toplam ölüm için göreceli risk azalması oranını kullanarak, yüzde 21 rakamını telaffuz ederek yaptılar.
En iyi niyetli statin deneylerinden olan ve raporlaması etik görünen HPS (Kalp Koruma Çalışması)’de Zocor (simvastatin) kullananlarda toplam ölümde mutlak risk azalması sadece yüzde 1.8 olmuştur. Zocor ilacıyla gerçekleştirilen diğer bir deneyde, 4S çalışmasında, kullanıcılarda toplam ölümde mutlak risk azalması yüzde 3.3 olmuştur. Zocor tacirleri ise toplam ölümde göreceli risk azalması olan yüzde 29’un çığırtkanlığı yapmaktadırlar.
ASCOTT-LLA (Anglo-İskandinav Kalp Sonuçları Deneyi - Lipid Düşürme Kolu) çalışması, Lipitor (atorvastatin)’un yararlarını ortaya koymak için tasarlanmış, ancak kullanıcılarda mutlak ölüm oranında azalma yüzde 0 olmuştur. Kalp krizi ve inmedeki mutlak risk azalmasına bakıldığında, Lipitor 3.3 yılda yüzde 1.2’lik küçük bir azalma sağlamıştır15. Lipitor tacirleri ise bu ilacın çığırtkanlığını yaparken…. canları nasıl istediyse o şekilde pazarlamışlardır.
Lipitor reklâmları en dürüstlerinden sayılır. İlanların arkasında küçük (gerçekten küçük) harflerle basılan yazıda Lipitor’un “Kalp hastalığını önlediği kanıtlanmamıştır” ibaresi bulunmaktadır. Yanlış duymadınız, gerçekten böyle16.
Weston A. Price Vakfı’nın himayesinde, Pfizer’in Lipitor ilanlarında yer alan küçük harflerle basılı ifade. Son cümleye dikkat edin
Önemli bilgi,
LIPITOR (atorvastatin kalsiyum), reçeteyle satılan, kolesterolü düşürmek amacıyla diyetin yanı sıra kullanılan bir ilaçtır. LIPITOR herkes için uygun değildir; karaciğer hastalığı bulunan veya muhtemel karaciğer problemleri olanlar, emzirenler, gebeler veya gebe kalma olasılığı olanlar kullanmamalıdır. Lipitor’un kalp hastalığını veya kalp krizini önlediği kanıtlanmamıştır.
Lipitor’un etkisizliğini gösteren en son statin deneyi Pfizer tarafından finanse edilen TNT’dir. Çalışmada, düşük doz Lipitor alanlarda ortalama LDL-kolesterol düzeylerinin 101 mg/dL’ye, yüksek doz alanlarda ise 77 mg/dL’ye düştüğü görülmüştür. Ortalama 4.9 yıllık takip süresi sonunda, toplam ölüm oranında mutlak risk azalması yüzde 0’dır17. Ne düşük doz ne de yüksek doz grubunda erken ölümler önlenememiştir! Lipitor tacirleri bu gerçeği görmezden gelerek koroner vakalarda göreceli riskte yüzde 20 azalma görüldüğünün yaygarasını yapmaktadırlar. Ayrıca, yüksek doz (80 mg/dL) Lipitor kullananlarda göreceli ölüm riskinin yüzde 40 arttığını gizlemektedirler18.
Bu aldatıcı istatistiklerin şifresini çözemeyen itaatkâr medya, LDL-kolesterolü kastederek “düşük seviye daha iyidir” sloganının çığırtkanlığını yapmaktadır. Mutlak ölüm oranını azaltmadaki yetersizliğe resmi cevap, ilaç endüstrisinin beslediği araştırmacıların düşünme tembelliğini göstermesi açısından çarpıcı bir örnektir:
“Ölüm oranının kanıtlandığı, LDL düzeyini düşürmenin toplam ölüm oranını düşürdüğü varsayımını yapmak zorundayız”.-Dr. John La Rosa, TNT çalışmasının baş araştırmacısı
Statin ilaç çalışmaları bir araya geldiğinde statin kullanımının herhangi bir yarar sağlamadığı gösterilmiştir. Therapeutic Initiatives araştırmacıları, PROSPER, ALLHAT-LLT, ASCOT-LLA, AFCAPS ve WOSCOPS olmak üzere 5 büyük statin deneyinin meta-analizini19 yapmışlardır. Bu çalışmalardan derlenen veri havuzunda, kalp damar hastalığı bulgusu olmayanlarda statinlerin toplam ölümde yüzde 0.3’lük mutlak risk azalması sağladığı (birincil koruma)20 görülmüştür. Kalp krizi veya inmeyi önleme açısından, 5 çalışmanın verileri statinlerin bu hastalıkları sadece yüzde 1.4 oranında önlediğini göstermiştir.
LIPS, PROSPER, GREASE ve HPS’yi kullanarak yapılan meta-analizde, kalp damar hastalığı bulgusu görülenlerde statin kullanımının toplam ölümde yüzde 1.8 mutlak risk azalması sağladığı (ikincil koruma) görülmüştür.
Statin ilaç çalışmalarının kanıtladığı tek şey, statinlerin HMG-CoA Redüktaz adı verilen bir enzimi engelleyerek kolesterolü düşürdükleridir. Ancak, bu ilaçlar kolesterolü ne kadar düşürürse düşürsün, bu etkinin kalp hastalığı, kalp krizi veya inme sebepli erken ölümleri önlemede herhangi bir faydası olduğunu gösteremediler.
Bazı uzmanlar, bazı deneylerde elde edilen, toplam ölüm mutlak risk oranında yüzde 3-4 azalmanın dahi anlamlı olduğunu söyleyerek itiraz edeceklerdir. İlaçların tehlikeli yan etkilerini ve düşük kolesterolün zararlarını göz önüne aldığınızda, kafalarını çalıştırmaya zahmet etmemiş olduklarını göreceksiniz.
Bilimsel açıdan, neden yüzde 3-4’lük bir azalma olduğunu sormak önemlidir. Daha sonraki araştırmalara göre, statinlerin anti-inflamatuar etkilerine bağlı olarak (kalp hastalığı da inflamatuar bir hastalıktır) küçük bir yarar sağladığını görüyoruz 21. Neyse ki, aynı yarar olumsuz yan etkileri olmayan veya pahalı etiketler taşımayan doğal kaynaklar kullanıldığında da elde ediliyor. Anti-inflamatuar besinlerden bazıları balık yağı (özellikle EPA yağ asidi), alfa lipoik asit, yeşil çay, zencefil ve yüzde 95 üzüm çekirdeği ekstresidir (proantosiyanidin sağlar).
Anti-inflamatuar besinleri kapsül şeklinden ziyade gıdalardan almanız daha uygun olur. Takviye hapı kullanmak iyi beslenmenin yerini tutamaz. Ne var ki, bazen yaşam biçimleri iyi beslenmeye imkan tanımıyor.
Takviye hapı kullanmanın besinlerle karşılaştırıldığında tek bir üstünlüğü var gibi görünüyor. Kapsül halindeki besin desteklerinin biyoyararlanımları (ağız yoluyla alınan besinin kana geçme düzeyi) bazen besin kaynağına göre artmış olabiliyor. Bu durum yeşil çay ve üzüm çekirdeği ekstresinde bulunan “flavonoller” için gösterilmiştir22. Klinik Beslenme Dergisi’nde “çay polifenolleri kapsül şeklinde alındığında, flavonol emiliminin arttığı ve çay polifenollerinin siyah çay veya yeşil çay şeklinde tüketilmesi ile karşılaştırıldığında, plazma antioksidan aktivitesinde küçük ama anlamlı bir artışa yol açtığı” vurgulanmaktadır.”
Referanslar:
13. Therapeutics Initiative. Evidence Based Drug Therapy. Statins Benefit for Secondary Prevention Confirmed. What is the optimal dosing strategy? Therapeutics Letter. July-September 2003. The University of British Columbia. http://www.ti.ubc.ca/.14. Therapeutics Initiative. Evidence Based Drug Therapy. Do Statins Have a Role in Primary Prevention? Therapeutics Letter. April-May-June 2003. http://www.ti.ubc.ca/. 11. Therapeutic Initiative. “Evidence Based Drug Therapy. Statins benefit for secondary prevention confirmed”. Therapeutics Letter. July-September 2003.15. Kauffman, JM. Bias in Recent Papers on Diets and Drugs in Peer-Reviewed Medical Journals. Journal of the American Physicians and Surgeons. 2004; 9(1).16. Courtesy of Mary Enig of Weston A. Price foundation.17. Toplam ölüm oranı düşük doz atorvastatin grubundayüzde 5.6, yüksek doz atorvastatin grubunda yüzde 5.7 idi. 18. O’Riordan M. Treating to New Targets: A new era in the treatment of established coronary heart disease. TheHeart.org, 9 Mar 2005. Düşük doz grubundakilerin yüzde 2.5’inin, yüksek doz grubundakilerin ise yüzde 2’inin koroner nedenlerle öldüğüne, bunun da röltif riskte yüzde 20 azalmayı gösterdiğine dikkat ediniz.19. Araştırmacıların, çeşitli istatistiksel hataları düzeltmesine ve iki değişken arasındaki gerçek ilişkiyi hesaplamak için çalışmalardaki sonuçların biraraya toplanmasını sağlayan bir istatistik yöntemi.20. Therapeutics Initiative. “Evidence Based Drug Therapy. Do Statins Have a Role in Primary Prevention?” April-May-June 2003. The University of British Columbia. http://www.ti.ubc.ca/. 21. American Heart Association. Inflammation, Heart Disease and Stroke: The Role of C-Reactive Protein. http://www.americanheart.org/. Accessed August 15, 2002. miyao Matsubara, Katsuhiko Namioka and Shinji Katayose. Decreased plasma adiponectin concentrations in women with low-grade C-reactive protein elevation. European Journal of Endocrinology (2003) 148 657-662. Libby P et al. Inflammation and atherosclerosis. Circulation 2002; 105:1135.22. American Journal of Clinical Nutrition. Vol 80, no 6, pp1558-1564. http://www.nutraingredients.com/news/ng.asp?id=56712.
iyibilgi

10 Temmuz 2007 Salı

Statinler kalp krizini tetikler mi!



Kolesterol ilaçları kalp krizine mi neden oluyor?
SAĞLIK SERVİSİ http://arsiv.sabah.com.tr/2007/07/10/haber,4DC7E8D1F1874737A6311AE718CADD38.html

İngiltere'de yayınlanan British Medical Journal adlı dergide geçtiğimiz günlerde yer alan araştırmaya göre, kalp hastalıklarına karşı düzenli olarak kullanılması önerilen kolesterol düşürücü statin grubu ilaçları kullanan kişilerin yüzde 1'inde kalp krizi gözlendiği ve bunların yaklaşık dörtte birinin öldüğü açıklandı. Melbourne Üniversitesi'nden Prof. Dr. Stephen Bolson, statin grubu ilacın 6'ncı aydan sonra hiçbir faydasının olmadığını açıkladı. Prof. Bolson, kalp ritim bozukluğu ve düşük tansiyon sorunu olan kişilerin de bu ilaçları uzun süre kullanmasının yüksek risk taşıdığını söyledi. Türkiye'den uzmanlar ise araştırmayı tatmin edici bulmadı.


'İKTİDARSIZLIK YAPAR'

Ankara Tıp Fakültesi Farmakoloji Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cankat Tolunay, "Uzun süre ve yüksek dozda statin erkekliğin azalmasına bile yol açıyor" dedi. Karadeniz Teknik Üniv. Öğretim Üyesi Doç. Dr. Merih Baykan ise statinlerin yan etkilerinin tolere edilebilir olduğunu belirtti.


YORUM:
SANIYORUM Kİ TERCÜMEDE BİRAZ HATA VAR. STATİNLERLE BİRLİKTE BETA BLOKERLERDE ARAŞTIRMAYA DAHİL EDİLMİŞ. GAZETE HABERİ KISALTMAYA ÇALIŞTIĞI HABER EKSİK VE YETERSİZ KALMIŞ.
ORJİNAL İNGİLİZCE HABERİ http://www.news.com.au/story/0,23599,21949007-36398,00.html VEYA http://64.233.183.104/search?q=cache:juYSvB1yzu8J:www.medicalsearch.com.au/News/Fed_Some_heart_drugs_could_do_more_harm_than_good-26610+Stephen+Bolson+STAT%C4%B0NS&hl=tr&ct=clnk&cd=3&gl=tr OKUYABİLİRSİNİZ. STATİNLERLE BİRLİKTE BETA BLOKERLERDE DEĞERLENDİRİLMİŞTİR. ARAŞTIRMAYI YAPAN PROFESÖR ADI YANLIŞ YAZILMIŞ : Stephen Bolsin, associate professor and specialist1, MAKALE : Stephen Bolsin, Mark Colson, and Myles Conroy
blockers and statins in non-cardiac surgery
BMJ, Jun 2007; 334: 1283 - 1284 ; doi:10.1136/bmj.39217.382836.BE

24/06/2007 - Drugs given to patients after surgery to prevent heart attacks and strokes could actually cause side effects such as low blood pressure, an Australian researcher says.
The drugs known as beta blockers and statins are administered to about 100 million adults around the world each year before, during and after surgery is performed on any part of the body except the heart.
The drugs are used to prevent heart complications and to help lower blood pressure.
But Stephen Bolson, an anaesthetist and associate professor of patient safety at the University of Melbourne, said about one per cent of such patients were at risk of cardiac complications such as heart attacks and strokes, and about one in four would die each year.
Writing in the latest edition of the British Medical Journal (BMJ), Prof Bolson said the benefits of using the drugs after surgery were unclear at best, and at worst could cause complications.
Prof Bolson said he had written an editorial for BMJ two years ago on the same subject and his current research called into question the effectiveness of the drugs.
"In the late 1990s, there was some rather misleading and probably disingenuous research that was undertaken in America which suggested that beta blockers were useful for patients undergoing non-cardiac surgery to prevent cardiac complications," Prof Bolson said.
"But it wasn't really well-designed research and more recent evidence has continued to call that into question."
Prof Bolson said two studies from Denmark and the UK since then had reported no drop in the rates of death or several other serious complications, such as heart attack, heart failure, and stroke 30 days after surgery in patients receiving beta blockers.
Another study found no benefit six months after surgery, and a trial currently underway had so far not reported any beneficial effects, he said.
"If you are going to use these drugs routinely, you will end up treating more patients than you would otherwise for these complications of low blood pressure and low heart rate," he said.
"We know that low blood pressure can cause complications in the peri-operative (post-operative) period."
But one of the early US studies showed there could be also be complications in patients who had been on beta blockers and then suddenly stopped taking them, he said.
"These drugs are not cheap and treating their complications also incurs added expense and we think there is a lot of expensive treatment going on with no good evidence for it.
"If you are already on those drugs, then you should continue during your surgical course.
"But if you are not on them, there is no evidence that starting them will help you at all."
Source: AAP NewsWire

9 Temmuz 2007 Pazartesi

Yumurta ve kolesterol yalanına hala inanıyor musunuz?....


Yumurta yemeyin, 8 bardak su için gibi önerilere itiraz
AA
ALINTIDIR.

"Kolesterolü artırdığı için yumurtadan, şişmanlattığı için karbonhidrattan uzak durmalı ya da günde 8 bardak su içmeli" gibi önerilerin doğruluğu tartışılıyor. Doğu Washington Üniversitesi'nden fizyolog Wendy Repovich, kolesterolü yükselteceği efsanesinin yumurtanın sarısında bulunan kolesterol miktarının diğer ürünlerden daha fazla olması nedeniyle ortaya çıktığını, oysa yumurtada sağlık riski yaratacak oranda bir kolesterol olmadığını söyledi.Karbonhidratın şişmanlattığı konusundaysa Repovich, ortalama ölçülerde karbonhidratın kilo aldırmadığını söyledi. Repovich, günde 8 bardak su içme önerilerine ilişkin olarak da insanların günlük kaybettikleri suyu yerine koymak için günde 2 litre su içmelerinin şart olmadığını belirtti. Repovich, su ihtiyacının beslenmedeki diğer kaynaklardan da karşılanabileceğini kaydetti.

MEVLÜT DURMUŞ'UN YORUMU: Konu hakkında bilgiler teorik olarak oldukça eksik, meraklı araştırmacılar yumurtanın kolesterolü düşürdüğüne ilişkin bir çok literatüre erişebilirler. Yapılan bazı çalışmalar insanlara duyurulmasa da, yumurtanın kan kolesterolünü düşürdüğünü de göstermiştir. Fakat çok bildiğini iddia eden bazı kardiyologlar konuya girmeyi dahi uygun görmezler, tartışamazlar.....

BKZ: Mevlüt Durmuş (2007). Manifesto: Çarmıha gerilen molekül ve modern bilimin kolesterol masalları.Platin yayınları. 2007 Ankara.

31 Mayıs 2007 Perşembe

Kolesterole iftira atılmış!...


Bazı Araştırmalar Kolesterolün Ömrü Uzattığını Ortaya Koyunca Tıp Dünyası Karıştı

Kolesterole iftira atılmış!
Yeni Aktuel Sayı 99





Gıda ve ilaç sanayi her gün yeni bir kolesterol düşürücü ürün çıkarırken, bilim dünyası ikiye bölündü. Bir yanda yüksek kolesterolün kalp damar hastalıkları riskini arttırdığını iddia edenler, diğer tarafta kolesterolün yaşam için vazgeçilmez olduğunu söyleyenler...
Bu konuda iki kitabı bulunan uzman biyolog Mevlut Durmuş'a göreyse tüm kolesterol ilaçlarının bir an önce yasaklanması gerekiyor.
Gazetelerin sağlık sayfalarından check-up değerlendirmelerine kadar neredeyse tüm uzmanlar "Yüksek kolesterol, kalp ve damar hastalıklarının bir numaralı sebebidir ve en acil önlem hayvansal gıdaların kesilmesidir" dedikçe, başta yumurta ve tereyağı olmak üzere bu tür besinlerin satıldığı reyonların önünden bile korkuyla geçer olduk. Hayatları boyunca sütü kaymaksız, pirzolaları yağsız yemeyen aile büyüklerinin uzun ömürleriniyse "eski toprak" olmalarına bağladık. Ancak sağlık kontrollerinde de kolesterol düzeyleri normal çıkınca, aklımızda soru işaretleri belirmeye başladı.
Ülkemizde sık olmasa da son yıllarda dünyada bu soruları cevaplayan bilimsel araştırmalar yoğunlaşıyor. Ne var ki bu bilimsel çalışmaların sonuçları "Yüksek kolesterol kötüdür" ezberini temelden sarsacak nitelikte. Ülkemizdeyse, başta Cerrahpaşa Tıp Fakültesi öğretim görevlilerinden Prof. Dr. Ahmet Aydın ve Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta olmak üzere kimi doktorlar, kolesterolü temize çıkaran söylemleriyle dikkat çekiyor.
Son olarak "Çarmıha Gerilen Molekül: Kolesterol" isimli kitabında uzman biyolog Mevlut Durmuş, kolesterol düşürücü ilaçların tümden yasaklanması gerektiğini savunuyor. "Kolesterol vücudumuzun temel yapı taşları arasındadır ve yüksek kolesterolle kalp ve damar hastalıkları arasındaki risk bağı tamamen geçersizdir" diyen Durmuş, bu tezini şöyle açıklıyor: "Kolesterol ve diğer lipitlerin (yağlar) kan yoluyla taşınması için proteinlerle yapmış oldukları değişik bileşimlere 'lipoprotein' adı verilir ve lipoproteinlerin değişik grupları vardır. Kanda bu bileşimlerden bağımsız dolaşan tek kolesterol molekülüne bile rastlayamazsınız. Dolayısıyla, tek başına yararlı ya da zararlı kolesterolden de bahsedilemez. Bunun için kolesterolün içinde bulunduğu lipoprotein tipinden söz etmek gerekir. Günümüzdeki kolesterol değerlendirmeleriyse 'su yararlı ama içindeki hidrojen zararlı' demek kadar saçmadır."
"Kolesterol yüksekliği değil, küçük partiküller öldürür"
İstanbul Üniversitesi Kardiyoloji Enstitüsü'nden Prof. Dr. Vedat Sansoy ise Durmuş'un tersine, kolesterol yüksekliğinin ciddi bir risk olduğunu savunuyor. Halk arasında "kötü kolesterol" olarak bilinen LDL (düşük yoğunluklu lipoprotein) ile kalp ve damar hastalıkları arasındaki bağlantının bilimsel bir gerçek olduğunu ve istisnaların bu gerçeği değiştiremeyeceğini söyleyen Sansoy bu konuda şunları söylüyor: "LDL değerleri yüksek olduğu halde kalp ve damar rahatsızlığı olmayan uzun ömürlü örnekler bulunabilir. Ama bunlar, çoğunluk üzerinde fark yaratacak kadar fazla değildir. Yüksek LDL'nin kalp hastalıkları açısından önemli bir risk faktörü olduğunu gösteren en son olgulardan biri de Finlandiya'da yaşandı. Sabah akşam tereyağıyla beslenen Finlandiyalılar'ın kolesterol değerleri 200-300 dolayındaydı ve kalp hastalıkları görülme sıklığı da çok yüksekti. Yapılan kampanyalar neticesinde, toplum doğru beslenme bilincini kazandıkça, yani tereyağı sofralardan çekildikçe, kolesterol seviyeleri de düşmeye başladı ve sonunda kalp hastalıklarında da fark edilir bir azalma gözlendi."
Buna karşılık Mevlut Durmuş düşük kolesterol değerlerlerinin ölüm riskini arttırdığına dair araştırmalar da olduğunu belirtiyor: "Ölüm oranları ve kolesterol düzeyleri arasındaki en son araştırmalardan biri de çok yakın bir zamanda Graziona Onder ve grubu tarafından yapıldı. Araştırmacılar, 65 ve 81 yaşlarındaki 6894 hastayı, kolesterol düzeylerine göre çeşitli gruplara ayırdı ve toplam beş yıl boyunca bu grupları izledi. Sonuçta kolesterol düzeyi 160 mg/dL'nin altında olan hastaların yüzde 5.2'sinde ölüm görülürken, bu değerin 240 mg/dL ve üzerinde olduğu bireylerin sadece yüzde 1.7'si hayatını kaybetti. Yani, düşük kolesterolü olanlarda ölüm riski, yüksek kolesterollülere göre üç kat fazlaydı."Asıl sağlık problemlerinin kolesterolün hücreler tarafından sentezlenmesini sağlayan gerekli yağların yeterince alınmamasından kaynaklandığını belirten Durmuş, "Bu durumda, kolesterolün bulunduğu lipoprotein grupları yeterince büyüyemez ve hücreler tarafından yapıtaşı olarak sentezlenemez. Metabolizma söz konusu küçülmüş lipoprotein partikülünün yağ açığını tamamlamaya, partikülü kullanılabilir hale getirmeye çalışır. Bunu yapamadığı zaman zorunlu olarak, küçülen ve kullanılmayan partikülü bulunduğu yerde etkisiz hale getirmeye çalışır! İşte damar sertliği de burada başlar. Çünkü, yağ bileşenleri azalmış partikülü yok etmeye çalışırken, küçülmüş ve reaksiyona yatkın partiküller uzmanların aterom plakları dedikleri köpüksel bir oluşum meydana getirir."

Mevlut Durmuş'la aynı görüşü paylaşan uzmanlar kolesterol düşürücü ilaçların, kolesterolün kendisinden daha zararlı olduğunu düşünüyor. "Başta yeni bir antibiyotik bulmak üzere geliştirilen statinler (kolesterol düşürücüler) kas, böbrek ve sinir hücrelerinde kalıcı zararlara yol açabilir" diyor Mevlut Durmuş. Kitabında yer alan ve 2004'te Amerikan Tıp Derneği Dergisi'nde yayımlanan araştırmaya dayanarak, bu durumun en çok böbrek hastalarını etkilediğini iddia ediyor. Araştırma sonuçlarına göre diyalize giren hastalar için düşük kolesterol, yüksek ölüm riski demek.
Statinlerin zararlı olduğunu söyleyen tek uzman Mevlut Durmuş değil. ABD'deki North Carolina Üniversitesi'nden tıp profesörü Nortin Hadler de iyibilgi.com isimli internet sitesinde yayımlanan söyleşide şunları dile getiriyor: "Bugüne dek yapılmış en kapsamlı çalışma yüksek kolesterollü 3 bin erkek üzerinde gerçekleştirildi. Bu denekler beş yıl boyunca her gün bir statin kullandılar. Diğer taraftan kontrol grubundaki benzer nitelikteki 3 bin erkek plasebo ilaç kullandı. Deneyin sonunda iki grup arasında kalp-damar hastalıklarından ölme riskinin aynı olduğu görüldü. Statinler, ailesinde genç yaşta kalp hastalığı vakası görülen insanlarda kalp krizi riskini azaltıyor. Ancak bu çok küçük oranda bir hasta gurubunu işaret eder. Bu verilere bakarak kalp krizi geçirmiş hastalarda statinlerin yararlı olduğunu söyleyebilirsiniz. Ancak diğerleri için olası yarar çok marjinaldir ve klinik olarak anlamsızdır." Mevlut Durmuş, statinlerin ayrıca yaşlanmayı hızlandırdığını ve psikolojik rahatsızlıklara neden olduğunu belirtiyor: "Finlandiya Ulusal Sağlık Enstitüsü'nce 29 bin Finlandiyalı üzerinde yapılan araştırmaya göre kolesterolün düşük olmasının, majör depresyon sebebiyle hastaneye yatma riskini arttırdığı saptanmıştır."

28 Mayıs 2007 Pazartesi

Statinler testesteron hormonunu azaltıyor, işte ispatı???....



Kolesterol hapının ilginç yan etkisi: Testesteronun (erkeklik hormonu) düşmesini sağlıyor. Testesteron fazlalığı rahatsızlığı olan ve bu nedenle çocuk doğuramayan bayanlar için kullanılabiliyor.





Kolesterolü düşürmek için kullanılan bir ilacın, fazla erkeklik hormonu salgıladığı için çocuk sahibi olamayan kadınların hamile kalmasına yardımcı olduğu iddia edildi. KISA ADI 'PCOS' Erkeklik hormonu (testosteron) salgısı normalin üzerinde olduğu için bebek sahibi olamayan kadınlara müjdeli haber, ABD'den geldi. Yale Üniversitesi Tıp Fakültesi doktorları, yüksek kolesterolü düşürmek için kullanılan bir ilacın, kısa adı "PCOS" olan bu rahatsızlığa iyi geldiğini belirtti. İlacın, testosteronun salgılanmasını azaltıp, bu hastalıktan mustarip kadınların hamile kalmasına yardımcı olduğu iddia edildi.
BELİRTİSİ 'TÜYLENME' Her yıl milyonlarca kadını etkileyen PCOS'ye, kolesterolü düşüren bir ilacın çare olması, tıp dünyasında geniş yankı buldu. ABD'li doktorlar, söz konusu rahatsızlığın belirtilerini ise şöyle tarif etti: Akne oluşumu, düzensiz adet dönemi, kalp rahatsızlığı, yüz ve vücudun çeşitli bölgelerinde aşırı tüylenme... PCOS'nin, kadınlarda en sık rastlanan hormonal düzensizlik olduğu belirtildi.
DIŞ HABERLER

17 Mayıs 2007 Perşembe

Kolesterol düşürücülerin hücre ölümlerine neden olduğu (statinler-CETP inhibitörleri) yavaş yavaş anlaşılıyor

Kolesterol düşüren ilaçlar, kolesterolü yüksek olan hastalarda değil, kanserlerde kullanılsa daha iyi olur!
Mevlüt Durmuş


http://www.haber3.com/haber.php?haber_id=182331
den alınmıştır.

YORUM: Yeni kolestrol ilacı rafa kalktı, oysa ne büyük umutlarla statinlere alternatif gösterilip çok reklam yapılmıştı!..Söz konusu CETP inhibisyonuna dayalı ilaç, HDL den LDL ye lipit ve kolesterol transferini engelleyecek ve LDL-kolesterol düzeyi de böylelikle düşecek ama HDL yüksek kalacaktı...Ayakta rüya gören araştırmacıların sonu gerçekten komik....

Tıp dünyasının merakla beklediği yeni kolestrol ilacı projesinden neden vazgeçildi?Dünyanın en büyük ilaç şirketi Pfizer, tıp dünyası tarafından sabırsızlıkla beklenen kolesterol düşürücü 'Torcetrapib' adlı ilaç projesini durdurmak zorunda kaldı. Bağımsız denetleme kurulları tarafından yapılan testlerde bazı denekler öldü, bazıları da ciddi kalp problemleri yaşadı. Dünyanın en çok satan kolesterol hapı Lipitor ile Pfizer'in ilacını karşılaştıran araştırmada, Torcetrapib alan hastalardan 82'si öldü, Lipitor'da bu sayı 51'de kaldı. Bağımsız uzmanlar, araştırmanın derhal durdurulmasını önerdi. Pfizer, tam 800 milyon dolar araştırma bütçesi ayırdığı projeyi geri çekti. İyi kolesterol HDL'nin seviyesini artıran Torcetrapib, Pfizer'e, önümüzdeki yıllarda pazardaki gücünü artırma avantajı sağlayacak bir projeydi. Avustralya Kalp Araştırmaları Enstitüsü ve Illuminate Çalışması Kurulu Başkanı Dr.Philip Barter 'Her şeyin beklendiği gibi gittiğine inanıyorduk, ilacın belirlenmiş potansiyel faydaları açısından ve bu yeni bilgi tamamen bizim için sürpriz ve üzücü oldu' dedi.

2007'DE PİYASADAYDI
Pfizer Yönetim Kurulu'nun yeni Başkanı Jeffrey Kindler, henüz iki gün önce düzenlediği araştırma toplantısında yüzlerce analiste yaptığı açıklamada, klinik araştırmalar sonucu elde edilen bilgilerin desteklemesi durumunda gelecek yıl ilacın pazara sunulması için başvuru yapacaklarını ifade etmişti ancak umutlar suya düştü.BORSADA ÇÖKÜŞE GİRDİPfızer, Torcetrapib'i, dünyada en fazla satılan ilaç olan ve ABD patent korumasını 2011'de kaybedecek kötü kolesterol düşürücü Lipitor ilacıyla birleştirmeyi planlamıştı. İlaç için 800 milyon dolarlık araştırma bütçesi ayıran Pfizer, 2005-2007 tarihleri arasında en çok satan ilaçlarından bir kısmının patent sürelerinin dolması nedeniyle yaklaşık 14 milyar dolar para kaybedecek. Şirket, bu zararı kapatabilmek için 242 ilaç geliştirdiğini ve bunlardan en çok güvendiklerinin Torcetrapib olduğunu açıklamıştı. Bu olay şirketin planlarını suya düşürdü. Böylece, firmanın 7 milyar dolarlık proje ve hisse senetlerinin değer altı satışlarıyla birleşti. Pfizer borsada da büyük zarar etme tehlikesiyle karşı karşıya kaldı.
Akşam & Reuters Edward Tobin