HDL iyi kolesterol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
HDL iyi kolesterol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Mart 2010 Pazar

İyi kolesterolü yükseltmek (HDL-k) hiçbir işe yaramıyor(muş)!...


Bazen haklı çıkmak sevindirmez,

tam tersine sizi üzer...

(Amerika'yı yeniden keşfedenlere...)



İyi kolesterolü yükseltmek (HDL-k) hiçbir işe yaramıyor(muş)!...

Bazılarına yeni gibi gelecek bilgiler, bizi ve sitemizi takip edenler için ‘miş’li geçmiş zaman hikayesi…

Uzun zamandır devam eden ‘ACCORD’ adlı çalışmanın[1] sonuçları nihayet yayınlandı, sonuçlar bize göre normal. Fakat özellikle ‘şekeri yüksek hastalara ille de kolesterol ilacı yazacağım, HDL’yi yükseltirsem bütün sorunlar bitecek’ diyenleri oldukça üzecek. Profesör Henry Ginsberg ve ekibinin çalışmalarına göre, iyi bildiğimiz ve bizi koruyacağını düşündüğümüz HDL’yi yükseltmek; özellikle şeker hastalarında hiçbir işe yaramıyor, kalp damar hastalıkları riskini azaltmıyor, beyin damarlarının tıkanmasını da engellemiyor[2].

Bu durumu daha önce Prof. Dr Ahmet Aydın, Prof. Dr Altan Onat ve bizler defalarca söylemiştik[3]. Fakat bizi dikkate almayıp “mutlaka yabancı kaynak-araştırma istiyorum” diyen bazı uzmanlarımız biraz sıkılacaklar!...

Haberin basına yansıması şöyle:Klinik deneyler, şeker hastalarında iyi kolesterolü artırmanın ve tansiyonu normal seviyeye indirmenin, şeker hastalarını kalp ve damar hastalıklarına yakalanma riskine karşı korumadığını gösterdi. ABD hükümeti tarafından finanse edilen "Action to Control Cardiovascular Risk in Diabetes" (ACCORD) adlı geniş bir araştırmanın çerçevesinde, ABD ve Kanada'da yaşayan, 40 ile 79 yaş arasındaki 10 binden fazla şeker hastası üzerinde yapılan iki önemli klinik deneyin neticeleri bugün yayımlandı. Bu hafta sonu ABD'nin Georgia eyaletindeki Atlanta kentinde Amerikan Kardiyoloji Koleji'nin 59'uncu yıllık konferansında açıklanan neticelere göre, hastalar 5 yıl boyunca iki antilipemik ilaç grubu olan statin ve fibrat kombinasyonu tedavisine tabi tutuldu ve tansiyonları normal seviyeye indirildi. Düşük yoğunluklu lipoprotein kolesterol yani "kötü kolesterol" (LDL) düzeyini düşüren en etkin ilaçlar statinlerdir. Fibratlar ise yüksek yoğunluklu lipoproteinleri yani "iyi kolesterol" (HDL) düzeyini artırır. Deneyleri yürüten yetkililerden ve New York Columbia Üniversitesinden Profesör Henry Ginsberg, deneylerin, statin ve fibrat kombinasyonu tedavisinin risk taşımadığını ama bu tedavinin şeker hastalarında kalp damar hastalıklarına yakalanma riskini ve bu hastalıklara bağlı olan kalp krizi ve beyin damarlarının tıkanması riskini ortadan kaldırmadığını gösterdiğini vurguladı.’[4]

Biz bunu yıllardan beri biliyorduk, hiç şaşırmadık[5] aslında….

Şimdi bize düşen basit görev ise bazılarına sadece ‘günaydın’ demek…

Günaydın beyler!

Günaydın Amerika…...


Mevlüt Durmuş

Biyolog

www.kolesterolmasallar.blogspot.com


KAYNAK VE DİPNOTLAR

[1] http://www.nhlbi.nih.gov/health/prof/heart/other/accord/q_a.htm

[2] http://content.nejm.org/cgi/content/full/NEJMoa1001282

[3] http://kolesterolmasallar.blogspot.com/2009/12/iyi-kolesterol-hdl-kolesterol-nasl-kotu.html

[4] http://www.sabah.com.tr/Dunya/2010/03/14/iyi_kolesterolu_artirma_ise_yaramiyor

[5] Mevlüt Durmuş(2009). Kolesterol ve Akıl Oyunları. Hayykitap. İstanbul

19 Temmuz 2009 Pazar

Yağlı besinler, iyi dediğimiz HDL-kolesterolü nasıl yükseltir?



Akıl oyunları da, akıl tutulması
kadar ilginç bir kavramdır…
Fakat akıl oyunlarının ilginç bir özelliği vardır.
Akıl oyunlarını
sadece insanlar oynayabilir.
Diğer canlılar akıl oyunu oynamaz!
'Kolesterol ve Akıl Oyunları'
kitabından....

Yağlı besinler, iyi dediğimiz HDL-kolesterolü nasıl yükseltir?

Kolesterol konusunda gizli paradoksların açıklanıyor, tek tek ortaya çıkıyor olması, kolesterol ve yağları tek parametrede suçlayan araştırmacıları gelecekte çok kötü üzecek gibi görünüyor[1]. Çünkü bilim ‘nasıl’ sorusunu sormayı unuttuğunda, bizce artık bilim olmaktan çıkmıştır. Ve günümüzde bilim, sorgulamaktan uzak, kapitalizme dayalı, dedikodulara ve söylemelere göre yapılmaktadır… Balık yağı, yumurta, et, tam yağlı süt, tereyağı, fındık, fıstık, ceviz, badem gibi besinler, önceleri size söylenenlerin tam tersine HDL-kolesterolünüzün yükselmesi için gerçekten de iyidir[2]

Günümüzde hala, söz konusu besinsel yağlarla, kan yağlarının arttığını söyleyenler ise ya uluslar arası bilimsel yayın dedikodularının kurbanıdır ya da bilerek isteyerek, kasten kendi çıkarlarını korumak adına yalan söylüyordur… Bu durumu açıklamanın başka bir yolu olsun isterdim fakat maalesef yok. Çünkü çoğu bilim adamı dışarıdan gelen yayınları okuyorlar ve okudukları üzerinden karar veriyorlar. Çoğu araştırmacı 'gözlem', ‘deney’ ve ‘deneysel kontrol’ kavramını unutmuş durumda.

Şüphe ve sorgulama yok...

Şüphe ve sorgulama olmadan bilim adamı olunabilir mi, o ayrı bir tartışma. Fakat yıllardan beri yumurtayı yasaklayıp, sonra durumun hiçte göründüğü gibi olmadığını anlamak, hem bilim adamlarının kendileri açısından, hem de olanları insanlara açıklamak açısından oldukça kötü bir durum olsa gerek.

Bilim böyle bir duruma nasıl düşürülebilir?

Bu durumda insanların bilim adamlarına ve doktorlara güvenmelerini nasıl beklersiniz? Yarın kolesterolü yüksek sıradan bir insan gidip günde 1-2 kilo kırmızı et yedikten sonra kolesterolünün artmadığı tam tersine düştüğünü görürse, kendisine kırmızı eti yasaklayan bilim adamlarına bir daha güvenir mi dersiniz?

Biliyor musunuz karaciğer hücreleriniz çok ciddi zarar görmemişse, bütün yağlı yiyecekler az veya çok mutlaka kandaki HDL-kolesterolü yükseltir! Yani bütün yağlı besinlerin kan yağlarını yükselttiği, HDL-kolesterolü düşürdüğü koca bir yalandır!

Ve bu bilimsel kılıfa büründürülmüş, gizlenmiş bir yalanı anlayabilmenin mantıksal kuralları bellidir.

Bazı lipit taşıyan farklı partiküllerin bazıları hücre içinde, bazıları hücre dışında yani kan damarlarında dolaşırken oluşur. Hücre içi partikül oluşum ve kandaki oluşum birbirinden çok ama çok farklıdır. Fakat maalesef ‘yağlar suçlu’diyen bazı dostlarımız, partikül oluşumlarındaki bu farklı durumu bir türlü göremez.

Kötü olarak tanımladığımız partiküller (VLDL, LDL) hücre içinde oluşurlar ve kana verilirler. Yine kötü olarak tanımladığımız LDL partikülleri kanda dolaşırken sürekli küçülürler (small LDL).

İyi olarak tanımladığımız HDL ise tamamen hücre içinde oluşmaz. Hücre dışında olgunlaşmak ve büyümek zorunda olan bir partiküldür. Yani bu partiküller tamamıyla hücre içinde oluşmazlar, (HDL) hücre yüzeylerinde bulunan yağları ve farklı kanallardan (besinsel) gelen yağları kullanırlar. Kısaca hücre yüzeyinde önceden oluşmuş kolesterolünüz yoksa ve yeteri kadar farklı lipoproteinlerden gelen kolesterol ve yağ asitleri yoksa, HDL ve HDL kolesterol oluşamaz…

Kötü kolesterol taşıyıcısı LDL partikülü ve iyi kolesterol taşıyıcısı HDL partikülü birbirinden zıt şekilde oluşurlar… Yani kötü olarak bildiğimiz LDL partikülü ve LDL-kolesterol hücre içindeki yağlarla oluşur, olgunlaşır ve daha sonra kan damarlarına geçer…..

Fakat bu durum iyi kolesterol taşıyıcısı olarak bildiğimiz HDL partikülü için geçerli değildir… HDL partikülü ve HDL-kolesterol tamamen hücre içinde oluşmaz. Tam tersine HDL partikülünün çoğunluğu kanda oluşur, yani HDL partikülü hücre dışında oluşmak, lipitlerini hücre dışından ve hücre yüzeyinden toplamak, ancak böylelikle olgun bir HDL partikülü olmak zorundadır…Hücre içi kolesterol ve yağların, HDL partikülüyle doğrudan bir ilişkisi yoktur... HDL partikül ve HDL-kolesterol düzeyi sadece hücre yüzeylerindeki (hücre zarları) ve farklı kanallardan (besin ve diğer partiküller) gelecek kolesterol ve yağ asitlerine bağımlıdır...














Şekil .1: HDL partikülü oluşumu
HDL partikül oluşumunun büyük kısmı hücre içinde değil, kanda dolaşırken gerçekleşir. Bunun için farklı kaynaklardan gelen lipitlere-yağlara ihtiyaç vardır. Farklı kaynaklardan gelen lipitler az
ise HDL oluşumu yavaşlayacak, HDL partikülleri olgunlaşmayacak veya partiküller küçük kalacaktır.
[3]


İşte bu nedenle hala kardiyoloji dünyasınca yağların yasaklanıyor olmasının bilimsel bir temeli yoktur. Kardiyologlar ilerleyen zamanlarda çok zor durumlara düşecektir ve kardiyoloji bilimine duyulan güven sarsılacaktır...

Günlük kalori ihtiyacınızın (1500-2000 kalori) çoğunu hiç çekinmeden yağlardan ve yağlı besinlerden oluşturduğunuz, karbonhidratlardan gelen kaloriyi (beyaz ekmek, şeker, makarna vs) azalttığınız takdirde kan yağlarınız yükselmeyecek, tam tersine azalacaktır. Önemli olan kendiniz için belirlenen kalori miktarını aşmamaktır.

Yapmanız gereken sadece bir beslenme uzmanına gidip günlük kalori ihtiyacına göre, karbonhidratlardan biraz uzakta duran; yağlı, etli, vitaminli, proteinli bir diyet listesi hazırlamaktır...

Bilim adına dedikodu yapmayın, yalan söylemeyin…

Gerçekten yüreğiniz yetiyorsa, bilimsel araştırma cesaretiniz varsa deneyin ve kendi gözlerinizle görün!…

Mevlüt Durmuş
Uzm. Biyolog


Kaynak ve Dipnotlar
[1] Mevlüt Durmuş (2009). Kolesterol ve Akıl Oyunları. Hayy Kitap. Acil Serisi.
[2] http://www.beslenmebulteni.com/ Prof. Dr. Ahmet Aydın
[3] Gary F. Lewis, Daniel J. Rader (2005). New Insights Into the Regulation
of HDL Metabolism and Reverse Cholesterol Transport. Circulation Research.
2005;96:1221 (Şekil değiştirilerek alınmıştır)