3 Eylül 2008 Çarşamba

Kolesterol ilaçları (statinler) neden aptallaştırıyor?



Kolesterol ilaçları (statinler) neden aptallaştırıyor?

Kolesterolden yüksekliğinden değil,
kolesterolsüz kalmaktan korkmamız
gerekir.
Mevlüt Durmuş





The Wall Street Journal’da Dr. Orli Etingin ‘kolesterol düşürücü olarak kullanılan (statinlerin) kadınları aptallaştırdığı’ söylüyor[1].

Major depresyon, intihar eğilimi, konsantrasyon bozuklukları ve düşük kan kolesterol düzeyi[2] mortalite (ölüm) gibi konular ise şimdilik sadece konunun uzmanlarınca biliniyor, kardiyologların ise hiç duymak ve bulaşmak istemediği bir konu!

Dr. Orli Etingin’in gözlemlerinde haklılık payı var mı? Dr. Orli Etingin’in gözlemleri haklı ise sinir ve beyin sisteminin mutlaka bir şekilde etkilenmiş olması gerekir. Kardiyoloji dünyasının çok sevdiği statin ilaçları beyinde ne yapıyor ki, insanlar bu ilaçları kullanırken beyni bulanıyor ve aptallaşıyor?

Beyin, kolesterol ve kolesterol düşürücü ilaçların birbirleriyle bağlantısı nedir?

-------------

Birçok vatandaşımız, kolesterol konusunu çok iyi bildiğini vurgulamak amacıyla hemen ortaya çıkar ve konuşur: “Kolesterolü karaciğer yapar”. Bazen doktorunuz size, zamandan kazanmak için kısaca şunu söyler: “Sizin karaciğeriniz fazla kolesterol yapmış ve kolesterolünüz yükselmiş”. Vay canına!..

Karaciğer önemli bir organdır ve elbette kolesterol üretir.

Fakat çoğu uzmanın genel olarak söylemediği bu nedenle insanlarında haklı olarak bilmediği bir şey daha vardır: Karaciğer dâhil, bütün doku ve organlarımız kolesterol molekülleri üretmek zorundadır. İyi, kötü, güzel, çirkin, yakışıklı, metroseksüel gibi kolesterole ithaf edilen çeşitli sıfatlara takılmazsanız, evrensel kolesterol molekülünün tekliğini, sahip olduğumuz bütün organizmanın aynı kolesterol molekülünü ürettiğini ve kullandığını da görmüş olursunuz!

Böbrekleriniz, dalağınız, kaslarınız, üreme hücreleriniz aklınıza gelen ve gelmeyen bütün doku ve hücreleriniz kolesterol üretmek ve mutlaka kullanmak zorundadır. Kolesterol üretmeyen veya kolesterol kullanmayan hücrelerin yaşama şansı zaten hiç yoktur.

Sinir ve beyin[3] sistemi de buna elbette buna dâhildir.

Karaciğer dışı çoğu organların kolesterol üretimini küçümsemek için “yok öyle bir şey” veya ‘var ama kolesterol üretim miktarı az’ şeklinde ayak oyunlarıyla bu konuyu asla geçiştiremezsiniz! Çünkü karaciğer dışında kalan organ, doku ve hücrelerimizde kolesterol üretimi yapılamadığı veya yeterli olmadığı zaman çeşitli problemler ortaya çıkar. Düşüncelerimize göre yaşlanmaya başladığımız, zekâ ve hafızamızın en fazla zorlanmaya başladığı anlar işte bu zamanlarda ortaya çıkar. .

Özellikle karaciğer dışındaki organlar kolesterol molekülleri ortaya çıkaramıyor ve üretmiyorsa, bizim çok iyi, cici, mükemmel sıfatlarıyla tanımladığımız lipoprotein türü olan HDL veya HDL-kolesterolünüz de kanda bulunma şansı hiç olmaz! HDL adlı partikülün görevi, karaciğer dışında farklı doku ve organların oluşturduğu kolesterol moleküllerini taşımaktır. Yani karaciğer dışındaki organlar kolesterol üretmiyorsa bu durumda yaşamakta pek mümkün olmaz!

HDL kolesterolünüzün[4] istenilen düzeyde olup olmaması, bir anlamda karaciğer dışında kalan organlarınız kolesterol üretimine bağlıdır. Elbette iyi HDL parçacıkları ve HDL-kolesterol yüksekliği için tek faktör[5] bu değil, fakat çok çok önemli faktör! Dengeler öylesine hassas ki, düşünülenin tersine aşırı HDL yüksekliği de tehlikeli. Gereksiz HDL yükselmeleri tıpkı, LDL yüksekliği gibi sakıncalıdır ama çoğu zaman sizlere[6] bu durum doktorunuz tarafından söylenmez!

Yani hangi gerekçeyle olursa olsun HDL-kolesterol yüksekliği de öldürücü olabilir. Özetle HDL-kolesterolünüz yüksekliğine[7] de çok fazla güvenmeyin!

Yani hem HDL’niz, hem de LDL’nizin yüksek olması sizi hastalandırabilir!

Bu işte bir tuhaflık var değil mi?...

Neden ve nasıl olduğunu kavramadığınız zaman LDL veya HDL deki yüksek bulgular sizi hasta yapıyor.

Bu çok ciddi bilimsel sorun!...

--------------------

Kolesterol denilince kardiyologlar kalbi, dahiliye uzmanları karaciğeri düşünür!

Oysa nöroloji uzmanlarının aklına ise sürekli beyin ve sinir sistemi gelir.

Kolesterol konusu, kocaman fili sadece tek noktadan tanımlamaya çalışan onlarca farklı uzmanın çalıştığı bir konu gibidir bana göre. Aslında fikir çatışmaları da bu nedenle ortaya çıkar. Farklı konularda uzmanlaşmış araştırmacılarında karşılarına bilimsel bir sorun gelince, araştırmacılar konuyu sadece kendi açısından, kendi uzmanlık aynasından görür. Kardiyologlar, nörologlar, gerontoloji uzmanları (yaşlanma uzmanı), sitologlar (hücre bilimcisi) ve benim gibi sıradan biyologların (canlı bilimcisi) konuya bakışlarında bu nedenle çeşitli farklılıklar olabilir. Buna bilimsel çatışma diyebilirsiniz, bu her zaman olabilir!

Fakat çeşitli uzmanlar arasındaki görüş farklılıkları aşırı derinlik içermeye başladığı zaman, olayda bilimsel çatışma değil mecburen başka şeyler aramak zorunda kalırsınız!

Ben de haliyle bir biyolog olarak, kardiyologlar sadece karaciğerin ürettiği kolesterolü ön plana çıkarılıyorsa, diğer organların, böbreklerin, beyin sisteminin, üreme organlarının kolesterol üretip üretmediğini[8] sorarım!

Ve kardiyologların kolesterol düşürücü olarak kullandıkları statinlerin yani kolesterol yapımını engelleyen ilaçların, diğer organlardaki kolesterol üretimini, yapımını engelleyip engellemediğini öğrenmeye çalışırım!

Ve çoğunlukla da cevap alamam, çünkü cevap verilmez, bu aslında araştırılması istenmeyen top secret bir konudur?

Okuyucu olarak unutmamanız gereken nokta sadece karaciğer değil, bütün organlarımız kolesterol ürettiği gerçeğidir ve düşündüğünüzden çok daha önemlidir.

Bazıları için önemli olmasa da, sinir sistemi ve özellikle beynimizde, diğer organlara oranla çok büyük miktarda kolesterol vardır. İnsan beyninin yüz gramında, 2200 (ikibinikiyüz) mg’dan fazla kolesterol bulunur.

Yeni doğmuş bir bebek beyninin toplam ağırlığı yaklaşık 360 gr iken, gelişimini tamamlamış bir beyin ağırlığı 1400 gr’a ulaşır. Bebeklikten itibaren beynin içerdiği kolesterol miktarı da değişim gösterir ve 27 gr’dan 32,2 gr’a kadar çıkar[9]. İlginç ve şaşırtıcı olan bebeklikten başlayan değişime bağlı olarak vücut ağırlığı başına düşen beyin kolesterol miktarı ise 0,77 gr/kg’dan 0,49 gr/kg’a kadar düşer[10].

Sağlıklı bir beyin ve sinir hücreleri sadece kendisi için kolesterol üretmez, sahip olduğumuz kandaki HDL kolesterolü yükseltmek için, total kolesterol miktarının yaklaşık % 1’inin üretimine de ayrıca katkı sağlar.

Tahmin etmekte zorluk çekmeyeceğiniz gibi gençlik yıllarımız sırasında beyinde kolesterol sentezi son derece hızlı ve yüksektir. Fakat erişkinliğe ulaştığımızda beyin hücrelerimizin kolesterol sentez hızı düşmekte ve beyin hücrelerinin organizmayı ilgilendiren faaliyetlerinde de çok çeşitli yetersizlikler ortaya çıkmaktadır. .

Hatta can sıkıcı durum Alzheimer hastalarının beyinlerinin değişik bölgelerindeki bazı kolesterol ürünleri (24S hidroksikolesterol) miktarlarında da kontrollerle karşılaştırıldığında hafif azalma olduğu gösterilmiş[11], bu da dolaylı da olsa bu tip yaşlı hastalarda beyin hücrelerinde kolesterol yapımının (sentezinin) yeterli olmadığını ortaya çıkarması açısından son derece önemlidir.

O zaman beyin hücreleri, kandaki lipoprotein partiküllerinden (kolesterol taşıyan parçacıklardan) kolesterol alsın, bu iş bitsin diyeceksiniz değil mi?

Bu o kadar kolay değil!

Beyin hücreleri bunu yapamaz!

Beyin hücrelerinin, beyinsizliği de değildir sorun!

Beyin organı ve beyin hücreleri için kolesterol molekülleri, öylesine önemlidir ve değerlidir ki, kolesterol ihtiyacının karşılanması konusunda beynimiz diğer organların ve karaciğerin kolesterol üretim garantisine güvenmez. Hatta daha da ileriye gidip, dışardan gelebilecek kolesterol moleküllerine karşı hücresel bir set, bariyer oluşturur. Amaç bellidir başka yerde üretilen kolesterol molekülleri beyin hücrelerine gelmesin[12].

Anlayacağınız beyin hücreleri kendi kullanacağı kolesterolünü kendi sentezler: kandan ve kan lipoproteinlerinin hiç birinden hücrede kullanmak üzere kolesterol molekülleri almaz[13], alamaz!...

Birçok uzman, kandan ve lipoproteinlerden beyin hücrelerine kolesterol moleküllerinin geçmediğini aslında çok iyi bilir… Yani kan beyin bariyeri (blood-brain barrier) nedeniyle kandan hiçbir şekilde beyin hücrelerine kolesterol moleküllerinin geçmediğini mesleklerinin gereği olarak bilmek zorundalar zaten!

Kolesterol teorisinin ilk ortaya çıktığı zamanlardan şu ana kadar ortaya çıkan bütün bilimsel çalışmalarda, beyin gelişiminin devam ettiği gebelik dönemi dâhil, yeni doğanların bebeklik döneminde ve erişkinlerde LDL veya HDL kolesterol esterinin plazmadan beyne girişi hiçbir bilimsel çalışmada gösterilememiştir[14]. Merkezi sinir sistemine, yani beynimize dışardan kolesterol esterleri (kolesterol+yağ asitleri) ya da kolesterol molekülleri asla giremez[15].

Çoğu araştırmacı özellikle Nöroloji Uzmanları bu konuyu çok iyi bilir!

Fakat tesadüf bu ya bazı uzmanlar da bu kan beyin bariyerini bilmez!

O zaman da hiçbir bilimsel değeri olmayan araştırmalar ve komik, eğlenceli haberler ortaya çıkar.

Amaç sözüm ona yaşlı insanları kan kolesterol düzeyinin tehlikelerine karşı uyarmak adına yapılıyor gibi görünse de, gizli bir el insanları ilaç şirketlerine ve özellikle kolesterol düşüren statin ilaçlarına doğru yavaş yavaş yönlendirir.

Fakat kandaki lipoprotein ve kolesterol moleküllerinin beyin hücrelerine geçemeyeceğini biliyorsanız bazı bilimsel çalışmaları ve gazete haberlerini okurken sadece ve sadece gülersiniz. İşte yaşlı insanlarımızın yüreğine korku salan bana göre bazı uyduruk araştırma sonuçlarından ortaya çıkan bazı haberler.

—Kandaki yüksek kolesterol, sinir sistemine zarar verirmiş,(bariyersiz sinirler)
—Yüksek kolesterol hafıza kaybı yaparmış (bariyersiz hafıza)
—Kandaki yüksek kolesterol sağlıklı düşünmeyi engellermiş (bariyersiz düşünme)
—Yüksek kan kolesterol değerlerine sahip kişilerin, beyin hücreleri etkilendiği için bunama çok daha hızlıymış (bariyersiz bunama)
—Alzheimer gibi beyin hastalıklarında kan kolesterol düzeyinin yüksek olması beyin hücrelerinin çalışmasını bozuyormuş (bariyersiz beyin).

Blood-Brain Barrier konusunu, nöroloji uzmanlarının farklı alanlarda çalışan bazı meslektaşlarına hatırlatması gerekiyor bence!

Yayınlar öylesine sıklıkla çıkıyor ki karşınıza, tek parametrede yüksek kolesterol düzeyindeki yaşlıların daha çok yaşayabildiği gerçeği, Prof. Dr. Ahmet Aydın ve Prof. Dr. Rasim Küçükusta gibi uzmanların tüm uyarılarına rağmen[16] ortada kalıp kaynayıp gidiyor. Tek parametrede düşük kolesterollü yaşlı insanlarımızda ölüm sıklığının arttığını, düşük kolesterol düzeylerinde yaşlı insanların daha çabuk öldüğünü gösteren çeşitli çalışmalarda bu yoğunlukta unutulup gidiyor.

Beyin hücreleri mutlaka kolesterol üretmeli!..

--------------

Beyin hücreleri kolesterol üretmiyorsa ne olur?’sorusunun cevabı, düşüncelerimizin en trajik bölümünü oluşturuyor.

Normal şartlarda beyin hücrelerimizin, beynin ve merkezi sinir sisteminin çalışması için üretmiş olduğu tek bir kolesterol molekülü 5 yıllık bir yarılanma ömrüne sahiptir. Bunun anlamını bilmeyenler için mutlaka açıklamalıyız. Sinir sistemi ve beyin hücreleri 5 yıl içinde sahip oldukları bütün kolesterol moleküllerini yenilemek zorundalar (sadece 1400 gr’lık beyin hücrelerinin içerdiği kolesterol 5 yıl içinde yenilenmeli), beyin ve sinir hücreleri sahip olduğu kolesterol miktarını 5 yıl içinde yenilemek, yeni kolesterol molekülleri elde etmek zorunda. Kısaca organizma içindeki kolesterolün yarılanma süresinin anlamı bu.

Söz konusu kolesterol molekülleri nöron ve glial hücre zarlarında ve miyelin kılıfı olmak üzere iki önemli bölgede yerleşirler[17]. Beynimizde bulunan toplam kolesterolünün % 70’i sinirsel iletimde çok önemli rolü olan sinir hücrelerinin miyelininde bulunduğunu hatırlatalım. Ve tabiî ki bütün bu kolesterol miktarının beyin ve sinir sistemi hücrelerince ileride kolesterolü oluşturacak olan ilk moleküllerden (asetil Co A) sentezlenmek zorunda olduğu (novo sentez) unutulmasın.

Dolayısıyla dışardan besinsel olarak alınan kolesterol miktarının doğrudan beyin hücreleri üzerinde olumlu ya da olumsuz yönde rolü olmadığını, fakat sağlıklı yağ alımıyla diğer doku ve organlarındaki düzensizliklerin engellenebileceğini, bunun da beyin işlevlerini kolaylaştırabileceğini ifade etmiş olalım[18]. Özellikle yağ asitlerinin, proteinlerin ve şekerler gibi biyokimyasal maddelerin son yıkım ürünü olan asetil Co A adlı molekül, kolesterol yapımında gerekli ilk molekül olarak ortaya çıkar ve kan beyin bariyerini çok rahat geçebilir.

Ayrıca meraklıları için önemli bir konuyu vurgulamak zorundayız. Merkezi sinir sistemi hücrelerinde, yani beyin ve sinir hücrelerinde kolesterol üretim hızı, bildiğiniz bütün organlardan çok daha fazladır.Hücresel kolesterol üretim hızı’ deyince beyin ve sinir sistemi hücreleri karşısında, karaciğer hücreleri dâhil bütün hücreler çok gerilerde kalırlar. Nasıl denir; hani kendi aralarında yarış yapsalar beyin hücreleri yanında, diğer organlar arkalardan sürekli nal toplamak zorunda kalırlar[19].

Fakat işin can sıkıcı tarafı yaşlandığımız süre içinde bu yarışta göreceli olarak beyin hücrelerinin bu yarışı kaybedeceği gerçeğidir[20]. Yaşlandığımız süre içinde beyindeki kolesterol sentez hızı sürekli azalır, azalır…Her araştırmacı kan kolesterol düzeyine takılıp kalmıştır, çoğu bunu göremez.

Kardiyologlar başta olmak üzere, birçok bilim uzmanının gözden kaçırdığı sorunlar ise burada saklıdır.

Beyin başta olmak üzere bütün doku ve organlar zaman içinde hücresel kolesterol üretme (sentez) yeteneğini kaybederken, karaciğer organı bu genel durumun dışında kalabilir mi?

Bizce karaciğer hücreleri, bütün organizma hücrelerini etkileyen bu genel durumun dışında kalamaz, çünkü organizma bir bütündür!

Yani aslında karaciğerde yaşlandıkça fazla kolesterol üretmez!

Kolesterol yüksekliğinde, karaciğerin fazla kolesterol ürettiği düşüncesi ve bu konu üzerinde yapılan binlerce araştırmanın hepsi tamamen saçmalıktır ve çöpe gidecektir!

Bazıları kızmadan hemen açıklayayım; Karaciğer hücrelerinin kolesterol ve yağ üretimindeki eksiklik, total kolesterol düzeyi ile anlaşılmaz, karaciğerin salgılamış olduğu lipoproteinler üzerinde kolesterol molekülleri eksiklikleri ortaya çıkar ve bu nedenle araştırmacılar tarafından hiç fark edilmez (small LDL, small HDL vs).

Lipoprotein partikülünü oluşturan kolesterol dâhil bazı bileşenler zaman içinde mutlaka azalır, söz konusu sorunlu partiküller kullanılamaz ve kanda birikir. İşte bilimsel tartışmalara neden olan sorunlarda [21] burada başlar, kolesterol masalı kan damarlarına, beyin damarlarına doğru kaymaya başlar!

Total lipoprotein partikül hipotezinde[22] matematiksel olarak ifade edilmeye çalışılan, birkaç dostum hariç, çoğu bilim adamının göremediği asıl gerçek ise burada saklıdır. Organizmada normal sağlıklı bir insana oranla partiküllerinizin yapımında (anabolik nedenlerle) total anlamda lipit açığı vardır! Kanda görülen tek parametrelik yüksek kolesterol yapımla ilgili (anabolik) değil, tam tersine yıkımla ve kanda oluşan birikimle (katabolizma) ilgili bir sorundur.

İşte bu nedenle bize göre kolesterol ilaçları (statinler) dünya bilim tarihinin en büyük yanılgısı olarak ilerleyen yıllarda kayıtlara geçecektir. Çünkü tıp dünyası var olan bir sorunu, anabolik yolu engelleyerek statinlerle çözmeye çalışmaktadırlar ki, bu bilim adına saçmalamaktan başka bir şey değildir.

Yaşlandıkça doku ve organlarımızın sahip olduğu bütün hücreler, hızlı kolesterol sentezleme yeteneğini kaybeder. Buna karaciğerde dâhildir!

Yaşlandıkça beyin hücrelerimizde ortaya çıkan ve çeşitli beyin ve sinir sistemine ait rahatsızlıklarda bu durumun ilginç göstergeleri arasında yer alır.

Sinir sistemi ve beyin yeterli miktarda kolesterol molekülleri üretemezse ne mi olur?
İnanın bunu tahmin etmek, uzman olmayanlar için bile hiç zor değildir. Artık yaşlanmış, masum, belki biraz sinirli, kızgın fakat sevimli aile fertlerinizi incelemeniz, bu konuyu kavramak için yeterli olacaktır…

-------------

Beyinde üretilen kolesterolün %70’i sadece miyelinde kullanılıyorsa birçok sorunun cevabını çekinmeden sizler verebilirsiniz. Çünkü yaşlılarda görülen birçok nörolojik ve psikiyatrik hastalıkların temelinde miyelin bozulmaları vardır ki, bunu sizlere detaylı olarak nöroloji uzmanları anlatabilir. Biz kabaca yaşlılarda bunama, hafıza kaybı, nöropati gelişebildiğini açıklamakla yetinelim.

Zaman içinde organizmada hücresel (anabolik) olarak kolesterol sentezi azalıyor!

Bütün bu tersliklerin yanı sıra, kolesterol ilaçları yani statinler, bizim çok güvendiğimiz kan beyin bariyerini geçiyorsa gerçekten yandınız!

The Wall Street Journal’da Dr. Orli Etingin’in dikkat çekmeye çalıştığı nokta bu ve bizce çok önemli…

Yapılan çalışmalara bakılacak olursa kandan beyin hücrelerine kolesterol geçişi olmamasına karşın, özellikle statin türevi ilaçlar kan beyin bariyeri aşıyor ve beyinde kolesterol sentezini engelliyor gibi görünüyor! Yoksa başka türlü bu ilacı kullananlarda yan etki olarak neden sinirsel rahatsızlıklar ve nöropati oluşsun ki?

Yaşlı olduğunuz için kolesterol üretiminiz yetersiz olmasına rağmen, gittiğiniz doktorda size sadece kan kolesterol değerlerinize bakarak, kolesterol düşürücü bir ilaç yazmışsa gerçekten çok kötü şeyler olabilir?

En kibar deyimle insanlar bu durumda aptallaşır! Kolesterol ilaçlarının aptallaştırma etkisi de bizce burada başlar!

Dr. Orli Etingin işte bu noktada sonuna kadar haklıdır…

-----------------

Artık küresel ilaç şirketleri de işi iyice azıttı!

Henüz beyin, sinir sistemi gelişimini tamamlanmamış çocuklara bile kolesterol ilaçları vermek istiyorlar! Beyni gelişmeyen aptal bir nesil ortaya çıkması ilaç şirketlerinin sorunu değil ki, onlar kazandıkları paraya bakıyorlar!

Sadece çocuklar, kalp krizinden korkan insanlarda değil ilaç şirketlerinin hedefinde olanlar. Özellikle yaşlı insanlar üzerinde duruyorlar, yaşlı insanlarda merkezi sinir sisteminin, beynin ihtiyaç duyduğu kolesterol ilaç şirketlerinin umurlarında bile değil!

Son zamanlarda yaşlı insanlara kolesterol ilaçlarını satabilmek için yapmadıklarını bırakmıyorlar!

Yaşlı insanlarda varolan ölüm korkusunu sömürgeciliği ise tam bir komedi ve daha bitmedi. Söz konusu kolesterol düşüren ilaçlar bunamayı, hafıza kaybını, kalp kasları zayıflığını sözüm ona önledi, şimdi başka bir olayı ön plana çıkarmaya çalışıyorlar! Çok önceden söylendiği gibi yakında içeceğimiz suya da kolesterol düşürücü katmaya kalkarlarsa hiç şaşırmayın. Yaşlılara verilecek, çocuklara verilecek, orta yaşlılara verilecek! Çok ünlü kardiyologlarımıza göre, yüzyılın icadı sayılıyor bu ilaçlarımız!

Yani mucize bir ilaçmış bu statin adı verilen kolesterol düşürücüler…

Bilimin geldiği noktaya bir bakın, bilim artık mucizelere inanıyor!

Sanki vapurda jilet satıyorlar!

Bu ilaç sadece kolesterol yapımını durdurmuyormuş aynı zamanda dalağa, böbreğe, gözlere, uykusuzluğa, sinirlere, şekere, akciğer yetmezliğine, tansiyona, kansere, iktidarsızlığa iyi geliyormuş:- Aman Tanrım gerçekten bu ilaç gerçekten bir mucize!

Bir beyin hastalığı olan Alzheimer’a, kolesterol düşürücü ilaçlar nasıl olduğu anlaşılmaz bir biçimde iyi geliyor ve hastalara fayda sağlıyormuş:-Oh oh ne güzel?...

Sözde kolesterol sentezi durduran bu ilaç, inanılmaz bir şekilde Alzheimer hastalarında bulunan bazı kötü proteinleri de yok edebiliyormuş:-Hadi bee şaka yapıyorsun proteinlere de etkili hadi hayırlısı!…

Statin verilen ilaç, Alzheimer hastalarında, hafıza, zekâ yani IQ gelişimi hızlanıyormuş: -Hay sizin IQ’nuzu sevsinler!..

Pardon beyler, bilim gözlüğünü takın ve yeniden bir bakın!

Beyin hücrelerinin kolesterol üretimi ne alemde?...


Mevlüt Durmuş
Biyolog, 03 Eylül 2008

KAYNAKLAR VE DİPNOTLAR

[1] http://online.wsj.com/article/SB120277403869360595.html.html?mod=home_health_right
[2] Yong-Ku Kim and Aye-Mu Myint (2004). Clinical application of low serum cholesterol as an indicator for suicide risk in major depression. Journal of Affective Disorders Volume 81, Issue 2, August 2004, Pages 161-166.
[3] Aslında merkezi sinir sistemi ve periferik sinir sistemi, beyinden başlayarak omurilik dahil bütün periferik sinir hücrelerini kapsar. Biz merkezi, santral, periferik sinir sistemi yerine, konuya yabancı olanlar için daha anlaşılır olsun diye, sadece beyin ve sinir terimleriyle anlatmaya çalıştık.
[4] Archana Singh-Manoux et al (2008). Low HDL Cholesterol Is a Risk Factor for Deficit and Decline in Memory in Midlife. Arteriosclerosis, Thrombosis, and Vascular Biology. 2008;28:1556.
[5] Karaciğer dışı organların kolesterol üretimi dışında HDL azlığına etki eden birkaç faktör daha var, fakat bugünkü önceliğimiz bu ve beyin hücrelerimizin bağlı olduğu merkezi sinir sistemi ve kolesterol üretimi.
[6] Birgit Agerholm-Larsen et al (2000). Elevated HDL Cholesterol Is a Risk Factor for Ischemic Heart Disease in White Women When Caused by a Common Mutation in the Cholesteryl Ester Transfer Protein Gene. Circulation;101: 1907.
[7] Birgit Agerholm-Larsen et al (2000) Common cholesteryl ester transfer protein mutations, decreased HDL cholesterol, and possible decreased risk of ischemic heart disease. Circulation. 2000; 102: 2197
[8] Bizim birkaç dostum dışında kabul görmeyen görüşümüze göre, aslında karaciğer de zaman içinde kolesterol üretimini kısıtlar, bu nedenle kana salınan partiküller küçülür, kullanılmaz ve birikir. Bu nedenle tek parametrede kolesterol yüksek çıkar, kandaki kolesterol yüksekliği sorunu anabolik değil, katabolik sorundur. Küçülen partiküllerin sonuçlarını daha önce anlatmıştık.
[9] Sevil Kurban, İdris Mehmetoğlu (2007) Santral sinir sisteminde kolesterol metabolizması. Genel Tıp Derg 2007;17(2):123-129.
[10] Bjorkhem I, Meaney S (2004) Brain cholesterol: Long secret life behind a barrier. Arterioscler Thromb Vasc Biol 2004;24:806-15.
[11] Heverin M, Bogdanovic N, Lutjohann D, Bayer T, Pikuleva I,Bretillon L, et al (2004) Changes in the levels of cerebral and extracerebral sterols in the brain of patients with Alzheimer's disease. J Lipid Res 2004;45:186-93.
[12] blood-brain barrier, kan beyin bariyeri
[13] Chobanian AV, Hollander W (1962) Body cholesterol metabolism in man. I. The equilibration of serum and tissue cholesterol. J Clin Invest 1962;41:1732-7.
[14] Wilson JD (1970) The measurement of the exchangeable pools of cholesterol in the baboon. J Clin Invest 1970;49:655-65.
[15] Osono Y, Woollett LA, Herz J, Dietschy JM. Role of the low density lipoprotein receptor in the flux of cholesterol through the plasma and across the tissues of the mouse. J Clin Invest 1995;95:1124–32.
[16] Renzhe Cui, Hiroyasu Iso et al (2007) Serum total cholesterol levels and risk of mortality from stroke and coronary heart disease in Japanese: The JACC study. Atherosclerosis. Volume 194, Issue 2, October 2007, Pages 415-420.
[17] Bjorkhem I, Meaney S (2004) Brain cholesterol: Long secret life behind a barrier. Arterioscler Thromb Vasc Biol 2004;24:806-15.
[18] Jurevics H, Morell P (1995) Cholesterol for synthesis of myelin is made locally, not imported into brain. J Neurochem 1995;64: 895–901.
[19] Andersen JM, Dietschy JM. Absolute rates of cholesterol synthesis in extrahepatic tissues measured with 3H-labeled water and 14C-labeled substrates. J Lipid Res 1979;20:740-52.
[20] Muse ED, Jurevics H, Toews AD, Matsushima GK, Morell P (2001) Parameters related to lipid metabolism as markers of myelination in mouse brain. J Neurochem 2001;76: 77–86.
[21] http://www.kolesterolmasallar.blogspot.com/ Genetik kolesterol yüksekliği üzerine süpheler. Bölüm 1,2,3
[22] Mevlüt Durmuş (2003). Kolesteroldeki Kaos. Nobel Yayın. Ankara

Hiç yorum yok: