kanser kolesterol ilaçları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kanser kolesterol ilaçları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Ekim 2010 Çarşamba

Gelecekteki yeni kanser ilacınız: Statinler....



Kolesterol düşürücü ilaçlar

(statinler), hücrelere ve dokulara zarar vermez,

hücreleri öldürmez diyenler,

kanser-statin araştırmalarını görünce

utanıyorlar mı?


MEVLÜT DURMUŞ




GELECEKTEKİ YENİ KANSER İLACINIZ: STATİNLER….

Bizim yıllar önce ve tekrar tekrar [1]söylediğimiz, kanser-statin ilişkilerinin tekrar gündeme gelmesi hiç te şaşırtıcı değil. Büyük ilaç şirketleri statinlerin kullanım alanının genişletilmesi için yine atağa geçti, statin ilaçlarının kanseri ve kanser riskini azalttığı yolunda çeşitli haberleri yeniden literatürler yoluyla (bilimsel yayın) servise koydu. Bu oyun denenmiş, riskleri görülmüş daha sonra statinlerin (kolesterol düşürücü ilaçların) kanser riskini azaltmak veya arttırmak yolunda hiçbir etkisi olmadığına dair de bir çok yayın[2] yapılmıştı. Yeniden devreye sokulan (eski çalışma) ise şöyle gündeme geldi:

ABD'de yapılan geniş çaplı bir araştırma, kolesterol düşürmek amacıyla kullanılan statin grubu ilaçların, kolon kanseri riskini azaltabileceğini gösterdi.

Dr. Jewel Samadder başkanlığında Michigan Üniversitesinden bir grup bilim adamının, 2,5 milyon gönüllünün katıldığı 22 araştırmanın sonuçlarının birleştirilmesiyle yaptığı analiz, statin grubu ilaçların kullanımının kolon kanserine yakalanma riskini yüzde 12 oranında düşürdüğünü ortaya koydu.

Yaptıkları analizin sonuçlarını American College of Gastroenteroloji adlı tıp kurumunca düzenlenen bilimsel toplantıda sunan araştırmacılar, statin gubu ilaçların kolesterol düşürmek ve kalp hastalıkları riskini azaltmanın çok ötesinde faydalarının bulunduğuna dikkati çekerek, bu ilaçların uzun süreli kullanılması halinde kolon kanserine yakalanma riskinin daha da düştüğünü belirlediklerini belirtti.

Araştırmayı yürüten ekibin başkanı Samadder, toplantıda yaptığı açıklamada, “Gözleme dayalı çalışmalarımız, statin grubu ilaçların uzun dönemli kullanımının, aralarında meme, prostat, akciğer, pankreas ve karaciğer kanserlerinin de bulunduğu birçok kanser türüne yakalanma riskinin azalmasıyla da ilişkisi bulunduğunu gösterdi” diye konuştu.

Ancak statin grubu ilaçların kullanımının da bazı riskler taşıdığı uyarısında bulunan uzmanlar, bir grup İngiliz araştırmacının mayıs
ayında yayımladığı bilimsel raporun, bu grup ilaçları kullanan kişilerde karaciğer bozukluğu, kas zayıflığı ve katarakta yakalanma riskinin arttığını ortaya koyduğuna dikkati çekiyor.”[3]


İnsanların kafası ilaçları konusunda iyice allak bullak edildi, düşünemez hale getirildi. Statin ilaçları ve kanser haberleri öylesine servis[4] edildi ki, birçok faydasının yanında çeşitli kanser (kolon kanseri vs) türlerine de iyi geldiği, kanser riskini düşürdüğü söylendi.

Haberde kötü olan, statinlerin kanser hastalarında kullanılması değil! Bu ilaç kanserli insanlarda kullanılabilir, hücreleri öldürüyor, elbette kanserli doku ve organdaki hücrelerini de öldürecek...

Kötü olan 'diğer faydalarının yanında' ibaresinin statinlerle birlikte yazılması ve ilacın zararlarının çok ustaca gizlenmesi...

Yani röntgen ışınları kanser hücrelerini öldürüyor, kanser hastaları kurtuluyor dile, hiç kimse biraz atom bombası istemez!...

Statin, ilaç şirketleri ve kanser araştırmaları üçgeni oldukça ilginç.

Bu ‘statin ilaçları hakkında’ yıllardır reddedilen bir gerçeği, itiraf etmenin başka bir yolu kanser-statin araştırmaları aslında…

Haydi, gelin birlikte biraz akıl oyunu oynayalım:

1. Bu ilaçlar hücre (statinler) öldürücü bir potansiyele sahiptir, kanser araştırmaları bu durumu onaylıyor. Yani daha önce bu ilaçlar karaciğerdeki, dalaktaki, böbrekteki ve beyindeki (!) hücreleri öldürebiliyormuş!

2. Bu ilaçlar, özellikle memeli canlılarda, hücrelerin kolesterol de dahil bütün steroid üretim sistemini yok ederek etki eder, hücreleri öldürürler. Kısacası statin (kolesterol) ilaçları hücre öldürücü yani ‘sitotoksik’miş.

3. Statinler elbette diğer sağlıklı hücrelerle birlikte kanserli hücreleri de yok ederler, fakat bu hücreleri yok etme sırasında ‘sen kanserli hücresin, sen değilsin’ şeklinde kanserli hücreyi ayırma yeteneği yoktur.

4. Söylenmeyen ve anlatılmayan, bu ilacın kanserli hücreler de dahil, bütün hücreleri öldürdüğü gerçeğidir. Kanserli hücreler diğer hücrelere oranla (metabolik açıdan) daha obur olduğu için, statinlerin hücre öldürme işinden daha yoğun etkileniyor olabilir.

5. Yıllar önce söylediğimiz gibi, bu ilaçlar kanser ilacı olarak kullanılabilir fakat bunun için, bu ilaçların diğer hücreleri öldürmeden, doğrudan kanserli hücrelere yönlendirecek mekanizmalar üzerinde çalışılmalıdır.

6. Gerçekten de şayet, statin molekülleri doğrudan, diğer sağlıklı hücreleri etkilemeden, kanserli doku veya organa yönlendirilirse, kanserli hücreleri de öldürecektir.

7. Unutmayın: Statin moleküllerini doğrudan kanserli dokulara yönlendirecek mekanizmaların bulunması koşuluyla, kanserli hücrelerin öldürülmesi elbette insanların faydasına olabilir.

Bu ilacı kanserli insanlar, söylediğimiz şartlar bulunursa (ilacı hedef kanserli organa ulaştıran mekanizmalar) bulunursa kullanabilir. Yani, gelecekteki yeni kanser ilacınızın, statinler (kolesterol düşürücü ilaçlar) olması bizce kaçınılmaz[5] görünüyor.

Asıl gerçek şudur:

Statin ilaçları, kanserli insanlarda kanserli hücreleri öldürürken, sağlıklı hücrelerde yeni kanser odakları[6] oluşturabilir…

Bu ilacı kolesterolü yüksek olanlar kullandığında ise bu ilacı kullanan insanlarda kanser riski artacaktır[7].

Kaç kişinin anlayacağını bilmesem de tekrar söylemek zorundayım:

Unutmayın!

Statin ilaçlarını siz, kanser tedavisinde kullanılan ‘röntgen ışınları, radyoaktif ışınlar’ gibi düşünün…

Bu ilaçlar, kanser olmayanları kanser yapabilir, fakat kanserli hücreleri de öldürür: Çünkü statin ilaçlarının işi memeli canlılardaki hücreleri öldürmek, bu işi hücrenin steroid metabolizmasını yok ederek gerçekleştirmektir.

Kanserli hücre ya da sağlıklı hücre...

Statin için bu farketmez!...

O, katildir, hücre öldürür...

Elbette kanserde de kullanılabilir.

Kısaca:

Neyi bildiğiniz değil, bildiğiniz şeyi nasıl kullandığınız önemli!

Hatırladınız mı?



Mevlüt Durmuş

Uzm. Biyolog

20 Ekim 2010

www.kolesterolmasallar.blogspot.com



KAYNAK VE DİPNOTLAR

[1] Mevlüt Durmuş (2007). Manifesto: Çarmıha Gerilen Molekül ve Modern Bilimin Kolesterol Masalları. Platin

Yayınları, Ankara.

[2] Mevlüt Durmuş (2009). Kolesterol ve Akıl Oyunları. Hayykitap.İstanbul.

[3] http://www.hurriyet.com.tr/yasasinhayat/16078849.asp?gid=373

[4] http://www.pharmatimes.com/Article/10-10-19/Statins_could_reduce_colon_cancer_risk.aspx

[5] http://kolesterolmasallar.blogspot.com/2008/06/kolesterol-drc-ilalar-kansere-hem-dert.html

[6] http://kolesterolmasallar.blogspot.com/2008/03/dk-kolesterol-ve-kanser-ilikisi.html

[7] http://www.milliyet.com.tr/Yasam/HaberDetay.aspx?aType=HaberDetay&Kategori=yasam&KategoriID=&ArticleID=986472&Date=04.09.2008&b=Bu%20kolesterol%20ilaci%20kanser%20riski%20tasiyor

11 Ekim 2009 Pazar

Kolesterol hastalığı değil, kolesterol komedisi!...



Bilim bir kez örgütlü bir grup faaliyeti haline
gelirse neredeyse kaçınılmaz olarak
bürokratikleşme eğilimine girer.
Bunun bireysel yaratıcılık yeteneği üzerinde
olumsuz bir etkisi var.


Federico Mayor ve Augusto Forti
Bilim ve İktidar, Tübitak Yayınları








Kolesterol hastalığı değil, kolesterol komedisi!...

Karşımızdaki bazı insanların, bunca çabaya rağmen hala üç maymunu oynamaya devam ediyor olmaları aslında son derece düşündürücü. Hala renkli 'hastalık reklamları' yapma, insanları korkutma peşindeler.

Olayı bilinçli bir şekilde çarpıtanları, kolesterol konusunda insanları kandırarak çıkar sağlayan ve ilaç şirketlerinin sponsorları gibi çalışanları şimdilik ayrı bir noktaya koyduğunuzda karşınıza farklı bir tablo daha ortaya çıkıyor.

Çoğu sağduyulu mesleki ve insani konularda hassas doktorların kafası gerçekten karışmış durumda. Doktorlar artık ‘hastalarımıza et, tam yağlı süt, yumurta versek mi, vermesek mi?’ diye düşünüyorlar, geçmişle karşılaştırıldığında bu asla küçümsenmemesi gereken bir gelişme. Bürokratik 'kolesterol lobisi' dışında bulunan doktorlar da kendilerince çok haklı. Yıllar yılı koca koca tonlarca ağırlıktaki kitapları okumak, anlamak veya ezberlemek kolay iş değil!... On binlerce doktor, kolesterolün zararları masalıyla büyüdü, doktorların eğitimi sırasında sorgulama yapması bir şekilde engellendi, zaten bunu yapmaya zamanları da kalmıyordu...


Kolesterol hakkında hala öylesine saçma sapan ve komik düşünceler ileri sürülüyor, öylesine ısmarlama akademik yayınlar yapılıyor ki, bir noktadan sonra gerçekten kızamıyorsunuz. Tam tersine, üzülüyor ve ister istemez bu duruma bazen gülüyorsunuz.


Ara sıra bizim gibi sıradan, basit bir biyologu güldürenler dünyaca ünlü, gerçekten mesleğinde çok saygın bir yere gelmiş profesörler, uzmanlar, doktorlar, eczacılar ve akademisyenler bile olabiliyor. İlaç, sponsor, çıkar, menfaat ve sadece kariyer edinme korkusuyla yazılmış onlarca yazı ve makale ortalığa çok pis bir koku bırakıyor. İster istemez rahatsız oluyorsunuz. Konuyu ve tartışmayı sizin anlatmak istediğinizden çok farklı alanlara çekmek için ellerinden gelen her şeyi yapıyorlar. Size son derece klasik bir mantıkla, ilginç tutucu tepkiler verebiliyorlar. Karşı görüşleri dikkatle dinlemek, anlamaya çalışmak, bilimsel anlamda eleştirmek yerine; söz konusu kendilerine oldukça ters gelen düşünceyi dikkate almayıp tümüyle yok sayıyorlar. Bu da bilimde 'statüko' anlayışının temellerini oluşturuyor...

Okuyucu olarak sizlerinde tahmin edebileceği gibi, bazı nedenlerle biz bu ilaçlara (statinlere) [1] kolesterol düşürülmesi konusunda tamamen karşıyız ve bu konuda gerçekten insanların kandırıldığını düşünüyoruz! Yanlış anlamayın ilaçlara tamamen karşı değilim, sıradan bir biyolog olarak kişisel düşüncem, bu ilaçların (statinlerin) hücre öldürücü özelliğini (sitotoksik) özellikle kanser vakalarında, özellikle 'karaciğer' kanserlerinde kullanılması gerektiği yönünde. Fakat bu ilaçlar kansere karşı korur düşüncesinin düşüncesinin bilimle anlaşılır bir tarafı bizce hiç yoktur ve bu iddia da bir komedidir. Sağlıklı kişilerde bu ilaçların (statinlerin) çeşitli kanserler yapabileceğine karşı onlarca çalışma var, fakat kimse zahmet edipte görmüyor...

Yani kolesterol-statinler konusu bilimsel bir alerji, kişisel değil...


Üstelik güzel bir hafta sonunda ‘Kolesterol düşürücü ilaçlar şifa deposu!’ konulu bir yazıyla karşılaşmanız durumunda haliyle alerjimiz de zorunlu olarak artıyor[2].

Sonra birden jetonunuz düşüveriyor!

Alerjilerimiz de karşılıklı!

Bizim kızdığımız, alerji duyduğumuz ve güldüğümüz vakalar aslında ters bir şekilde onlar içinde geçerli olmak zorunda. Düşünebiliyor musunuz yıllarca bir mesleğe kazanmak için çalışmış ve zor şartlarda okumuşsun. Uzman ve doktor olmuşsun, yıllarca hastalarda kolesterol sorununu halletmek için, hocalarından öğrendiğin gibi sürekli kolesterol düşürücü ilaç ‘statin’ vermişsin. Daha sonra kıytırık, sıradan bir biyolog çıkmış koskoca, yıllarca çalışmış uzmanlara bilimsel anlamda diklenmeye çalışıyor. Söylemeye çalıştığı şeyler, yıllardır uygulamaya çalıştığınız tedaviyle tümüyle çelişiyor: Kolesterol ilaçları (statinler) yanlış bir uygulamadır, kolesterol masum, kolesterol sorunu karaciğerin anabolik (yapımla ilgili) değil, katabolik (yıkımla ilgili) bir sorunudur, kolesterol üretim değil birikim nedeniyle yüksek çıkar işte bu nedenle ilaç (statin) kullanamazsınız, yağlı besinlerden korkmayın falan filan diyor. Üstelik kendi kariyerinin pireliğine bakmadan, koskoca uzman olmuş beni, yani büyük kocaman beni kolesterol konusunda akıl oyunları[3] oynamaya davet ediyor.

Bak şu zıpçıktının yaptığına!... Akıl oyunuymuş, oynamıcam işte!...

Hakikaten düşünüldüğünde bu durum yenilir, yutulur şey değil! Yani mecburen gargara yapacaksınız!

Böyle bir durumda bazen iç güdüsel olarak mesleki (hekimlik, uzmanlık vs) anlamda savunma sistemleri acil kırmızı alarm koduyla devreye girebiliyor. Üstelik alerjileri de son derece kabarmış. Karşı tarafın ne söylediğinin bu aşamada hiçbir değeri, hiçbir anlamı yok! Sonra bilerek ya da bilmeyerek ipler kopuyor ve gerçeklerle bağlantılı olmayan, oldukça komik yayınlar, yazılar ve tartışmalar ortaya çıkabiliyor…

İlaçlar sadece kolesterolü düşürse iyi, kolesterol ilaçları katarakta[4] iyi gelebiliyormuş!

Kolesterol ilaçları zatürree ye de[5] de faydalıymış!

Hatta nasıl olduğunu hiç anlayamadığım bir şekilde kolesterol ilaçları kalp kaslarının zayıflığına karşı[6] bile etkiliymiş!

Cinsel fonksiyon bozukluklarına iyi geliyormuş!

Daha neler, ama nelere iyi geliyor bu kolesterol düşürücü statinler bir bilseniz! Acayip faydalı bir şifa deposuymuş statinler…

Yani en az bin tane hastalığınızı, bir tek bu ilaçla (statinlerle) geçirebilirsiniz iddialara göre! Bir tek ağzıyla kuş tutmuyor, yani kuş tutma işi de var, ama bu işi ağzıyla değil, başka bir yeriyle yapıyor…


Biraz ciddiyet beyler!...

Hemen hemen her köşe başını tutmuş ilaç şirketlerinde, modern ilaç denilen ama aslında bir kocakarı ilacıyla (veya reklamıyla) karşı karşıya olduğunuzu umarım anlıyorsunuzdur!

Eskiden zavallı yaşlı Ayşe Teyze’de aynı şekilde para kazanırdı. Onun ilacına ‘böyle her şeye birden, her hastalığa iyi gelen ilaç olmaz, bu bilimsel değil, bunlar kocakarı ilaçlarıdır’ demiştiniz ya, işte tam da onlardan!

Siz de haliyle gülüyorsunuz!

Daha sonra hayal gücünüz, güldüğünüz konu ve yazıları biraz daha fazla allayıp pullayıp yavaş yavaş genişletiyor!

Konu kolesterol ile bağlantılı, haliyle bu teknik bir konu yani teknik konularla ilgili gülebilmek gerçekten zor, ama imkansız değil!

Devamı var.

Her zaman gerilmektense, bir kerelik de olsa farklı bir yol izleyerek, biraz tebessüm ettirerek konuları anlatmak, konuyla ilgili karşı eleştirilerimize espri katmak biraz daha eğlenceliymiş!…

Fakat gülebilmek için dipnotlarla ilişkili yazılarını da mutlaka okumalısınız. Yoksa sadece gülmek pek fazla işe yaramaz!

Yani dipnotlara dikkat!...
*****************

Kolesterol olayında gelişmelere Fransız kalanlar için!
Fransada 216.900 kişi üzerinde yapılan araştırmada kolesterol düşürücü ilaçların (statinlerin) erkeklerde ereksiyon bozukluğuna ve cinsel yetersizliğe sebep olduğu ortaya çıkmış[7]. Statin üreten ilaç şirketleri tabii ki bu işe ve yapılan araştırmaya elbette çok bozulmuşlar. Amerikan hükümeti hemencecik LCD, FDA, NCEP, RECEP, AHMET, FİA, CİA, KİA ve konuyla ilgili bütün İlaç şirketlerini toplamış ve geleceğe yönelik gizli bir ön rapor hazırlanmış.
Top Secret: Kendi alanında başarılı, yakışıklı, ünlü, sempatik ve televizyonlarca da tanınan bir kalp cerrahı acilen Fransa’ya gönderilecek. Bu yakışıklı profesör Fransız halkına, 60 yaşın üstünde ve 9 yıl boyunca statin kullanan erkeklerin; ereksiyon problemiyle yüzde 64 oranında daha az karşılaştığını anlatacak[8]. Yani statin ilaçlarıyla 60-70 yaşındaki erkeklerde 30-35 yaşlardaki cinsel performansın sağlandığı konusunda yazılar yazacak. Fransız kadınları da buna inanacak, kocalarına mutlaka kolesterol düşürücü statin ilacı içirecekler. Fransız bilim adamlarını ve Fransız araştırmacıları, statinlerin erkeklerde cinsel fonksiyon bozukluğu yapmadığına, tam tersine statin ilaçlarının kılcal damarları açtığı için, en az viagra kadar etkili olduğuna mutlaka ikna edilecek… İlaç şirketlerinin geleceği açısından bu olaya asla ülke olarak asla Fransız kalınmayacak. Çok Önemli Not: Gerekirse kadınları statin ilaç kullanımına ikna etmek için farklı yöntemler izlenecek, brokoli salatasının faziletleri ve fındıklı brokoli salatasının nasıl yapıldığı da alternatif olarak Fransızlara TV kanallarında anlatılabilir…
**************************
Kötü şans
İnegy (Vytorin) adlı kolesterol düşürücü ilaç kullananlarda ani ölüm ve kanser vakaları aşırı derecede artmış ve ilaç piyasadan çekilmek zorunda kalmış[9]. Aslında bu durum piyasada kullanılan bütün statin ilaçlarında da varmış[10]. Bu duruma çok bozulan, diğer statin ilaçlarını çok kıskanan İnegy kendi kendine kızıyormuş:
-Bizim şansa bak, daha ilk olayımızda yakalandık. Yıllardır aynı işi yapanlar nedense hiç yakalanmıyor. Diğer ilaçlardan hızlı olmak bile suç, ah benim sersem kafam keşke bizde biraz ağırdan alsaydık. Ah ulen Harlan Krumholz [11] piyasada o kadar (muadil) benzer ilaç varken, bula bula beni mi buldun?

*************************************

Çaylak ve tecrübesiz ilaç
Gazetede yeni çıkan ve büyük yatırımlar yapılan kolesterol ilacının (Torcetrapib) fazla ve ölüm nedeniyle piyasadan toplatıldığını[12] öğrenen eski tecrübeli statin ilacı kendi kendine söylenmiş:
- O acemi çaylağa bin kere söylemiştim, öldürdüğün insanların sayısını değil, bu aşamada sadece öldüremediklerinin sayısını vereceksin…

*********************************************
Hovarda da olsa evlat işte
Testosteron (erkeklik) hormonunun babası olan büyük kolesterol molekülü[13] çok sert bir şekilde elini kolunu sallaya sallaya testosterona çıkışıyor ve yüksek sesle bağırıyormuş:
- Lanet olsun içimdeki evlat sevgisine… Ulan velet geçen sefer beyin hücrelerine gideceğim demiştin ama sen yine hovardalığa gitmişsin!...
***************************************************
Boşanma nafakası ödememek için
Kolesterol düşürücü ilaçların (statinlerin) özellikle kadınları aptallaştırdığını iddia edilen Dr. Orli Etingin’le, tam tersi zıt görüşler ileri süren, bu ilaçlarının hafızaya çok iyi geldiğini[14] iddia eden Profesörle bir New York lokantasında tesadüfen karşılaşırlar. İçkilerini yudumlarken Dr. Orli Etingin sorar:
-Bu kadar bilimsel çalışmaya rağmen nasıl böyle bir iddiada bulunduğunuzu anlayamıyorum profesör, bu ilaçlar özellikle kullanım sırasında kadınları gerçekten aptallaştırıyor, kadınlar düşünme yeteneğini az veya çok mutlaka kaybediyorlar.
İçkisinden bir yudum daha alan profesör dalgın ve düşünceli bir şekilde cevap verir:
- Sizin de benim gibi kolesterolü yüksek olduğu halde ilaç kullanmak istemeyen çirkin bir karınız olsaydı, üstelik bu kadın sizden 500 bin dolar nafakayla boşanmak için dava açmış olsaydı, beni ve yaptığım çalışmamın değerini çok iyi anlardınız değerli dostum, demiş...
Dr. Orli Etingin bu olaya çok kızmış ve oldukça sert tepki göstermiş:
-Profesör demiş yaptığınız çok bencilce bir iş, bu bilime, mantığa ve mesleki dayanışmaya son derece aykırı, üstelik hiç etik değil! Keşke bunu bana ben karımdan 50 bin dolar nafakayla boşanmadan önce söyleseydiniz.

*******************
Yumurta kapıya dayandığında!
Yumurta ve kolesterol konusunda yıllardır sağda solda atıp tutan, bu konuyu diyet listelerine, yemek kitaplarına taşıyan, önceleri mangalda hiç kül bırakmayan bazı araştırmacılar, bizim yıllardır söylediklerimize değil de bazı meslektaşlarının yaptığı ‘yumurta kolesterol bombası değil’’ açıklamasına çok fena bozulmuşlar[15]. Kendilerini ‘Sezar’ sanan bu profesörlerimiz, arkadaşlarını da ‘Brütüs’ diye çağırmaktan geri kalmıyor ve kara kara düşünüyorlarmış:
-Yumurta geldi kapıya dayandı, şimdi bu yumurtayı nasıl ……. Pardon, bu işten nasıl kurtulacağız!...


Mevlüt Durmuş
Uzm. Biyolog
11 Ekim 2009


Konuyu ve Komediyi Anlamayanlar İçin Özel Bir Ek: Akşam Gazetesi: http://www.aksam.com.tr/2009/11/10/haber/saglik/501/kolesterol_ilaclarinda_depresyon_tehlikesi.html

Kolesterol ilaçlarında depresyon tehlikesi

On binlerce insanın kullandığı statin tipi kolesterol ilaçlarının yan etkileri arasında depresyon ve hafıza kaybı da olduğu ortaya çıktı. Şimdi, prospektüslerdeki uyarılara bu iki unsur da eklenecek
İngiltere'de yapılan araştırmalar, kolesterolü düşürmek için kullanılan statin tipi ilaçların, depresyon ve hafıza kaybına da yol açtığını ortaya koydu.Saygın tıp dergisi 'The Drugs and Therapeutics Bulletin' editörlerinden Dr. Ike Iheanacho, 'Bu ilaçları kullanan on binlerce kişi bu yan etkilere maruz kaldı' dedi. Gelecek aylarda, kolestrol düşürücü ilaçların prospektüslerindeki yan etkiler bölümüne, depresyon, hafıza kaybı, uyku güçlüğü, cinsel işlevsizlik ve tedavi edilmediği takdirde ölüme yol açabilecek nadir rastlanan bir akciğer hastalığına yol açabileceği uyarısının da ekleneceği belirtildi. Söz konusu ilaçlarla ilgili yapılan klinik incelemelerde ise, bu hapları kullanan deneklerin yüzde 12'sinde uyku bozukluğu, yüzde 12'sinde ereksiyon sorunu, yüzde 11'inde depresyon, yüzde 3'ünde çeşitli derecelerde hafıza kaybı ortaya çıktı. Iheanacho, hastaların, bu yan etkilere rağmen bu ilaçları kullanmaktan vazgeçmemeleri gerektiğini de sözlerine ekledi. DIŞ HABERLER SERVİSİ

Dipnot ve Kaynaklar

[1] http://www.iyibilgi.com/haber.php?haber_id=120886
[2] Prof. Dr. Mehmet Öz’ün Cumartesi günü yazısı 10.10.2009
http://www.sabah.com.tr/Gunaydin/Yazarlar/2009/10/10/kolesterol_dusurucu_ilaclar_sifa_deposu [3] M.Durmuş (2009). Kolesterol ve Akıl Oyunları. Hayy kitap.

[4] http://arsiv.ntvmsnbc.com/news/377493.asp
[5] http://www.cnnturk.com/2008/saglik/02/27/kolesterol.ilaclari.zaturreeye.iyi.geliyor/432313.0/index.html [6] http://www.habervitrini.com/haber.asp?id=165772

[7] Do, Catherine et al (2009). Statins and Erectile Dysfunction: Results of a Case/Non-Case Study using the French Pharmacovigilance System Database. Drug Safety: 1 July 2009 - Volume 32 - Issue 7 - pp 591-597
doi: 10.2165/00002018-200932070-00005. (Abst).

[8] http://www.sabah.com.tr/Gunaydin/Yazarlar/2009/10/10/kolesterol_dusurucu_ilaclar_sifa_deposu (Prof. Dr Mehmet Öz’ün yazısı)

[9] http://www.milliyet.com.tr/default.aspx?aType=HaberDetay&ArticleID=986472

[10] http://beslenmebulteni.com/bes/index.php?option=com_content&view=article&id=215:doktorunuz-kolesterol-dueueruecue-ilaclarn-kansere-yol-acabilecei-ihtimaline-kar-sizi-uyard-m-&catid=79:kalp-hastal&Itemid=376

[11]
http://arsiv.sabah.com.tr/2008/04/01/haber,F1FAD0FB2CC0458DB10E659956701955.html

[12] http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=5555118&p=2

[13] http://www.iyibilgi.com/haber.php?haber_id=95365&do=print

[14] http://arsiv.ntvmsnbc.com/news/454570.asp

[15] http://www.stargazete.com/yasam/yumurta-kalbe-iyi-geliyormus-haber-217139.htm

19 Mayıs 2009 Salı

Kolesterol ilaçları (statinler) konusunda neden iflah olmuyoruz?


Bu yazı kolesterol konusunda çok bilgili
olan, bizim ‘iflah’ olmamızı
sabırsızlıkla bekleyen
araştırmacılara
ve ilaçlar konusundaki
tartışmalarda, kararsızlık
yaşayan doktorlarımıza ithaf edilmiştir.

Mevlüt Durmuş


Kolesterol ilaçları (statinler) konusunda neden iflah olmuyoruz…

İflah olmak teriminin karşılığı basit olarak düzelmek, iyileşmek olarak tanımlanabilir. Ve bazı uzmanlarımız, statin ilaçlarının çok faydalı olduğunu düşündükleri için olsa gerek, statin ilaçlarını sevmeyen, sevemeyenlere ‘iflah olmaz[1]’ diyorlar ve bence de bu konuda çok ama çok haklılar…

Gerçekten de biz statin ilaçları karşıtları, kolesterol masumdur savunucuları iflah olmayız, daha doğrusu artık çok geç, ‘iflah olmak’ istesek bile olamayız! Fakat bu durum düşünüldüğü gibi bizim inatçılığımızdan veya ilaç karşıtlığımızdan değil, bilimsel arayışlarımızdan, cevabını bulamadığımız sorulardan ve her bilim adamında olması gereken bilimsel şüpheciliğimizden kaynaklanıyor.

Ve bizce özellikle statin ilaçları ve kolesterol konusunda doktorlarımızın da birazcık şüpheci olması ve bazı sorulara cevap bulması gerekiyor.

İşte size bazı sorular, bizim iflah olmamışlığımızla ilgili bazı gerekçelerimiz ve konuya temel bakış açımız:

1. Kanda lipit taşıyan partiküllerden yani lipoproteinlerden bağımsız dolaşan kolesterol molekülleri yoktur. Bütün kolesterol molekülleri, kandaki farklı türdeki (LDL, HDL vs) partiküllere bağımlıdır.

2. ‘Kandaki kolesterol ve lipitleri taşıyan (VLDL, LDL, HDL) lipoprotein partikülleri çoğalmadan, birim alanda partikül sayısı artmadan tek parametrede kolesterol düzeyinin yükselmesi mümkün müdür?’ sorusuna verilecek cevap öncelikli ve özellikle bu konuda tereddüt içinde olan doktorlar için son derece çok önemlidir. Çünkü bu soruya vereceğiniz cevap, kolesterol konusuna bakışınızı tümüyle değiştirecektir. Bazı uzmanların ısrarla kandaki kolesterol düzeyini, birim alandaki partikül birikiminden bağımsızmış gibi görmesi, bağımsız algılaması ve insanlara da kolesterol moleküllerini bağımsız olarak sunması bizce bilimsel saçmalıktır. Kanda birim alanda partikül sayısı (VLDL, LDL, HDL vs) artmadan tek parametrede kolesterol ve lipit değerleri hiçbir zaman yüksek olamaz. Kolesterol düşüklüğü içinde bu durumun tersi geçerlidir: Kanda birim alanda partikül sayısı azalmadan, kolesterol ve lipit değerleri azalmaz!

3. Önceki maddelere bağlı olarak üzerinde biraz düşünülmesi gereken konu şudur: Söz konusu kolesterol düşürücü statin ilaçlar (statinler) ya kana geçen partikül miktarını azaltarak ya da kanda biriken partiküllerin kullanılmasını sağlayarak birim alandaki partikül sayısında azalmaya neden olarak kan kolesterol düzeyini düşürebilir! Yani tek başına kanda kolesterol molekülü bulunmadığına göre, birim alandaki partikül sayısı ve partikül miktarı azalmadan tek parametrede kolesterol düşmez, düşemez. Kısaca hücre içinde ilaçlarla (statinlerle) kolesterol yapımını engellediğinizde, sadece kolesterol yapımını, hücre içinde kolesterol sentezini engellemiyorsunuz, karaciğer hücrelerinde başka şeyler de oluyor. Statin türevi ilaçların partikül salınımını engellemediği yolunda bir çok yayın olsa da bu yayınlar bize göre anlamsız kalıyor. Çünkü hücre içi kolesterol sentezi engellendiğinde, aynı zamanda kana daha az lipoprotein partikülü (VLDL) veriliyor. Kısaca partikül oluşumu da engelleniyor ki, tek parametrede kolesterol miktarı azalabiliyor!

4. Kanda partikül birikimleri ve kolesterol yükseklikleri az da olsa paraleldir. Hatta birim olarak partikül bazında yağ asitleri ve kolesterol eksik bile olabilir (small LDL). Araştırmacılar tarafından çok önceden sorgulanması gereken ve asla sorgulanmayan bir diğer önemli nokta, kandaki partikül birikimini ortaya çıkaran neden veya nedenlerdir. Teorik olarak kandaki kolesterol taşıyan lipoprotein partiküllerin birim alanda artışına metabolik açıdan sadece iki faktör etkili olabilir: Ya partiküllerin (ve kolesterolün) aşırı yapımı (anabolik sentezi) söz konusudur, ya da daha önce oluşmuş lipit taşıyan partiküllerin (lipoproteinlerin) yıkımında (katabolizmasında) çok ciddi bir sorun olmalıdır ki kanda partiküller biriksin ve kolesterol yüksek görülsün! Başka türlü kanda partikül birikimi olamaz. Bazıları tam aksini iddia etse de, bizce genel anlamda partiküllerin ve kolesterolün yıkımında (katabolizmasında) çeşitli sorunlar vardır. Yani tek parametredeki yüksek kolesterol olgusu bizim düşüncemize göre hiçbir zaman, kolesterolün hücre içinde aşırı senteziyle ortaya çıkan bir olgu değildir[2], kolesterol ya da partiküllerin aşırı, fazla üretimi bizce tam bir masaldır ve insanlar kandırılmaktadır! Yüksek kolesterol olgusu tamamen partikül farklılaşmalarına (small LDL, okside LDL) ve birikimine (katabolizmasına) bağlıdır, karaciğer hücrelerinde fazla partikül ya da kolesterol üretimi söz konusu değildir!

5. Kaç kişinin, kaç uzmanın, kaç doktorun anlayacağını, konuyu anlayabileceğini gerçekten bilmiyorum ama daha basit ve kısa bir anlatım yolu bulamadım. Yayınlanmak için hazırlanmış konuyla ilgili bir kitabımız olsa da, biz şimdilik[3] düşüncelerimizi şöyle özetleyebiliriz: Kanda partikül (LDL vs) birikimlerine bağlı olarak ortaya çıkan kolesterol yüksekliğinin metabolik yolları bellidir. Birim alanda partikül sayısı çokluğu ya fazla hücresel yapıma (anabolik) ya da düşük hücresel yıkıma (katabolizmaya) bağımlıdır. Ve ‘kolesterol yüksekliği’ adını vermiş olduğumuz olgu lipit taşıyan partiküller temelinde tamamıyla, partikül sayısına bağlı olarak ortaya çıkan rastlantısal bir zorunluluktan ibaret, üretim fazlalığı ile ilişkili olmayan ‘göreceli’ bir yüksekliktir. Kolesterol yüksekliği olarak algıladığımız, partikül sayısı artışına bağlı bu rastlantısal zorunluluk, tamamen birim alanda kullanılamayan veya farklılaşmış partiküllerin çokluğundan kaynaklanır. Farklılaşmış ve/veya kullanılmayan, biriken partiküller makrofajlar yoluyla kandan uzaklaştırılmaya çalışılırken damar sertliği (ateroskleroz), damar kireçlenmesi elbette oluşabilir, bu konular tartışılabilir! Fakat bütün bu metabolik olayların doğrudan kolesterol molekülleriyle değil, partikül birikim ve partikül farklılaşmalarıyla ilişkisi vardır. Makrofajlar sadece kolesterol moleküllerini değil, bütün bir partikülü yok etmeye çalışırlarken damarlarda kireçlenmelere neden olurlar. Fakat çoğu uzman partikül birikimleri veya partikül farklaşmalarını değil, rastlantısal zorunluluk gereği yükselen kolesterol hedef göstermektedir. Prof. Dr Ahmet Aydın’ın deyimiyle[4] kolesterol molekülleri bilim dünyasınca tam anlamıyla ‘günah keçisi’ yapılmıştır.

6. Kullandığımız statin türevi ilaçlar, hücre içinde kolesterol sentezini durdurarak kana partikül verilmesini (salınımını) engelliyorsa, bizler partiküllere ait hücresel yapım (anabolik) fonksiyonlarını hücre içinde durdurmuş oluyoruz demektir! Moleküler veya lipit taşıyan partiküllerle ilgili metabolik bir sistemde, sistemin partiküllerin kandan uzaklaştırmasıyla ilgili bölüm (katabolizma) bozuksa ve bu bozukluğa bağlı olarak tek parametrede kolesterol yüksek oluyorsa, partikül yapımını (anabolizmayı) engelleyerek kolesterolü düşürebiliyor olmam yeterli değildir. Anabolik açıdan partikül oluşumunu engellemek organizmadaki kronikleşen katabolik bir sorunu çözebilir mi dersiniz? Bu anlayışı kabul etmek, bilim adamlarının hem kendilerini hem de insanları kandırmasından başka hiç bir işe yaramaz! Katabolik bir soruna, anabolik bir çözüm arayışı, organizma bütünlüğü içinde tedavi adıyla anılabilir mi?
Partiküllere ait yıkım fonksiyonları (katabolizması) bozulmuş bir karaciğer hücresinin, yapım fonksiyonları (anabolizmasını) bozacak olursam hastaya iyilik mi, yoksa kötülük mü yapmış olurum? Tren kazasında bir insanın bir ayağı kopmuşsa, elbette yürümesinde çeşitli sorunlar ortaya çıkmasına rağmen az çok yürüyecek, olmadı sürenecek, zor da olsa hareket etmeye çalışacaktır. Fakat hastanın sağlam olan ikinci ayağını kesip birinci ayağın boyuna getirmek, tıp bilimleri açısından tedavi olarak tanımlanabilir mi? Doktorlarımızın bu soruyu mutlaka bana değil, kendilerine sormaları gerekir!

Hem yapım (anabolik) hem de yıkım (katabolik) fonksiyonları bozulmuş bir lipit metabolizmasında, bütün vücudun, organizmanın yağ asitleri ve kolesterol dahil, steroid ihtiyaçları karşılanabilir mi? Şayet sizin cevabınız ‘evet, lipit metabolizmasında hem anabolizma hem de katabolizma birlikte bozulabilir ve organizma bu durumdan hiç zarar görmez’ diyebiliyorsanız çekinmeden statin ilaçlarınızı rahat rahat yazabilirsiniz. Elbette bu sizin sorumluluğunuz ve sizin tercihinizdir. Fakat bize göre, defalarca yazdığımız gibi bu sorunun cevabı artık bizce bellidir[5], total anlamda ve bütün organlar temelinde organizma içinde kolesterol, steroid (ve yağ asitleri) kullanımı fonksiyonel anlamda eksiktir! Ve yaşlandığımız süre içinde de eksilecektir!

Sıradan bir biyologun düşünceleri ne kadar dikkate alınır bunu bilemem. Fakat kişisel olarak, benim kolesterol düşürmek için (statin) hiç ilaç kullanmayacağım, statin ilaçları konusunda iflah olmayacağım kesin olarak bellidir.

Ve bizce başkalarının iflah olması gerektiğini düşündüğümüz nokta da tam burasıdır!

Karaciğer hücrelerinin zaten partikül yıkımıyla ilgili (katabolik) fonksiyonları ya doğuştan (genetik) ya da sonradan çeşitli nedenlerle (small LDL, okside LDL) bozulmuştur. Bu durumun varlığı bilindiği halde, bu üzücü tabloya bir de karaciğer hücrelerinin partikül yapımıyla ilgili fonksiyonlarını bozarak yeni bir faktör ilave etmekle, bizim henüz kabul görmeyen düşüncemize göre büyük bir hata yapıyorsunuz!

Hele bir de bunu hücre içinde kolesterol yapımını durdurarak ilaçlarla (statinlerle) yapıyorsanız, hatalar daha bir katmerli oluyor!…

Ve bunun bir tek anlamı olabilir...

Kolesterol ilaçları (statinler) bizce bu nedenle son derece sakıncalıdır! Bir ayağıyla zor da olsa sekerek, aksayarak yürümeye çalışan bir metabolizmanın, ikinci ayağını da kesmek ve ayak boylarını eşitlemeye çalışmak bizim düşüncemize göre bilim ya da bilimsellik değildir!...

Statin ilaçlarını çok seven bir doktora sorulması gereken şudur: Karaciğerden kana partikül salınımının ilaçlarla (anabolizmanın) durdurulması, yıkımı tamamen (katabolizması) azalmış bir karaciğer hücresinin işleyişi açısından ne anlama[6] gelir?

Statin ilaçlarının yan etkileri ve statin ilaçlarının zararları konusunda iflah olmayanlar, söz konusu sorunun cevabını aslında çok ama çok iyi bilirler!...

Tabii ki metabolizma deyiminin ne anlama geldiğini hala unutmamışlarsa!...


Mevlüt Durmuş
Biyolog

19 Mayıs 2009

Not: Statin ilaçlarıyla ilgili, statin ilaçlarının sağlıksız, katabolizması bozuk bir hücrede (?) sağlıklı reseptörler (LDL-R) oluşturabileceği gibi farklı iddilar (pleitropik etkiler vs) da elbette var. Bunu farklı bir yazıda ilerleyen günlerde ele alacağız!



Dipnot ve açıklamalar
[1] http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/11621644.asp?yazarid=95&gid=61 Prof. Dr. Osman Müftüoğlu’nun ‘Kolesterol ilaçlarına ne zaman başlamalı’ konulu yazısı
[2] http://www.iyibilgi.com/haber.php?haber_id=93903 Bilimin çılgın yanılgısı www.kolesterolmasallar.blogspot.com
[3] Bu konuları detaylı olarak incelediğimiz kitap sanıyorum çok yakında (Haziran) çıkmış olacak…
[4] http://www.beslenmebulteni.com/
[5] http://www.iyibilgi.com/haber.php?haber_id=95365 yaşlanırken seks hormonlarımız neden azalır
[6] Anabolizma ve Katabolizma bir alandaki metabolizma işleyişidir. Her ikisinin de yok olması, organizmanın lipit ihtiyacının hiç karşılanmaması ve/veya hücrenin ölmesi anlamındadır.

25 Ekim 2007 Perşembe

Herkese kolesterol hapı nasıl satılır?



Herkese kolesterol hapı nasıl satılır?



Kolesterol haplarının “olağanüstü” faydalarıyla ilgili haberlerin sonu gelmiyor. Haberlere bakarsak, her yemekten sonra bir kolesterol hapı içeceğiz. Peki ya gerçekler? “Kolesterol hapları yasaklanmalı!” diyen doktorlar bile var. iyibilgi özel

Vatan gazetesinde yayınlanan bir habere göre kolesterol hapları “mucize” imiş! Habere göre kalp sağlığınız için neleri hayal ediyorsanız ağzınıza bir kolesterol hapı atmanız yeterli. İyi beslenmeye, sigarayı bırakmaya, hareket etmeye çalışmanıza hiç gerek yok…
Bu sahte mucize haberi, sahte olduğu kadar “çürük” de… Kolesterol ilaçları ile ilgili yapılan araştırmalar, bu ilaçların faydadan çok zarar verdiğini gösteriyor.
Uzman Biyolog Dr. Mevlüt Durmuş, Sağlık Bakanlığı’na dilekçe yazarak kolesterol haplarının yasaklanması gerektiğini ifade ediyor.
Shane Ellison’un dilimize “Kolesterol Masalları” ismiyle çevrilen kitabı ise kolesterol hapı kullanmayı “ağır çekim intihar” olarak tanımlıyor. Kitaba göre bu haplar kalp kasını zayıflatıyor; kansere yakalanma olasılığını artırıyor; hafızaya zarar veriyor. Bu hapları kullananların yüzde 50’si olumsuz yan etkileri nedeniyle ilacı bir sene içinde bırakıyor.
Kitap, bir zamanlar, sigaranın da mucizevi bir sağlık ürünü olarak tanıtıldığını hatırlatıyor: Kaliforniya Tıp Başkanı Dr. Ian Macdonald, 1970’lerde, “Günde bir paket sigara akciğer kanserini uzak tutar” diye demeçler vermiş.
20 yıl sigara içerek ciğerlerimizi sağlamlaştırmaya çalıştıktan sonra bugün üzerine kalın harflerle başka şeyler yazmaya başladık. O herkese, her koşulda tavsiye edilen kolesterol haplarıyla kalp sağlığımızı düzeltmeye çalışmadan önce, “Kolesterol Masalları”na kısaca göz atalım:
"Statin grubu ilaçların gizlenen tehlikeleri"
Statinle, “tedavi” hastalıktan daha ölümcül olduğu için ders kitaplarında yer alması gereken bir olgudur. Statin grubu ilaçların tehlikesi hakkında pek konuşulmaz, çünkü ilaç firmaları tehlikeleri hekimlere bildirmezler.
The British Medical Journal (BMJ), gözden geçirilen 164 statin deneyinden sadece 48’inde ilacın yan etkilerinin görüldüğü hasta sayısının raporlandığını yazmıştır (29). Aynı senaryo, FDA onaylı Baycol, Vioxx ve piyasadaki çoğu ilaç için de geçerlidir.

Kamuoyu ve çoğu hekim bilmez ama kolesterol düşüren ilaçlar yaşamı tehdit edebilir (33). Prof. Dr. Uffe Ravnskov ve arkadaşları, İç Hastalıkları Arşivi Dergisi’nde yayınlanması için bir makale gönderdiler. Makalede, sağlıklı kişilerle yapılan üç deneyden ikisinde (EXCEL ve AFCAPS/TexCAPS), kolesterol düşürücü ilaç kullanılmadığında hayatta kalma şansının daha yüksek olduğunu göstermişlerdir (34). Ancak makalenin dergide yayınlanması reddedilmiştir.Statinlerin, konjestif* kalp yetmezliğine yol açacak şekilde CoQ10’yu düşürme yeteneklerinin de üzerinde durulması gerekir. Kalbimiz, nispeten güçlü kaslardan oluşmuştur ve görevini yerine getirebilmek için büyük miktarda enerjiye ihtiyaç duyar. CoQ10, kalpte bu enerjinin üretimini garantileyen yaşamsal bir maddedir. Ayrıntılı açıklarsak, kalbin kasılmak için harcadığı güç, yaklaşık olarak sizin tenis topunu sıkıştırmak için harcayacağınız güç kadardır. Sol ventrikül (karıncık) vücudun tümüne kan pompalamak zorunda olduğundan, duvarları kalındır, oysa atriumların (kulakçık) duvarları nispeten daha incedir. İnsan vücudunda yaklaşık 5 litre kan bulunur. Kalp bir saatte 280 litre kan pompalar. Bu da 24 saatte 7 bin 200 litre, yılda 2 milyon 688 bin litre demektir! Bu talebin bilinmesi, kalbin yeteri kadar enerjiye sahip olmasının önemini idrak etmemizi sağlayacaktır. Kalbin enerjisini statin kullanımıyla CoQ10 enzimlerini etkisizleştirerek düşürmek bir çeşit intihardır; ağır çekim bir intihar…
Düşük CoQ10 seviyesi, kardiyomiyopati olarak adlandırılan, kalp kasında güçsüzleşme nedeniyle konjestif* kalp yetmezliğine yol açar. Yani, statin kullanıcıları kalp krizi veya inme için mutlak risklerinde yüzde 3-4 azalma sağlarken belki de bu riski kardiyomiyopati riskiyle değiştirmekteler.
(*Ç.N.: Konjestif kalp yetersizliği, kalbin yeterince kan pompalayamaz hale gelmesidir. Bunun sonucunda doku ve organlara giden kan miktarı azalır. Aynı zamanda kalbe toplardamarlardan kan dönüşü sağlanamadığından, kalbe dönen venlerde kan göllenir. Sol kalp yetersizliğinde ise kan akciğerlerde birikir.)
Bu ölümcül yan etkiden kişinin CoQ10 desteği alarak korunabileceği öne sürülebilir. Ancak bu hipotezin statinlerin sebep olduğu kardiyomiyopatiden korunmak için etkin bir yöntem olduğu kanıtlanmamıştır. Bu konuda iddiaya girmek kalbiniz için zararlı olabilir. Kalple kumar oynamaya gelmez.
Statin grubu ilaçlar odaklanma ve hafızaya da zarar verir. Kolesterol, miyelin kılıfın (beyinde odaklanma ve hafıza için elektriksel mesajların taşınmasından sorumlu) bütünlüğünü sağlamada önemli bir maddedir. Kolesterol düşürülmesinin, dikkat ve hafıza üzerine olumsuz etkisinin olacağı mantıklı bir hipotezdir. Kolesterolde ciddi düşüşler yapan statin grubu ilaçların etkisini gözlediğimizde, yukarıda bahsedilen hipotezin doğru olabileceğini görürüz. NASA astronotu, uçuş cerrahı, aile hekimi ve “Lipitor- Hafıza Hırsızı”nın yazarı olan Dr. Graveline, 6 hafta Lipitor kullandıktan sonra hafızasını kaybettiğini iddia ediyor. İfadesinden, bir statin olan Lipitor’u kullandıktan sonra evini veya eşini tanıyamadığını öğreniyoruz. Hafıza kaybı bir keresinde altı saat sürmüş. İlacı kestikten sonra hafızasındaki bozukluk ortadan kalkmıştır.
Dr. Graveline bu tür deneyimler yaşamış tek insan değildir. Statin kullanmaktan kaynaklanan hafıza kaybı, CBS News televizyon kanalının dikkatini çekecek kadar yaygındır. CBS News, San Diego Kaliforniya Üniversitesi’nden Doç. Dr. Beatrice Golomb’un araştırma sonuçlarını yayınladı: “Düşünme yeteneğini [statin kullanımı nedeniyle] çok hızlı kaybeden insanlar görüyoruz. Hafıza kaybı o kadar hızlı ki, şirketlerde önemli bölümlerin başındaki kişilerin birkaç ay içinde çek defterini bile idare edemediğini ve işlerinden kovulduklarını görüyoruz” (35).
Kolesterol düşürücü ilaçlar, kansere yakalanma olasılığını da arttırıyor gibi görünmektedir. Dr. Thomas B. Newman ve arkadaşlarının Amerikan Tıp Derneği Dergisi’nde yayınlanan çalışmalarına göre, tüm kolesterol düşürücü ilaçlar - hem ilk çıkan fibratlar (klofibrat, gemfibrozil) hem de daha yeni olan statinler (Lipitor, Pravachol, Zocor) - insanlarda kullanılan dozlara eşdeğer dozda, kemirgenlerde kansere yol açmaktadır (36).
İlginç olan, hekimlere verilen referans kitabı PDR*’de bu gerçeklerin yansıtılmamasıdır. Örneğin PDR, “fibrik asit türevleri ve statinler ancak önerilen dozun 10 katı dozda alındığında yan etki olarak kanserin görülebileceğini” yazar.
(*PDR: Hekimlerin masaüstü referans kitabı. Hekim ve eczacıların başvuru kitabıdır, FDA tarafından onaylanmış ilaçlarla, onaylanmamış ancak Amerika Birleşik Devletleri’nde belli izinler çerçevesinde satılan bitkisel ilaçlara ait prospektüs bilgilerini içerir.)
FDA’da Metabolizma ve Endokrinoloji Ürünleri Bölümü başkan yardımcısı olan Dr. Gloria Troendle, kolesterol düşürücü gemfibrozil’in, kullananlarda ölüm riskini arttırdığı defalarca gösterilmiş olan ilaçlar sınıfına dahil olduğunu ifade etmektedir. Dahası, Troendle FDA’nın uzun vadeli kullanım için gemfibrozil kadar kansere yol açan herhangi bir ilacı onayladığına inanmadığını ifade etti.
Gemfibrozil ile ilgili endişeleri başkaları da paylaşıyor. Dr. Elizabeth Barbehenn, bunu “Fibratlar insanlar için potansiyel kanserojen olarak değerlendirilmeli ve kanserojen potansiyeli, gemfibrozil’in yarar-zarar değerlendirmesinin bir parçası olmalı.” sözleriyle ifade ediyor.
Bu gerçekleri görmezden gelen, ilaç sektörünün finanse ettiği FDA, danışma kurulu üyelerinin çoğu aksi yönde görüş belirttiği halde, bu ilaçlara onay vermiştir! Daha açık bir ifadeyle, kurula kolesterol düşürücü gemfibrozil’in kalp hastalığını önlemede onay alıp almaması gerektiği sorulduğunda, sadece dokuz üyenin üçü lehte oy kullanmıştır. Maalesef, bu oylar sadece “danışman” oyudur ve FDA kuruldan çıkan oylara bakmaksızın gemfibrozil’in insanlarda kullanımı için onay verme kararı almıştır.
Kemirgenlerden insanlara kanser bulgusunun uyarlanması çok belirsizdir. Bu, kolesterol düşürücü ilaç taraftarlarının argümanıdır. Bu argüman, sadece insanlar üzerinde yapılan deneylerde de kanser oranında artış görülürse doğru kabul edilir. Aslına bakarsanız, bilim adamlarının gördüğü de tam olarak budur.
Lancet dergisinde yer verilen makalede Sheperd ve arkadaşları PROSPER deneyi hakkında şöyle yazıyor: “Yeni kanser olguları, pravastain (Pravachol) kullananlarda, plasebo (yani ilaç kullanmayanlar) grubundakilerden daha çoktu” (37). Benzer bulgular CARE deneyinde de vardı. Deney sonuçlarına göre, Pravachol (Bristol-Myer Squib firmasının ürettiği kolesterol düşürücü ilaç) kullanan kadınlarda meme kanserinde belirgin oranda artış (göreceli riskte yüzde 1500 artış) görüldü (38).
Kolesterol düşürücü ilaçların ne şekilde kansere yol açabileceğine dair bir mekanizma aydınlatılmıştır. Boston’daki Beth Israel Deaconess Tıp Merkezi’nden Dr. Michael Simons’un Nature Medicine dergisinde yayınlanan makalesi, statinlerin damar endotel büyüme faktörü (VEGF) adı verilen bir maddeyi taklit ettiğini göstermiştir. Biyokimyasal VEGF yeni damarların büyümesini (anjiyogenez adı verilen olay) teşvik eder. Yeni damar büyümesi arterlerin büyümesine yardım ederken, bu yarar kanserin ilerleme potansiyeli nedeniyle olumsuza dönüşür.
İngiliz Kanser Dergisi, VEGF’nin kolorektal kanser yayılımında önemli rol oynadığını bildirmiştir. Mevcut tümörü olanlarda, VEGF ve VEGF’yi taklit eden bileşikler hastanın hayatta kalma süresini ciddi olarak düşürür (39, 40).
Kolesterol düşüren ilaçların insanlarda kullanılan olağan dozlarda kansere yol açma potansiyeli hiçbir zaman temel bilgi olarak kabul görmeyecektir. İlaç firmalarının yürüttüğü kolesterol düşürücü ilaç deneyleri genellikle kısa süreli –yani 5 yıl veya daha kısa- planlanır.Kanserin ortaya çıkması uzun zaman alır. Aşırı derecede fazla sigara içmek dahi 5 yıl içinde akciğer kanserine yol açmaz (41), ama yine de sigaranın akciğer kanserine neden olduğunu kabul ederiz. Statin deneyleri sadece 5 yıl sürdüğünden, bu yan etki “radar”dan kaçacaktır. Danimarka Üniversitesi’nden araştırmacılar, 50 yaşın üzerindeki kolesterol düşürücü ilaç kullanıcılarının yaklaşık yüzde 15’inde, statin kullanımının doğrudan sonucu olarak sinir hasarı şikayetleri olacağını bildiriyorlar. (42)
USA Today gazetesi “Statinler devletin itiraf ettiğinden çok daha fazla insanı öldürdü ve zarar verdi” diye yazdı. (43)
Kolesterol düşürücü ilaçların yan etkilerine ait liste, rabdomiyoliz ve erektil fonksiyon bozukluğunun, kolesterol düşürücü ilaç kullanımının olası sonuçları arasında olduğunu belirterek devam ediyor.
Neyse ki, kolesterol düşürücü ilaç kullananların yüzde 50’si olumsuz yan etkileri nedeniyle ilacı bir sene içinde bırakıyor. Hekimlerin statin deneylerini birincil bilgi kaynağı olarak kullandığını göz önüne alırsanız, kolesterol düşürücü ilaç kullanmaya devam eden diğer yüzde 50’nin, belki de kendilerinin de kurbanı olacakları ciddi yan etkiler hakkında bilgi sahibi olacağını düşünmek pek mümkün değildir.
Tehlikeleri görmezden gelen Forbes (bir yatırım dergisi olduğuna şaşırmamalı) dergisinde ise şöyle yazmaktadır: “En yüksek risk grubundaki hastalar daha agresif tedavi (statin) görmelidir, yani bu ilaçların daha yüksek, daha pahalı dozlarını kullanmalı” (44).
Bu tür ifadeler bana uzman kimliğine bürünmüş yüksek maaşlı uşakların 1970’li yıllarda kanseri önlemek adına sigara kullanımını nasıl teşvik ettiklerini hatırlatıyor:
“Eski bir atasözü değiştirilebilir: Günde bir paket sigara akciğer kanserini uzak tutar*”. -Dr. Ian Macdonald, U.S.News&World Report’dan, Kaliforniya Tıp Başkanı.(*Ç.N.: İngilizce atasözü, “an apple a day keeps the doctor away” şeklindedir. Türkçe’ye “günde bir elma doktoru uzak tutar” şeklinde çevrilebilir. )
Yukarıdaki bu ifade, “kalp hastalıklarını önlemek için kolesterolümüzü düşürmeliyiz” iddiası kadar saçmadır.
İlaç üreticileri ve istatistik canbazları göreceli risk azalmasını kullanarak hekimlerin ve hastaların gözlerini boyamaktadır. Kolesterol düşüren ilaçların yan etkilerine baktığımızda bunu çok daha belirgin olarak görürüz. Hiçbir koşulda yararlar risklerden ağır gelmiyor, o zaman bunu iddia edenler acaba hangi terazi ile tartıyorlar? Sakın ilaç firmasının terazisiyle olmasın?”

Referanslar:

29. Law, M.R. et al. Quantifying effect of statins on low-density lipoprotein cholesterol, ischemic heart disease, and stroke: systematic review and meta-analysis. British Medical Journal. 2003 June 28; 326 (7404):1423.30.

Strom, Brian L. Potential for Conflict of Interest in the Evaluation of Suspected Adverse Drug Reactions. Journal of the American Medical Association. 2004; 292: (DOI 1.1001/jama.21.2643)31. Harris, Gardiner. F.D.A. Failing in Drug Safety, official asserts. The New York Times. November 19, 2004.


33. Cohen, S.Jay. Over Dose. 2001.ISBN 1-58542-123-5.

34. Uffe Ravnskov, et al. Letter to Archives of Internal Medicine. Submitted on July 20, 2002.

35. O’Fallon, Ill ., May 24, 2004. CBS Evening News. “Statins’ Mind-Boggling Effects.”

36. Newman, Thomas B.et al. “Carcinoma of Lipid-Lowering Drugs.” Journal of the American Medical Association. January 3, 1996-Vol 275, No.1.

37. Shepard, J. et al. Pravastatin in elderly individuals at risk of vascular disease (PROSPER): a randomized controlled trial. Lancet. 2002 Nov 23:360 (9346):1623-30.

38. Sacks FM, Pfeffer MA, MOye LA, Rouleau JL, Rutherford JD, Cole TG, Brown L, Warnica JW, Arnold JM, Wun CC, Davis BR, Braunwald E. the effect of pravastatin on coronary events after myocardial infarction in patients with average cholesterol levels. Cholesterol and Recurrent Events Trial investigators. New England Journal of Medicine. 1996 Oct 3; 335 (14): 1001-9.

39. Akagi K.et al. vascular endothelial growth factor-C (VEGF-C) expression in human colorectal cancer tissues. Br. J Cancer. 2000 Oct; 83 (7): 887-91.

40. Aug 29 (Reuters Health). Nature Medicine September, 2000; 6: 965-966, 10004-1010.

41. Ravnskov, Uffe. Statins as the new asprin. Letters. British Medical Journal. 2002; 324:789 (30 March)

42. Julie Appleby, Steve Sternberg, USA Today. 08/20/2001.

43. Sternberg, Steve. USA Today. 08/20/2001.

25 Temmuz 2007 Çarşamba

Kolesterol ilaçlarının küçük yan etkisi: KANSER


25 Temmuz 2007 http://www.iyibilgi.com/haber.php?haber_id=28720

Kolesterol ilaçlarının küçük yan etkisi: Kanser
Hayykitap’tan yeni çıkan “Bir Masalmış Kolesterol” kitabı tıp dünyasını sarsacak… Her sene üreticilerine 26 milyar dolar kazandıran kolesterol düşürücü ilaçlar hakkında gizlenen bazı gerçekleri yazıyor kitap. Mesela, yan etkileri şunlar: Hafıza kaybı, kalbi zayıflatma ve kanser… iyibilgi özel

Kitabın yazarı organik kimya uzmanı Shane Ellison kolesterol düşürücü statin ilaç grubunun, tedavi etmeyi vaad ettiği hastalıktan daha ölümcül olduğunu ifade ediyor. Yazara göre, ilaçların bu özelliği ders kitaplarında yer almalı. İşte yılın tıp kitabından çarpıcı bir bölüm:
“Statin grubu ilaçların gizlenen tehlikeleri
Statinle, “tedavi” hastalıktan daha ölümcül olduğu için ders kitaplarında yer alması gereken bir olgudur. Statin grubu ilaçların tehlikesi hakkında pek konuşulmaz, çünkü ilaç firmaları tehlikeleri hekimlere bildirmezler.
The British Medical Journal (BMJ), gözden geçirilen 164 statin deneyinden sadece 48’inde ilacın bir veya birden fazla yan etkisini gösterdiği hasta sayısının raporlandığını yazmıştır29. Aynı senaryo, FDA onaylı Baycol, Vioxx ve piyasadaki çoğu ilaç için de geçerlidir.
Amerika Birleşik Devletleri Genel Muhasebe Bürosu’nun 1990 tarihli raporuna göre, reçeteli ilaçların yüzde 51’inde, onay sürecinden önce saptanmamış olan yan etkiler mevcuttur30. The New York Times gazetesi kısa süre önce FDA üyesi David Graham’ın bu konuyla ilgili verdiği ifadeyi yayınlamıştır. Senato Finans Komitesi’ne ifade veren 20 yıllık FDA emektarı Graham, FDA’yı açıkça suçlayarak, “Bu ülkenin tarihindeki, hatta dünya tarihindeki en büyük ilaç güvenliği faciasıyla karşılaştık” demiştir31. USA Today gazetesine göre ilaçların yan etkileri 2004’te, tarih boyunca görülen en yüksek rakama ulaşmıştır32.
Kamuoyu ve çoğu hekim bilmez ama kolesterol düşüren ilaçlar yaşamı tehdit edebilir33. Prof. Dr. Uffe Ravnskov ve arkadaşları, İç Hastalıkları Arşivi Dergisi’nde yayınlanması için bir makale gönderdiler. Makalede, sağlıklı kişilerle yapılan üç deneyden ikisinde (EXCEL ve AFCAPS/TexCAPS), kolesterol düşürücü ilaç kullanılmadığında hayatta kalma şansının daha yüksek olduğunu göstermişlerdir34. Ancak makalenin dergide yayınlanması reddedilmiştir.
Statinlerin, konjestif* kalp yetmezliğine yol açacak şekilde CoQ10’yu düşürme yeteneklerinin de üzerinde durulması gerekir. Kalbimiz, nispeten güçlü kaslardan oluşmuştur ve görevini yerine getirebilmek için büyük miktarda enerjiye ihtiyaç duyar. CoQ10, kalpte bu enerjinin üretimini garantileyen yaşamsal bir maddedir. Ayrıntılı açıklarsak, kalbin kasılmak için harcadığı güç, yaklaşık olarak sizin tenis topunu sıkıştırmak için harcayacağınız güç kadardır. Sol ventrikül (karıncık) vücudun tümüne kan pompalamak zorunda olduğundan, duvarları kalındır, oysa atriumların (kulakçık) duvarları nispeten daha incedir. İnsan vücudunda yaklaşık 5 litre kan bulunur. Kalp bir saatte 280 litre kan pompalar. Bu da 24 saatte 7 bin 200 litre, yılda 2 milyon 688 bin litre demektir! Bu talebin bilinmesi, kalbin yeteri kadar enerjiye sahip olmasının önemini idrak etmemizi sağlayacaktır. Kalbin enerjisini statin kullanımıyla CoQ10 enzimlerini etkisizleştirerek düşürmek bir çeşit intihardır; ağır çekim bir intihar…
Düşük CoQ10 seviyesi, kardiyomiyopati olarak adlandırılan, kalp kasında güçsüzleşme nedeniyle konjestif* kalp yetmezliğine yol açar. Yani, statin kullanıcıları kalp krizi veya inme için mutlak risklerinde yüzde 3-4 azalma sağlarken belki de bu riski kardiyomiyopati riskiyle değiştirmekteler.
*Ç.N.: Konjestif kalp yetersizliği, kalbin yeterince kan pompalayamaz hale gelmesidir. Bunun sonucunda doku ve organlara giden kan miktarı azalır. Aynı zamanda kalbe toplardamarlardan kan dönüşü sağlanamadığından, kalbe dönen venlerde kan göllenir. Sol kalp yetersizliğinde ise kan akciğerlerde birikir.
Bu ölümcül yan etkiden kişinin CoQ10 desteği alarak korunabileceği öne sürülebilir. Ancak bu hipotezin statinlerin sebep olduğu kardiyomiyopatiden korunmak için etkin bir yöntem olduğu kanıtlanmamıştır. Bu konuda iddiaya girmek kalbiniz için zararlı olabilir. Kalple kumar oynamaya gelmez.
Statin grubu ilaçlar odaklanma ve hafızaya da zarar verir. Kolesterol, miyelin kılıfın (beyinde odaklanma ve hafıza için elektriksel mesajların taşınmasından sorumlu) bütünlüğünü sağlamada önemli bir maddedir. Kolesterol düşürülmesinin, dikkat ve hafıza üzerine olumsuz etkisinin olacağı mantıklı bir hipotezdir. Kolesterolde ciddi düşüşler yapan statin grubu ilaçların etkisini gözlediğimizde, yukarıda bahsedilen hipotezin doğru olabileceğini görürüz.
NASA astronotu, uçuş cerrahı, aile hekimi, ve “Lipitor- Hafıza Hırsızı”nın yazarı olan Dr. Graveline, 6 hafta Lipitor kullandıktan sonra hafızasını kaybettiğini iddia ediyor. İfadesinden, bir statin olan Lipitor’u kullandıktan sonra evini veya eşini tanıyamadığını öğreniyoruz. Hafıza kaybı bir keresinde altı saat sürmüş. İlacı kestikten sonra hafızasındaki bozukluk ortadan kalkmıştır.
Dr. Graveline bu tür deneyimler yaşamış tek insan değildir. Statin kullanmaktan kaynaklanan hafıza kaybı, CBS News televizyon kanalının dikkatini çekecek kadar yaygındır. CBS News, San Diego Kaliforniya Üniversitesi’nden Doç. Dr. Beatrice Golomb’un araştırma sonuçlarını yayınladı: “Düşünme yeteneğini [statin kullanımı nedeniyle] çok hızlı kaybeden insanlar görüyoruz. Hafıza kaybı o kadar hızlı ki, şirketlerde önemli bölümlerin başındaki kişilerin birkaç ay içinde çek defterini bile idare edemediğini ve işlerinden kovulduklarını görüyoruz”35.
Kolesterol düşürücü ilaçlar, kansere yakalanma olasılığını da arttırıyor gibi görünmektedir. Dr. Thomas B. Newman ve arkadaşlarının Amerikan Tıp Derneği Dergisi’nde yayınlanan çalışmalarına göre, tüm kolesterol düşürücü ilaçlar - hem ilk çıkan fibratlar (klofibrat, gemfibrozil) hem de daha yeni olan statinler (Lipitor, Pravachol, Zocor) - insanlarda kullanılan dozlara eşdeğer dozda, kemirgenlerde kansere yol açmaktadır36.
İlginç olan, hekimlere verilen referans kitabı PDR*’de bu gerçeklerin yansıtılmamasıdır. Örneğin PDR, “fibrik asit türevleri ve statinler ancak önerilen dozun 10 katı dozda alındığında yan etki olarak kanserin görülebileceğini” yazar.
(*PDR: Hekimlerin masaüstü referans kitabı. Hekim ve eczacıların başvuru kitabıdır, FDA tarafından onaylanmış ilaçlarla, onaylanmamış ancak Amerika Birleşik Devletleri’nde belli izinler çerçevesinde satılan bitkisel ilaçlara ait prospektüs bilgilerini içerir.)
FDA’da Metabolizma ve Endokrinoloji Ürünleri Bölümü başkan yardımcısı olan Dr. Gloria Troendle, kolesterol düşürücü gemfibrozil’in, kullananlarda ölüm riskini arttırdığı defalarca gösterilmiş olan ilaçlar sınıfına dahil olduğunu ifade etmektedir. Dahası, Troendle FDA’nın uzun vadeli kullanım için gemfibrozil kadar kansere yol açan herhangi bir ilacı onayladığına inanmadığını ifade etti.
Gemfibrozil ile ilgili endişeleri başkaları da paylaşıyor. Dr. Elizabeth Barbehenn, bunu “Fibratlar insanlar için potansiyel kanserojen olarak değerlendirilmeli ve kanserojen potansiyeli, gemfibrozil’in yarar-zarar değerlendirmesinin bir parçası olmalı.” sözleriyle ifade ediyor.
Bu gerçekleri görmezden gelen, ilaç sektörünün finanse ettiği FDA, danışma kurulu üyelerinin çoğu aksi yönde görüş belirttiği halde, bu ilaçlara onay vermiştir! Daha açık bir ifadeyle, kurula kolesterol düşürücü gemfibrozil’in kalp hastalığını önlemede onay alıp almaması gerektiği sorulduğunda, sadece dokuz üyenin üçü lehte oy kullanmıştır. Maalesef, bu oylar sadece “danışman” oyudur ve FDA kuruldan çıkan oylara bakmaksızın gemfibrozil’in insanlarda kullanımı için onay verme kararı almıştır.
Kemirgenlerden insanlara kanser bulgusunun uyarlanması çok belirsizdir. Bu, kolesterol düşürücü ilaç taraftarlarının argümanıdır. Bu argüman, sadece insanlar üzerinde yapılan deneylerde de kanser oranında artış görülürse doğru kabul edilir. Aslına bakarsanız, bilim adamlarının gördüğü de tam olarak budur.
Lancet dergisinde yer verilen makalede Sheperd ve arkadaşları PROSPER deneyi hakkında şöyle yazıyor: “Yeni kanser olguları, pravastain (Pravachol) kullananlarda, plasebo (yani ilaç kullanmayanlar) grubundakilerden daha çoktu”37. Benzer bulgular CARE deneyinde de vardı. Deney sonuçlarına göre, Pravachol (Bristol-Myer Squib firmasının ürettiği kolesterol düşürücü ilaç) kullanan kadınlarda meme kanserinde belirgin oranda artış (göreceli riskte yüzde 1500 artış) görüldü38.
Kolesterol düşürücü ilaçların ne şekilde kansere yol açabileceğine dair bir mekanizma aydınlatılmıştır. Boston’daki Beth Israel Deaconess Tıp Merkezi’nden Dr. Michael Simons’un Nature Medicine dergisinde yayınlanan makalesi, statinlerin damar endotel büyüme faktörü (VEGF) adı verilen bir maddeyi taklit ettiğini göstermiştir. Biyokimyasal VEGF yeni damarların büyümesini (anjiyogenez adı verilen olay) teşvik eder. Yeni damar büyümesi arterlerin büyümesine yardım ederken, bu yarar kanserin ilerleme potansiyeli nedeniyle olumsuza dönüşür.
İngiliz Kanser Dergisi, VEGF’nin kolorektal kanser yayılımında önemli rol oynadığını bildirmiştir. Mevcut tümörü olanlarda, VEGF ve VEGF’yi taklit eden bileşikler hastanın hayatta kalma süresini ciddi olarak düşürür 39, 40.
Kolesterol düşüren ilaçların insanlarda kullanılan olağan dozlarda kansere yol açma potansiyeli hiçbir zaman temel bilgi olarak kabul görmeyecektir. İlaç firmalarının yürüttüğü kolesterol düşürücü ilaç deneyleri genellikle kısa süreli –yani 5 yıl veya daha kısa- planlanır.
Kanserin ortaya çıkması uzun zaman alır. Aşırı derecede fazla sigara içmek dahi 5 yıl içinde akciğer kanserine yol açmaz 41, ama yine de sigaranın akciğer kanserine neden olduğunu kabul ederiz. Statin deneyleri sadece 5 yıl sürdüğünden, bu yan etki “radar”dan kaçacaktır.
Danimarka Üniversitesi’nden araştırmacılar, 50 yaşın üzerindeki kolesterol düşürücü ilaç kullanıcılarının yaklaşık yüzde 15’inde, statin kullanımının doğrudan sonucu olarak sinir hasarı şikayetleri olacağını bildiriyorlar. 42
USA Today gazetesi “Statinler devletin itiraf ettiğinden çok daha fazla insanı öldürdü ve zarar verdi” diye yazdı.43
Kolesterol düşürücü ilaçların yan etkilerine ait liste, rabdomiyoliz ve erektil fonksiyon bozukluğunun, kolesterol düşürücü ilaç kullanımının olası sonuçları arasında olduğunu belirterek devam ediyor.
Neyse ki, kolesterol düşürücü ilaç kullananların yüzde 50’si olumsuz yan etkileri nedeniyle ilacı bir sene içinde bırakıyor. Hekimlerin statin deneylerini birincil bilgi kaynağı olarak kullandığını göz önüne alırsanız, kolesterol düşürücü ilaç kullanmaya devam eden diğer yüzde 50’nin, belki de kendilerinin de kurbanı olacakları ciddi yan etkiler hakkında bilgi sahibi olacağını düşünmek pek mümkün değildir.
Tehlikeleri görmezden gelen Forbes (bir yatırım dergisi olduğuna şaşırmamalı) dergisinde ise şöyle yazmaktadır: “En yüksek risk grubundaki hastalar daha agresif tedavi (statin) görmelidir, yani bu ilaçların daha yüksek, daha pahalı dozlarını” 44.
Bu tür ifadeler bana uzman kimliğine bürünmüş yüksek maaşlı uşakların 1970’li yıllarda kanseri önlemek adına sigara kullanımını nasıl teşvik ettiklerini hatırlatıyor:
“Eski bir atasözü değiştirilebilir: Günde bir paket sigara akciğer kanserini uzak tutar*”. -Dr. Ian Macdonald, U.S.News&World Report’dan, Kaliforniya Tıp Başkanı.
*Ç.N.: İngilizce atasözü, “an apple a day keeps the doctor away” şeklindedir. Türkçe’ye “günde bir elma doktoru uzak tutar” şeklinde çevrilebilir.
Yukarıdaki bu ifade, “kalp hastalıklarını önlemek için kolesterolümüzü düşürmeliyiz” iddiası kadar saçmadır.
İlaç üreticileri ve istatistik canbazları göreceli risk azalmasını kullanarak hekimlerin ve hastaların gözlerini boyamaktadır. Kolesterol düşüren ilaçların yan etkilerine baktığımızda bunu çok daha belirgin olarak görürüz. Hiçbir koşulda yararlar risklerden ağır gelmiyor, o zaman bunu iddia edenler acaba hangi terazi ile tartıyorlar? Sakın ilaç firmasının terazisiyle olmasın?”
Referanslar:
29. Law, M.R. et al. Quantifying effect of statins on low-density lipoprotein cholesterol, ischemic heart disease, and stroke: systematic review and meta-analysis. British Medical Journal. 2003 June 28; 326 (7404):1423.30. Strom, Brian L. Potential for Conflict of Interest in the Evaluation of Suspected Adverse Drug Reactions. Journal of the American Medical Association. 2004; 292: (DOI 1.1001/jama.21.2643)31. Harris, Gardiner. F.D.A. Failing in Drug Safety, official asserts. The New York Times. November 19, 2004.32. http://www.usatoday.com./money/industries/health/drugs/2005-03-13-fda-usat_x.htm33. Cohen, S.Jay. Over Dose. 2001.ISBN 1-58542-123-5.34. Uffe Ravnskov, et al. Letter to Archives of Internal Medicine. Submitted on July 20, 2002.35. O’Fallon, Ill ., May 24, 2004. CBS Evening News. “Statins’ Mind-Boggling Effects.”36. Newman, Thomas B.et al. “Carcinoma of Lipid-Lowering Drugs.” Journal of the American Medical Association. January 3, 1996-Vol 275, No.1.37. Shepard, J. et al. Pravastatin in elderly individuals at risk of vascular disease (PROSPER): a randomized controlled trial. Lancet. 2002 Nov 23:360 (9346):1623-30.38. Sacks FM, Pfeffer MA, MOye LA, Rouleau JL, Rutherford JD, Cole TG, Brown L, Warnica JW, Arnold JM, Wun CC, Davis BR, Braunwald E. the effect of pravastatin on coronary events after myocardial infarction in patients with average cholesterol levels. Cholesterol and Recurrent Events Trial investigators. New England Journal of Medicine. 1996 Oct 3; 335 (14): 1001-9.39. Akagi K.et al. vascular endothelial growth factor-C (VEGF-C) expression in human colorectal cancer tissues. Br. J Cancer. 2000 Oct; 83 (7): 887-91.40. Aug 29 (Reuters Health). Nature Medicine September, 2000; 6: 965-966, 10004-1010.41. Ravnskov, Uffe. Statins as the new asprin. Letters. British Medical Journal. 2002; 324:789 (30 March)42. Julie Appleby, Steve Sternberg, USA Today. 08/20/2001.43. Sternberg, Steve. USA Today. 08/20/2001.44. http://www.forbes.com/healthcare/2004/07/12/cx_mh_0712mrk.htmlBu haber 28 defa okundu. -->