kalsiyum makrofajlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kalsiyum makrofajlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Haziran 2008 Cumartesi

YALANA BAK: KOLESTEROL DAMARLARDA BİRİKİRMİŞ!...



EVVEL ZAMAN İÇİNDE
DAMARLARINIZDA ÇOK AMA ÇOK KOLESTEROL BİRİKİRMİŞ!..


'bazı uzman, konuyla ilgili kurum ve
kuruluşlara toplu cevap..'

Bazı uzmanlarımız hala eski alışkanlıklarını devam ettiriyorlar!...

Kolesterol molekülüne hala suçlu diyorlar, üstelik kolesterol damarlarda birikirmiş!...

Kocaman adamlar aynı masalı bıkmadan usanmadan her fırsatta tekrar tekrar anlatıyorlar.

O halde ben ve benim gibi düşünenlerin de aynı şekilde davranması, bıkmadan usanmadan sürekli yazması, eskimeye ve çürümeye yüz tutan kolesterolle ilgili evrensel yalanı fırsat buldukça kaynaklar göstererek insanlara hatırlatması gerekiyor.

Efendim neymiş, kolesterol molekülleri damarlarda birikir ve damar sertliği yaparmış…

Kolesterolün damar sertliği başta olmak üzere, çok çeşitli hastalıklar yaptığı konusunda ısrarcı olan ve kolesterolü suçlu gören çeşitli uzmanlar ya bilmiyor ya da bilerek isteyerek kasten büyük bir hata yapıyorlar. Kolesterol konusunda inat eden uzmanlar kendilerini hastalara ve insanlara karşı komik duruma düşürdüklerini göremedikleri gibi, tıp bilimlerinin ve tıp adamlarının saygınlığına zarar verdiklerinin bile farkında değiller.

Temelleri sağlam olmayan ‘kolesterol teorisini’ körü körüne inançla sahiplenmenin, sorgulama ihtiyacı duymayan bilim anlayışının kaçınılmaz sonucu bu. Bilim ve bilimsel düşünceler her zaman her koşulda sorgulanabilir olmalı, fakat ne yaparsanız yapın inanç haline getirilmiş düşünceler sorgulanamaz, yani kolesterol sorunu iddia edildiği gibi bilim değil artık bir inanç sorunu. Kolesterol konusu bilim sorunu olsa, bilimsel verilerin ışığında bu konu çoktan kapanmıştı...

Kolesterol teorisi tartışması bizim açımızdan çoktan bitti…

Hatırlayın Sağlık Bakanlığını kolesterol ve kolesterol düşürücü ilaçlara karşı (statinler) uyaran basın bildirimizi yaklaşık iki yıl önce yayınlamıştık. O günden bu güne farkındaysanız artık çok şey değişti ve değişmeye devam edecektir. Çünkü yurt içinde ve yurt dışından ilginç çalışmalar, araştırmalar arka arkaya gelmeye devam edecek.

Değişim, özellikle kolesterol konusunda kaçınılmaz ve zorunluluktur, bilim dediğiniz olgunun temel mantığı budur. Var olan gerçekliklerle bilimsel teoriler sürekli olarak çelişiyor ve çatışıyorsa, gerçeklik asla değiştirilemez mecburen teorinizi değiştireceksiniz başka yolu yok...

Artık bir zamanlar insanlara ısrarla yasaklanan çekirdek, fındık, fıstık, badem, ceviz, yumurta, tereyağı gibi besinler en azından yasak değil. Fakat çok saygın uzmanlarımızdan bazıları başlarını kuma gömdükleri için hala söz konusu yağlı besinleri, ortaya çıkan bütün araştırmalara rağmen hala yasaklayabiliyor.

Düşük veya ilaçlarla düşürülmüş kolesterol düzeylerinde kanser olasılığının arttığı çok çeşitli araştırmalarla gösterildi. Buna rağmen kolesterol düşürmek için ilaç kullanmakta ısrar eden uzmanlar, düşük kolesterol düzeylerinin risklerini hala hastalarına anlatmıyorlar. Ve ayrı bir yazı konusu olabilecek daha birçok şey...

Özetle kolesterol teorisi dökülüyor...

Çoğu bilim adamı ve konuyla ilgili ciddi dernekler (TKD) kolesterol konusunda farklı düşüncelerle ilgilenmediklerini ifade etmeye çalışsalar da, bilimsel açıdan çok şey kaçırdıklarını henüz kavramış, görebilmiş sayılmazlar.

Hızla geçen zamanın bu tartışmalarda kimleri haklı çıkaracağı konusu gerçekten merak uyandırıcı olsa da bu tartışmayı, tartışma olmaktan çıkaracak tek şey matematik olacaktır.

Kolesterol molekülleri damarlarda birikirmiş, öyle diyor birileri...

Damar sertliği (ateroskleroz) olarak bilinen, halk arasında damar kireçlenmesi de denilen olguda gerçekten de çok miktarda kolesterol mü birikiyor damarlarımızda? Bir kez daha düşünün isterseniz!

Bazı bilim adamları, bizim görüşlerimize destek vermese de birileri insanları fena halde kandırıyorlar. Bilim adına sıkılmadan kendilerince bir şeyler söyleyip duruyorlar.


Damarlarda kireçlenme dediğimiz gerçek (reel) olgu kolesterolden mi, yoksa kalsiyumdan[1] mı kaynaklanıyor?

Yani sertleşmiş, kireçlenmiş kısaca yaşlanmış bir damarın yüzde kaçı kolesterol ve kalsiyum içeriğine sahiptir biliyor musunuz?

Bildiğinizi biliyorum, ama insanlara kolesterol molekülü varken kalsiyum konusunu insanlara ve hastalara söylemezsiniz değil mi?

Artık sağır sultan bile, damar sertliğinde kolesterol (tabakası kalınlığının) değil, kalsiyum miktarının ölçüldüğünü[2], damarların sertleşmesinde ve kalınmasında kalsiyumun çok önemli bir etken olduğunu, damarlarda kalsiyum miktarı (skoru) düşük olanların kalp krizi filan geçirmediğini biliyor!

Hala damarlarda kolesterol biriktiğini iddia ediyorsanız ya sizler patoloji denilen bilim dalını bilmiyorsunuz ya da patoloji biliminin varlığını unuttunuz!

Kim bilir belki de bazı nedenlerle (?), bazı gerçekleri unutmak işinize daha çok geliyor! Çünkü bırakın kalsiyum skorunu ölçen elektronik cihazları, yeni eğitimine başlamış asistan patolog bile sizlere sertleşmiş bir damar yapısında (aterom plaklarında) veya pıhtıda hangi oranlarda, hangi maddelerin olduğunu çok rahat gösterebilir!

Daha öncede defalarca yazıldı ve söylendi: Damarları tıkayan pıhtı-tıkaç ya da aterom plakları içinde, insanları kandırmak için söylemiş olduğunuz kolesterol oranı sadece % 3 tür ve geride % 97 oranında boş bıraktığınız size göre küçücük bir alan vardır.

Tabii damar sertliği (damar kireçlenmesi) görülen hastaların damarlarının yapısındaki %50’den fazla kalsiyum, % 47 kan hücreleri (makrofaj) ve damar düz kas dokusu sizin gibi bilgili uzmanlarca önemsiz bir ayrıntı olur çıkar % 3 kolesterolün yanında.

Size göre %3’lük kolesterol bütün damarlarda sertleşmenin (kalsifikasyon) yegâne şaşmaz ve değiştirilemez sebebidir, yani damarlarda kalsiyum olmasa bile (tek başına) kolesterol damar sertliği yapabilir!

Bu mudur yani?

Bitti mi?

Damarlarda kolesterol birikirmiş, kalsiyum skoru neydi, hangi cihazla ve neden ölçülüyordu[3] unuttum bilen varsa bana hatırlatsın lütfen?

Biz kalsiyum dedik ya, şimdi bazıları da sıkılmadan tıpkı kolesterol molekülüne yaptıkları gibi, kandaki kalsiyum miktarını da düşürmeye de çalışabilirler: Sakın ha öyle bir şey yapmayın!..

Damarlarda kalsiyum birikiminin nedeni görünenden etkenlerden çok ama çok farklı…

Yani hiç kimse “ damarlarda biriken kalsiyum miktarı kolesterol miktarından fazlaymış, ben kanımdaki kalsiyum miktarını düşürürsem, damarlarımda kalsiyum daha az birikir” şeklinde yanlış bir düşünceye kapılmasın, kalsiyumu ve kalsiyum içeren besinleri, tıpkı kolesterole yaptıkları gibi yasaklamasın!

Kolesterolü neden yasaklıyorsunuz?

Neyse!

En azından kalsiyumu ve kalsiyum içeren besinleri yasaklamanın tam bir saçmalık olabileceğini umarım biliyorsunuz!...

Ama şunu unutmayın: İster damar sertliği, ister damar kireçlenmesi, isterse ateroskleroz adına ne derseniz deyin, söz konusu damarlardaki oluşumlarda biriken kalsiyum miktarı, kolesterol miktarının en az 15–20 katıdır.

Kolesterol damarlarda birikir, damar sertliği yaparmış…

Tabii kolesterolü suçlu gören uzmanlarımızda kendilerince haklı. Damarlardaki kalınlaşmanın en büyük var olan (reel) etkeni olan kalsiyumu insanlara söyleyemezler!

Damarlarda kolesterolden yirmi kat fazla kalsiyum birikir deyip, kolesterol ilacı yazabilme yeteneğine sahip bir uzman gördünüz mü?

Olmaz böyle bir şey!

Göremezsiniz, uğraşmayın!

Çünkü onlar damarlarınızda kolesterol birikir diyecek ki, kolesterol ilacı verebilsinler hastalarına!
İlaç şirketleri mutlu olsun!

Evet biliyorum. Şu an milyonlarca kolesterolü suçlu sayan literatüre, binlerce bilmem ne profesörlerine karşı geliyorum. Yine de kusuruma bakmasınlar, sıradan bir biyolog olarak, şayet düşünce özgürlüğüm varsa, birilerinin kolesterolün zararları konusunda söylediklerini kendi adıma bilimsel bulmuyorum, beni savundukları düşüncelerin doğruluğuna ve bilimsel olduğuna ikna edemediler.

Tabii ki benim gibi düşünen, düşüncelerime katılan, dostça eleştiren değerli insanlar var, ama şimdilik sayıları çok fazla değil. Bu nedenle sadece ben böyle düşünüyorum da diyemem...

Damarlarda kolesterol molekülleri birikirmiş, yalana bakın!

Tüberküloz (verem) hastalarının akciğer filmlerini hiç gördünüz mü hiç? Bir ara unutmazsanız mutlaka göz atın gerçekten de çok ilginçtir.

Tüberküloz geçirmiş hastaların akciğer filmlerinde beyaz noktacıklar şeklinde kalsiyum birikimleri az veya çok mutlaka görülür… Yabancı basil yüzeyindeki proteinlere duyarlı makrofaj adı verilen savunma hücreleri, tüberküloz basilini hapsetmek için kalsiyum salgılamak zorunda kalırlar! Aslında söz konusu küçük beyaz görünen lekecikler makrofaj kalıntıları, makrofajın salgıladığı (tüberkülin) kalsiyum ve tüberküloz basilinden oluşur.

Ve bunu çok istedikleri için değil, mecbur kaldıkları için yapar makrofaj adı verilen savunma hücrelerimiz. Yabancı protein taşıyan canlıyı (bakteriyi-basili) hapsetmek, bulunduğu yerde tutabilmek, durdurabilmek için yaparlar bunu… Yoksa bilmiyor muydunuz?

Damar kireçlenmesinde yani ateroskleroz olayında, söz konusu makrofajların zorunlu ve son derece önemli rolleri vardır.

Damar yüzeyi ve damar içlerinde de zararlı bir şeyleri hapsetmeye, etkisiz hale geçirmeye çalışır makrofajlar...

Fakat bu sizin düşündüğünüz gibi kolesterol ya da yağlar değildir, makrofajlarca hapsedilmek istenen şeyler.

Makrofajlar lipitlere ve kolesterole karşı harekete geçemezler. Makrofajlar adını verdiğimiz savunma hücrelerini, kolesterol molekülleri de harekete geçiremez! Çoğunlukla organizmalarda bulunan farklı proteinler veya amino asit değişimleri makrofajları aktive eder ve uyarırlar…

Organizmaya yabancı veya yabancılaşmış proteinlere-aminoasitlere karşı da son derece hassastır makrofajlar. Yani makrofajları harekete geçirebilmek için yabancı veya yabancılaşmış protein ya da protein içlerinde farklı aminoasit içeren bazı molekülerinizin olması gerekir.

Lipoproteinleri artık biliyorsunuz. Kanda yağlar ve kolesterol sadece lipoprotein adı verilen fiziksel parçacıklarla taşınırlar. Parçacıkları etkisiz hale getirmekte makrofajların görev alanındadır.

Elbette makrofajları harekete geçiren önemli faktör lipoproteinler[4] (özellikle LDL) diyebilirsiniz, bu en doğal hakkınız!

Fakat lipoproteinler üzerinde bulunan ‘sadece kolesterol molekülü’ makrofajları harekete geçirir diyemezsiniz, böyle bir bilimsel lüksünüz yok!

Bilimi ve bilimin adını kullanarak saçmalamak, insanların zekâsına, aldığınız tıp eğitiminize bilerek ya da bilmeden hakaret etmektir.

Kanda tek başına kolesterol diye bir molekül olmadığını, kolesterolün mutlaka partiküllerle (parçacıklarla) taşınabildiğini insanlar artık biliyor.

Makrofajlar, lipoproteinler üzerindeki kolesterolü veya yağ asitlerini değil, lipoprotein partiküllerinin bizzat (LDL) kendisini yok etmek için harekete geçiyor… Söz konusu (bozuk, işlevsiz partikülü) kalsiyum salgılayarak etkisiz hale getirmeye, organizmaya kendince faydalı olmaya çalışıyor. Makrofajlar damar çeperlerinde, damar içlerinde yapmasalardı bu işi iyi olacaktı ama ne yaparsın, bunun başka yolu yok...

İşte damar sertliği (ateroskleroz) tanısı koyulmuş insanların damarlarında görülen yüksek orandaki kalsiyumun birikiminin bizce temel nedeni bu! Anlayabildiniz mi? Yoksa bir kez daha mı anlatayım?

Yani bizce hasta insanların damarlarının patolojik incelemesinde, kolesterolden yirmi kat fazla kalsiyum (% 50) bulunmasının tek nedeni bu!
Biliyorum siz bunu biliyordunuz, ama insanlar damarlardaki birikimin %3 kolesterol, kalsiyumun ise %50 olduğunu bilmiyordu. Siz sadece kolesterolü söylüyordunuz çünkü...

Bu kadar basit ve yalın! Yalınlık ve basitlik bilimin en keskin ve acıtan yönüdür, her zaman canınızı yakabilir...

Dahi olmanız gerekmiyor, sadece anlamak istemeniz yeterli!

Bundan daha iyi bir fikriniz, düşünceniz, teoriniz varsa siz söyleyin.

Ve lütfen sağda solda konuşurken biraz gerçekçi olun, ne olur güldürmeyin artık beni!

Söyledikleri lafa bak:

Damarlarda kolesterol molekülleri birikirmiş!......


Mevlüt Durmuş
Biyolog
29 Haziran 2008


Kaynak ve Dipnotlar
[1] Scott M. Grundy, MD, PhD. (2001) Coronary calcium as a risk factor: role in global risk assessment. J Am Coll Cardiol, 2001; 37:1512-1515.
[2] Elizabeth R. Brown et al (2008). Coronary Calcium Coverage Score: Determination, Correlates, and Predictive Accuracy in the Multi-Ethnic Study of Atherosclerosis. Radiology 2008;247:669-675.
[3] Khurram Nasir et al (2005). Detection of High-Risk Young Adults and Women by Coronary Calcium and National Cholesterol Education Program Panel III Guidelines. J Am Coll Cardiol, 2005; 46:1931-1936, doi:10.1016/j.jacc.2005.07.052
[4] Lipoproteinlerin kanda birikimi ve farklılaşması ayrı bir yazıda ele alınacaktır. Small LDL- okside LDL farklılaşmaları makrofajları harekete geçirir. Fakat bir bileşende okside olan grubun sadece lipitler olduğunu söyleme lüksünüz yoktur, bileşenin tümünü değerlendirmeniz gerekir. Bkz. Genel Kimya.İndirgenme, yükselgentme ve redoks denklemleri, farklı bir deyimle oksidasyon redüksiyon ve redoks denklemleri

14 Ekim 2007 Pazar

KOLESTEROL İLE İLGİLİ GERÇEKLER


KOLESTEROL İLE İLGİLİ GERÇEKLER

http://www.noromed.com.tr/tr/content.asp?PID=%7B47AA3595-AA3A-4423-8BD8-70D3EDA899B6%7D sitesinden alınmıştır.

Damarları tıkayan pıhtı-tıkaç ya da atherom plağı içinde kolesterol oranı sadece % 3 tür. %50’den fazla kalsiyum, geri kalan ise kan hücrelerinden ve damar düz kas dokusundan oluşur.

Damar hastalıkları tanısı için artık anjio değil, damar tıkacındaki kalsiyum miktarını ölçen tomografi kullanılmaktadır.

Toplam kolesterolün % 20 oranı besin ile alınır. Geri kalanı karaciğer tarafından oluşturulur. Diet ile toplam kolesterol en fazla % 10 düşer.

Kolesterolden fakir diet alındığında vücut kolesterol harcamayı durdurur. Çünkü kolesterol gereklidir.

Kolesterol düşüklüğü ile depresyon riski artar, kanser riski artar, cilt kurur, cinsel isteksizlik ve güçsüzlük olur, kemik yapısı bozulur.

Kadınlarda östrojen, erkeklerde testosteron hormonları için kolesterol gerekir. Her iki cins için de bu hormonlar bir çok açıdan koruyucu özellikleri vardır.

Damar tıkacı, damar hastalığıdır, kan kolesterol hastalığı değil.
Kolesterol yüksekliği nedeni allostatik yüklenmedir.

Kolesterol düşürücü ilaçlar karaciğere zararlıdır, kas dokusunu tahrip eder ve dolaylı olarak böbreklere zarar verir.

Kolesterol düşürücü ilaçlar kas ağrılarına yol açar.

Kalp, kastan yapılmıştır. Kalsiyum miktarı gıdalarda fazla, magnezyum oranı azdır. Bu durum kalp kası kasılmasında sorunlara yol açar. Bu nedenle panik atak yakınması olanlarda ani ölümler gözlenir. (Kemal Sunal ; uçak korkusu, panik atak ve …)

Kalp hastalıkları yoğun bakımında kalp krizi nedeniyle yatan hastaların ortalama yarısının kan kolesterol düzeyleri normal ya da düşüktür. Aynı durum nöroloji kliniğinde yatan felçli hastalar için de geçerlidir.

Kolesterol düşürücü ilaçlar, 5 yıl için kalp krizi olasılığını sadece % 2 düşürür. (HeartWire Jan. 27, 2007)

Nagoya Üniversitesinden Dr. Harumi Okuyama kolesterol düşürmenin hiçbir faydasının olmadığını, aksine kanser ve depresyon riskini arttırdığını, acilen bu tedavi biçiminin durdurulması gerektiğini söylüyor. (World Review Nutrition Dietetics, Basel, Karger, 96: 1-17, 2007)

Kalp hastalıkları uzmanı Dr. Stephen Seely, kalsiyum kalp-damar hastalıklarının en önemli düşmanıdır diyor kitabında. (International Journal Cardiology 1991 Nov; 33 (2):191-8) Kolesterol düşürücü tedavileri tıkaçtaki kalsiyum oranını daha da artırdığını söylüyor yıllar önce.
Bir araştırma hiçbir şikayeti olmayan ve hiçbir hastalık risk grubunda olmayan orta yaş grubu insanların 1/3 ‘ünde ciddi oranda kalp damarı tıkaçları bulunduğunu bildiriyor. (European Heart Journal 25: 48-55, 2004)

Tüm araştırmalardan çıkarılan sonuç; kolesterol düşürmek kalp krizinden ölümleri azaltmıyor (Prof.Dr.Domaine de la Merci Nutrition Metabolism Cardiovascular Disease 16: 387-90, 2006)

Yumurta kolesterol açısından çok zengindir. 9734 kişi haftada en az 6 yumurta yedi, kolesterolleri artmadı. Kalp krizi ve inme riski artmadı. (Medical Science Monitoring 13: CR1-8, 2006)

ABD acil servislerinde kalp krizi tanısı konulan hastaların %50 oranında kolesterol düzeyleri normal bulunmuş. (Atherosclerosis 149: 181-90, 2000; Medical Hypotheses 59: 751-56, 2002)
Kalp tomografisi Agatston kalsiyum skoru “0” olanların kalp krizi geçirme olasılığı “0”dır. (Cleveland Clinic Journal Medicine 49: Supp 3 – S-6-11, 2002)

Orta yaş grubunda sex hormonlarının (östrojen ve testosteron) azalmasına bağlı olarak karaciğer kana kolesterol salgılanmasını arttırarak hormon yapımının dolaylı olarak arttırılmasını amaçlar. Bu nedenle orta yaş grubunda görülen kolesterol artışı normal bir olaydır. (Medical Hypotheses 59: 751–56, 2002)

Kalp damarlarında yer alan 10 mikron çapındaki bir kalsiyum plağı bile kopup kan elemanlarıyla birleşerek kalp krizine neden olabilmektedir. Ani ölümlere yol açan kalp krizlerinde görülen öncelikli sorun bu şekilde gelişir. [Proceedings National Academy of Sciences 103: 14678-83, 2006]

Yandaki görüntüde okla gösterilen yerler, kalp damarlarındaki kalsiyum birikimleridir (plak).
Kan sulandırıcı tüm ilaçlar (aspirin dahil) kan damarlarında kalsiyum birikimini 2 kat arttırırlar [Blood 104: 3231-32, 2004]

Harvard Üniversitesinden Dr. John Abramson, kolesterol düşürücü ilaçların kalp krizi nedeniyle olan ölümleri azalttığına dair hiç bir belirtinin olmadığın bildiriyor.[Lancet. 2007 Jan 20; 369(9557):168-9]

Bir çalışma, kolestrolün düşmesi ile beyin hücreleri yapısında bulunan kolestrol eksikliğine bağlı beyin ve sinir hastalıklarının ortaya çıkabileceğini bildirmiştir. [Drug Safety. 30(8):669-675, 2007]

Kolestrol düşürücü ilaç kullananlarda karaciğer bozuklukları görülme oranı %448 artar.[Clinical Therapy 2007 Feb; 29(2):253-60]

Kolesterol düşürücü ilaçların kullanımı ile ALS (amyotrofik lateral skleroz) görülme sıklığı artar. [Drug Safety 2007; 30(6):515-25]

MEVLÜT DURMUŞ'UN KİŞİSEL YORUMU: HER ŞEYDEN ÖNCE, BU KONUYU SON DERECE AKICI BİR ŞEKİLDE ELE ALAN, EMEK VERENLERE TEŞEKKÜR ETMEK GEREKİYOR...

KALSİYUM BİRİKİMİ İLE BİLDİRİLEN GÖRÜŞLERE KATILMAMAK ELBETTE MÜMKÜN DEĞİL, BU BİLİMSEL GERÇEĞİ BİR ÇOK KARDİYOLOG MAALESEF GÖRMÜYOR. FAKAT KALSİYUM BİRİKİMİNİN TEMEL MANTIKSAL NEDENİ KONUSUNDA BİRAZ FARKLI DÜŞÜNÜYORUM, BİLDİĞİNİZ GİBİ MAKROFAJLAR FARLI GÖRDÜĞÜ YAPILARI BAZEN YOK EDEMEZLER, FAKAT ZARARLARINDAN DOLAYI SÖZ KONUSU YAPIYI HAPSETMELERİ VE ETKİSİZ HALE GETİRMELERİ GEREKİR, BUNUN EN GÜZEL ÖRNEĞİ TÜBERKÜLOZ (VEREM HASTALIĞIndA) DA GÖRÜLÜR. SÖZ KONUSU BAKTERİYİ YOK EDEMEYEN MAKROFAJLAR, ONU SARARLARKEN KALSİYUM SALGILAR VE HAPSEDER. AYNI NEDENLE KÜÇÜK LİPOPROTEİN PARÇACIKLARI DA MAKROFAJLARI HAREKETE GEÇİRİR, VE DAMARLARDA BİZ TÜM BU OLUŞUMLARA ATEROM PLAKLARI DEYİP GEÇER, İÇERİĞİNİ ÖZELLİKLE SORGULAMAYIZ. PARTİKÜLLER KÜÇÜLÜR FAKAT KÜÇÜLMENİN NEDENİNİ DE SORGULAMAYIZ.