kolesterol manifestosu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kolesterol manifestosu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Mart 2010 Pazar

SAĞLIK BAKANLIĞINA KOLESTEROL MANİFESTOSU: BİR KEZ DAHA DÜŞÜNÜN…


SAĞLIK BAKANLIĞINA KOLESTEROL MANİFESTOSU: BİR KEZ DAHA DÜŞÜNÜN…

Biz yıllardır söylüyoruz, Sağlık Bakanlığı yetkililerini 2007 yılında kolesterol ilaçlarını yasaklamaya davet etmiş, sıradan bir biyolog olarak kendi uyarılarımızı yapmıştık. Şimdi bu manifesto’yu yeniden tekrarlıyoruz. Ve sürekli tekrarlamaya devam edeceğiz…

Türkiye’de çok değerli bilim adamları da aynı-benzer[1] konulardaki endişelerini farklı şekillerde[2] her zaman dile getiriyorlar!...

Yurt dışından da oldukça yüksek sesler gelmeye başladı…

Saygın tıp dergisi 'The Drugs and Therapeutics Bulletin' editörlerinden Dr. Ike Iheanacho’nun[3] kolesterol düşürücü (statinlerde) dikkat çektiği: depresyon, hafıza kaybı, uyku güçlüğü, cinsel işlevsizlik ve tedavi edilmediği takdirde ölüme yol açabilecek nadir rastlanan bir akciğer hastalığı ilaç şirketleri ve bu ilaçları hastalarına yazan bazı hekimler açısından önemli değil[4].

— Kolesterol düşürücü (statin) kullanan deneklerin yüzde 12'sinde (% 12) uyku bozukluğunu varmış! (Boş ver önemsiz bir risk zaten, bırakın televizyon filan izlesinler, uyuyup ne olacak…)

— Statin kullanan hastalarda yüzde 12'sinde (% 12) ereksiyon sorunu[5] ortaya çıkmış. (Zaten yaşlı insanlar, bu yaştan sonra bırakın ereksiyonu filan, o gençken lazımdı şimdi çoluk çocuğu vardır zaten…)

— Peki, ilaç kullananlarda ortaya çıkan yüzde 11' de depresyona (% 11) ne diyeceğiz ki? (Bu tamamen ilaç düşmanlarının bir uydurması. Bunlar var ya, bu cahil insanları kendi çıkarları için kullanıyorlar, birkaç konu bulup uyduruyorlar, eğiyor büküyorlar. Kitap yazıp acayip derecede zengin oluyor ve çok ama çok para kazanıyorlar, geçen birini gördüm ‘Maldiv’ adalarından birini satın almıştı inanın yani!....)

- Ayrıca bu ilacı kullananların yüzde 3'ünde (%3) çeşitli derecelerde hafıza kaybı olduğunu söylüyorlar! (Yok öyle bir şey, yine tamamen atıyorlar, yüzde 3’lük hafıza kaybı olanlar var ya onlar muayene geldiklerinde zaten hafızalarını kaybetmişti, biz iyilik olsun bunlar düşünemiyor diye verdik ilacı, nankör bunlar nankör bir de istatistiğe sokmuşlar bunu…)

— Son çalışmalarda konusu kolesterol düşürücü ilaçları kullananların (statinlerin) yüzde 9’unda (% 9) şeker hastalığı (diyabet) gelişmesi[6] de ortaya çıktığı iddia edilmiş. Kolesterol yüksekliği mi daha kötü yoksa şeker hastalığı[7] mı? Ayrıca ACCORD[8] diye bir çalışma yapılmış. Total kolesterolü, kötü kolesterolü (LDL-K) düşürmek, iyi kolesterolü yükseltmek (HDL-K) özellikle şeker hastalarında (diabet) hiçbir işe yaramıyormuş! Profesör Henry Ginsberg diye biri kalp damar hastalıklarına yakalanma riskini ve bu hastalıklara bağlı olan kalp krizi ve beyin damarlarının tıkanması riskini ortadan kaldırmadığını söylemiş! ( Boş ver o söylesin dursun o profesör, sen onlara uyma bizim söylediğimize bak: “Diyabeti (şeker hastalığı), koroner kalp hastalığı gibi hastalığı olanlarda LDL-K değerinin 100 mg/dl’nin altında olması yeterli görülse de, artık bu değerler daha da aşağı çekilmektedir. Diyabeti ve koroner kalp hastalığı olan hastalarda LDL-K hedef değeri daha da düşük olup, 70 mg/dl hatta daha da düşük olması gerektiği yönünde yapılmış çalışmalar vardır…..”[9]. Bunun tersi iddiaları söyleyen sıradan kıytırık insanlar bunlar bilimden, bilim felsefesinden hiç anlamazlar. Türkiye’de de bunlardan 3–5 adet var, Amerika’da da var, zaten her yerde varlar, amip gibi bölünerek çoğalıyor bunlar…)

— Daha söylenmeyen birçok risk varmış bu ilaçlarda. Hormon bozukluğu, kanserle filan ilişkileri varmış, düşük kolesterol düzeylerinde de kanser oluyormuş insanlar. Bu ilaçlar koenzim Q10 seviyesini düşürüyor, insanlara zarar veriyormuş. ( Hepsi uydurma bunların kafaya takmayın böyle şeyleri, yapmayın canım, hem statin, hem de koenzim Q10 tableti veririz olur biter…)

— Kolesterol ilaçlarında böbrek yetersizliği filan ortaya çıkacağı söyleniyor[10], üstelik bunu[11] FDA midir nedir, onlar da söylemiş, buna ne diyeceksiniz? ( Boş ver onları, yarın ne söylediklerini unutur onlar. FDA’in neresi doğru ki, parayı bastıran her şeyi (!) yaptırır!...)

— Kolesterol ilaçları (statinler) damar sertliği ve kalp krizini engellemiyormuş, yapılmış en iyi (şişirilmiş ve abartılmış) araştırmalara göre rölatif risk değil, mutlak risk en az yüzde 1, en fazla yüzde 3 çıkıyormuş. Yani bu ilaçları kullanan yüz kişiden en az 1 kişi, en fazla 3 kişi fayda görüyormuş. İddialara göre ilacın (statinlerin) olumsuz riskleri, olumlu etkisinden çok ama fazlaymış ve ilaç şirketleri nedeniyle Sağlık Bakanlığı bu durumu bir türlü görmüyormuş, ülkenin milyonlarca doları boşuna uçup gidiyormuş. Kimse bu ilacın (statinlerin) yan etki ve risklerin hepsini birden toplayıp, iddia edilen kardiyolojik faydasıyla karşılaştırma gereği de duymuyormuş. Statinlerin sebep olduğu hayati risklerin hepsi birden değerlendirildiğinde, insanların çok daha fazla zarar gördüğünü iddia eden birileri de Türkiye’de varmış üstelik. Bu insanlar ‘yapmayın bu ilacı kullanmayın, kandaki yüksek kolesterol sorunu paradoksal bir şekilde hücre içindeki kolesterol eksikliğine bağlı[12]’ filan diyormuş çılgınlık değil mi bu. Çıldırmış mı bu insanlar, ne kadar sahtekârlar değil mi? Üstelik hücre içindeki kolesterol (steroid miktarı) zamanla azaldığı için, kana geçen kolesterol taşıyan partiküllerin (parçacıkların) sağlıklı oluşmadığını iddia ediyorlarmış. Söz konusu sağlıksız oluşan partiküllerin de (small LDL, okside LDL vs) hücrelerce kullanılmadığı için de zorunlu olarak kanda biriktiğini, bu durumunda (göreceli) kolesterol yüksekliği oluşturduğunu filan söylüyormuşlar. Yani bu ilaçlık bir iş değil demek istiyorlarmış. Ölüm oranlarına bakıldığında da kanda kolesterol düzeyi düşük değil, yüksek olanların daha uzun yaşadığını[13] iddia ediyorlarmış, gerçekten komik değil mi? 'İlaçlarla (statinlerle) hücre içinde kolesterol (ve steroid) sentezini durdurmayın: Siz insanları tedavi etmiyorsunuz, steroid yapımını durdurarak cinayet işliyorsunuz, hücre içi steroid sistemini tümüyle yok ediyorsunuz’ filan diyorlarmış! (Pardon, ne diyormuş bunlar nedir tam anlayamadım. Bir daha anlatır mısın? Yok, boş ver anlatma zaten bunları söyleyenler, statin ilaçlarını kötüleyenler hep kafadan bir şeyler sallıyorlar. Bunların hücre içi kolesterol ve steroid oluşum bilgileri beş para etmez, uyduruyor bu ilaç karşıtları!)

*******************

Sonuç:

Kör, dilsiz, sağır ayaklarına yatmayın, mazeretler üretmeyin ve bizi asla suçlamayın! Ne söylediğimizi bal gibi biliyorsunuz ve anladınız!

Bizce kolesterol ilaçları (statinler) bilim ve sağlık adına saçmalıktır. Ascomycetes grubuna ait mantarlarda (Penicillium, Candida, Arpergillus, Monascus puspurus vs) bulunan bu metabolik ürün (statin), bu mantarlara zarar veren, bu mantarları tüketen düşman canlının bütün hücre içi steroid sistemini yok edebilmek için evrimsel olarak gelişmiş bir savunma molekülüdür. (Dahası istenirse statinlerin yüksek dozlarıyla cinayet bile işlenir, biyolojik ve kimyasal silahlar bile yapılabilir!)

Yani…

Bu ilaçlarla sadece insanlardaki kolesterolü değil, canlının bütün steroid sistemini mahvediyorsunuz!

Asla unutmayın: Hücre içindeki steroid (kolesterol) üreten enzimler, hücre içi kolesterol konsantrasyonuna (yoğunluğuna) bağımlıdır, kandaki görmüş olduğunuz toplam kolesterole değil! Hücre içi kolesterol ve steroid üreten enzimlerin kanda partiküller üzerindeki kolesterol ile hiçbir ilişkisi yoktur[14], sizler bir illüzyona (yanılsamaya) saçma bir şekilde inanıyorsunuz? Lütfen gözlerinizi biraz açın: Hücre içi kolesterol senteziyle, kandaki kolesterol yüksekliğinin birbiriyle ilişkili olmadığını bile bile statin kullanamazsınız!

Sahi, hücre içi kolesterol miktarı ve kandaki kolesterol arasındaki farkı bildiğinize gerçekten bu kadar emin misiniz?

Biliyorsunuz; hücre içinde yeterli kolesterol konsantrasyonuna ulaşılmadan, hücre içinde yeterli miktarda steroidler (kadınlık, erkeklik hormonları, beyin steroidleri, D vitamini vs vs) asla yapılamaz. Kolesterol sentezi sırasında ortaya çıkan (Koenzim Q10 vs) birçok maddeden organizma yoksun kalır. Bunun ne anlama geldiğini ve sonuçlarını gerçekten düşünüyor musunuz? Söylenen ve açığa çıkan yan etkilere biraz daha yakından ve dikkatlice bakın, anlayacaksınız!

Bu ilaçlar öylesine bir saçmalıktır ki, hücre içi steroid (kolesterol) metabolizmasını ilaçlarla hücre içinde öldürdüğünüzde, ortaya çıkacak ‘mutlak hücresel ölüm’ sonucu göremeyecek kadar körleşirsiniz! Çünkü anlamsız bir şekilde hücre içindeki kolesterol konsantrasyonuna değil, kana bakarsınız! Bereket bazı hücrelerin (karaciğer) kendini yenileme (rejenerasyon) mekanizmaları var, bu mekanizma olmasaydı şimdiye kadar çoktan işiniz bitmişti. Bu ilaçları kullanan kişilerde bazı enzimlerin (AST, ALT, CK vs) neden yükseldiğini sanıyorsunuz? Asıl olumsuzluklar kendini yenileyemeyen hücrelere bağımlı organ ve dokularda (sinir sistemi vs) ortaya çıkıyor, artık bunu bari lütfen anlayın. Zaten statin ilaçlarının elde edildiği çeşitli mantarlar, bu ‘statin’ mekanizmasını çevresel düşmanlarının steroid metabolizmasını çökertmek, düşmanlarını bir şekilde öldürmek için evrimsel olarak geliştirmemiş miydi? Statinlerin büyük mucidi Akira Endo bu ilacı ‘penisilin’den esinlenerek aramadı mı? Akira Endo, Penicilim citrinum adlı mantardan ilk statini elde etmişti hatırlayın. A. Endo, geçmiş anılarını anlatırken “Doğada bulunan bazı mikroorganizmalar, sterol veya diğer mevalonik asit türevleriyle beslenen diğer mikroorganizmalardan (kendileri) korunabilmek amacıyla HMG-CoA redüktaz inhibisyonu yapan metabolitler üretiyor olmalıydılar diye düşündüm” dememiş[15] miydi acaba? Yani söz konusu mantarlarda bulunabilen bu metabolik (statin türevi) ürünler, sadece ve sadece mantarların doğal düşmanlarının tüm steroidlerini yok etmek, böylece kendine düşman olanı öldürmek, onlara karşı (genetik) avantaj sağlamak amacıyla evrimsel olarak gelişmemiş miydi?

Memeli bir canlı da, bütün bir steroid metabolizmasını çökertmenin ne anlama geldiğini şu an bilmiyorsanız bile, biraz mantıklı olun ve yan etkileri asla küçümsemeyin, biraz aykırı seslere kulak verin.

Bu ilaçlarla (statinlerle) yapılan sözde kardiyolojik tedavi metodunun kaç kişiye Nobel ödülü kazandırdığını elbette bizde biliyoruz, ama bu bizi hiç ilgilendirmez, kendilerine afiyet olsun!

Kimseye düşman değiliz, kimseyle bir alıp veremediğimiz yok. Fakat bize göre yanlış olanı açıklamak için, biz sadece kendi üzerimize düşeni yapıyoruz.

Sağlık Bakanlığı yetkililerini bir kez daha buradan uyarıyoruz: Statin ilacının ateroskleroza (damar sertliğine) bağlı kalp hastalıklarındaki (mutlak) faydası sadece % 1–3 arasında değişir. Yani ilacı kullanan her yüz kişiden 1 veya en fazla 3 kişi fayda görür, geriye kalan 97 kişi hiçbir fayda görmez[16], boşu boşuna ilaç kullanır ve Türkiye’nin milyonlarca dolarları uçar gider!

Lütfen vakit geçirmeden konuyu gündeme alın, karşılaştırın ve araştırın; bu ilacı (statinleri) kullanan kişilerde oluşacak birbirinden farklı yan etkilerin genel toplamı nedir? Yani toplam yüz kişide, ne gibi yan etkiler ortaya çıkıyor? Toplam yan etki miktarı yüzde kaç?

Gerçekten, hücre içi kolesterol ve steroid ilişkilerini biliyor musunuz, yoksa birçok ülke gibi ilaç şirketlerinin ve kapitalizmin emperyalist ilaç oyununa sizde teslim mi olacaksınız?

Kolesterol düşürücü ilaçlarla (statinlerle) sadece kolesterolü değil, hücre içinde bütün steroidlerin oluşumlarını da yok ettiğinizin gerçekten de farkında mısınız, ben sadece bunu bilmek istiyorum, kimsenin yerinde, yurdunda, koltuğunda gözümüz yok! Memeli canlılardaki hücre içi steroid (kolesterol) metabolizmasını yok etmenin, ortadan kaldırmanın oluşturduğu kar-zarar hesabını tutabilecek kadar kendinizi çok akıllı mı sanıyorsunuz?

Özellikle konusunda uzman olduğunu düşünenler hiç utanmadan, sıkılmadan bu olumsuz ve öldürücü yan etkileri anlamak istemiyor, görmüyor ve küçümsüyor!

Statin severlere son bir şey söylemek istiyorum: Haklısınız, sizler bize gülüyorsunuz, bizler de size gülüyoruz. Benim bir şikâyetim yok, karşılıklı gülüşmek eğlenceli oluyor zaten. Fakat unutmayın; burada önemli olan son gülenin kim olacağıdır ki, bunu zaman yavaş yavaş gösteriyor ve göstermeye devam edecek…

İsterseniz utanmayın itiraf edin: Hücre içi kolesterolü ve memeli canlılardaki steroidlerin önemini belki biliyordunuz, ama kolesterolün hücre içi ve kandaki çalışma mantığını gerçekte hiç bilmiyordunuz!

Sakın biliyoruz demeyin!

Bilseydiniz, bu ilaçları (statinleri) insanlar üzerinde kullanmaya cesaret edemezdiniz!



ÖNEMLİ NOT: Hücre içinde kolesterol sentezinde görev alan bir çok enzim aktivitelerinin yüksek olması, kolesterolün hücre içinde yeterli miktarda olmadığını gösteriyor ve araştırmacılar bu noktayı unutuyorlar. Hücre içi enzim aktivitesiyle kan kolesterol yüksekliği arasında (aptalca) bağlantı kurmaya çalışıyorlar.... Oysa hücre içi ve kandaki toplam kolesterol birbirinden çok farklı... Anlayana tabii ki...

Mevlüt Durmuş

Biyolog

28 Mart 2010

www.kolesterolmasallar.blogspot.com

KAYNAK VE DİPNOTLAR

[1] www.beslenmebulteni.com (Prof. Dr Ahmet Aydın)

[2] http://www.ahmetrasimkucukusta.com/ (Prof. Dr Ahmet R. Küçükusta)

[3] http://www.dailymail.co.uk/health/article-1226238/Side-effects-alert-statin-users-drug-linked-depression-memory-loss.html Side-effects alert for all statin users as drug is linked to depression and memory loss

[4] http://www.iyilikguzellik.com/artikel.php?artikel_id=105

[5] Do, Catherine et al (2009). Statins and Erectile Dysfunction: Results of a Case/Non-Case Study using the French Pharmacovigilance System Database. Drug Safety: 1 July 2009 - Volume 32 - Issue 7 - pp 591-597
doi: 10.2165/00002018-200932070-00005. (Abst).

[6] Naveed Sattar et al. (2010). Statins and risk of incident diabetes: a collaborative meta-analysis of randomised statin trials. The Lancet, Volume 375, Issue 9716, Pages 735 - 742, 27 February 2010 (ABST)

[8] The ACCORD Study Group(2010). Effects of Combination Lipid Therapy in Type 2 Diabetes Mellitus. N Engl J Med. Published at www.nejm.org March 14, 2010 (10.1056/NEJMoa1001282)http://content.nejm.org/cgi/content/full/NEJMoa1001282

[9] TKD (Türk Kardiyoloji Derneği) sitesinden. http://209.85.129.132/search?q=cache:JfWd6A2bK-4J:www.tkd.org.tr/cg/005/%3Fp%3Dtib+KOLESTEROL+%C4%B0LA%C3%87LARI+%C5%9EEKER&cd=4&hl=tr&ct=clnk&gl=tr

[11] http://www.msnbc.msn.com/id/35949601/ns/health-heart_health/

[12] Mevlüt Durmuş (2009). Kolesterol ve Akıl Oyunları. Hayykitap. İstanbul.

[13] Tamara B. Horwich et al (2008). Cholesterol levels and in-hospital mortality in patients with acute decompensated heart failure. Am Heart J 2008; Advance online publication. http://www.ahjonline.com/article/S0002-8703(08)00571-1/abstract

[14] Mevlüt Durmuş (2009). Kolesterol ve Akıl Oyunları. Hayykitap. İstanbul

[15] TKD sitesi (http://www.tkd.org.tr/pages.asp?pg=:dergi/dergi_content&plng=tur&id=1600&dosya=155)

[16] TKD (bkz. http://www.tkd.org.tr/cg/005/?p=masaldegil)

28 Nisan 2007 Cumartesi

Biri bize kolesterol düşürücü ilaçları dayatıyor



Biri bize kolesterol düşürücü ilaçları dayatıyor

Prof. Dr. Ahmet Rasim'in yazısı

Tıpta son yıllardaki en önemli tehlikelerden biri de hastaların değil, laboratuar sonuçlarının tedavi edilmesi şeklindeki yaklaşım. Her kolesterolü yüksek olan kişiye, kaşına gözüne bakılmaksızın hemen ‘kolesterol düşürücü ilaç’ yazılması da bunun en vahim örneği. Sadece ‘daha önce kalp hastalığı geçirmiş veya ileride geçirme riski yüksek olan insanların yarar göreceği’ bu ilaçlar milyonlarca insan tarafından gereksiz yere kullanılıyor. İlaç firmalarının müthiş pazarlama taktikleri ile kolesterol fobisi tüm dünyayı sarmış durumda. Maalesef birçok doktor da kolesterol yüksekliğinin mutlaka tedavi edilmesi gereken bir hastalık olduğunu sanıyor. Oysa, yüksek kolesterol tek başına bir hastalık değil, gelecekte kalp hastalığı veya inme ihtimallerini artırabilecek birçok risk faktöründen sadece biri! Doktorların çoğu, bu ilaçların sağlıklı kadın ve erkeklerde kalp hastalıkları ve inmelere bağlı ölümlerin önlenmesine anlamlı şekilde katkıda bulunduğuna dair bir kanıt olmadığının farkında da değil. Ray Moynihan ve Alan Cassels’in kaleme aldıkları ‘Satılık Hastalıklar’ isimli kitapta bakın neler yazıyor: ‘Herkesi kolesterolden korkuttuk. Asıl hedefin kolesterol sayılarınızı düşürmek olduğunu sanıyorsunuz. ‘Önemli olan kolesterol rakamınız’ sloganını duyuyorsunuz ama işin aslı öyle değil. Önemli olan, kalp hastalığı riskinizi düşürüp düşürmediğiniz. Kolesterol hastalığın kendisiymiş gibi gösterildiğinden tedavinizin başarısını kolesterolünüzün düşmesiyle tanımlayabilirsiniz. Sanki kolesterolün kendisi asıl sorunmuş gibi!’ Kolesterol düşürücü ilaçların yıllık satış rakamı 25 milyar doların üzerinde ve her geçen yıl da artmakta, ama ‘karına kar katmak isteyen ilaç endüstrisi’ gereksiz de olsa daha fazla insanın ilaç kullanması için elinden geleni ardına koymuyor. Kan kolesterol düzeyleri giderek daha aşağı çekiliyor. Bu yeni kriterlere göre mesela dünyanın en sağlıklı insanlarının yaşadığı Norveç’te 40 yaşın üzerindeki erkeklerin yüzde 85’i ve kadınların yüzde 20’si ‘yüksek risk’ grubuna giriyor ve kolesterol düşürücü ilaç kullanmaları gerekiyor. Oysa, dünyanın önde gelen tıp dergilerinden olan Lancet’de geçtiğimiz günlerde yayınlanan bir metaanaliz, kolesterol düşürücü ilaçların kalp hastalığı olmayan her yaştaki kadınlarda ve 69 yaşın üzerindeki erkeklerde kullanılmasının yararını gösteren hiçbir kanıt olmadığını bir kere daha ortaya koydu. Üstelik, sağlıklı insanlarda gereksiz yere kullanılan bu ilaçların yarattıkları önemli ekonomik kayıplar yanında, çok ciddi yan etkilere sahip olabilecekleri unutulmamalı. İLAÇ YAN ETKİLERİ GİZLENİYOR Birçok ilacın yan etkilerinin önemsenmemesini ve gizlenmesini bir tarafa bırakalım; yeni çıkan birçok ilacın çok ciddi yan etkileri olduğu, ölümlere yol açabildikleri çok sayıda insan tarafından kullanıldıkça anlaşılmaktadır. Bundan iki yıl kadar önce Vioxx isimli romatizma ilacı binlerce insanın kalp krizi ve felç yüzünden ölümüne yol açtığı anlaşıldığından piyasadan çekilmişti. Geçtiğimiz günlerde de İrritabl Bağırsak Sendromu tedavisinde kullanılan Zelmac’ın satışı bu yüzden askıya alındı. Aynı şeyler kolesterol ilaçları için de geçerli. Bunların da bazıları gizlenen, bazıları küçümsenen çok önemli yan etkileri var. Mesela, beynin gelişimi ve işlevleri için çok önemli bir madde olan kolesterolün kan düzeylerinin azalmasının yol açtığı sinirlilik, saldırganlık, hafıza kaybı, unutkanlık, iktidarsızlık, intihara teşebbüs, polinöropati... gibi çeşitli nörolojik ve zihinsel belirtiler prospektüslerde yazılı değil. Kas şikayetlerinin bu ilaçları alanların yüzde 1’inden daha azında görüldüğü bildiriliyor, ancak bunun doğruluğu çok şüpheli. Hayvan deneylerindeki kanser yapıcı etkileri de yabana atılacak gibi değil. Aman dikkat, hapı yutarken hapı yutmayalım.
27.04.2007

19 Nisan 2007 Perşembe

Kolesterol ezberini bozan gerçekler

Kolestrol ezberini bozan gerçekler
"Korkutma kampanyası hızda sürmekte, çünkü kolesterol pazarında müthiş para var. Sadece kolesterol düşürücü ilaçların yıllık satışları 25 milyar doları geçiyor "
06 Nisan 2007 16:02


Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta'nın köşe yazısı
Kolesterol ilacı üreten firmaların ekmeğine yağ sürmeyelim Daha dün annemizin kollarında yaşarken... çiçekli bahçemizin yollarında koşarken... Tereyağını ekmeğe sürüp de yerken... sütlerimiz bir karış kaymak tutarken... yumurta sofralarımızdan eksik olmazken... koyun eti soframızın baş tacı iken... ‘Yüksek kolesterol’ nedir bilmezdik. İlaç endüstrisi, margarin lobisi el ele verdi ve kısa zamanda tüm dünyada müthiş bir ‘kolesterol fobisi’ oluşturuldu. İnsanlar sistemli bir şekilde ‘kolesterol manyağı’ yapıldı. Kolesterol, topluma ve maalesef aynı zamanda doktorlara da türlü pazarlama taktikleriyle kalp krizi ve inme gibi ölümcül hastalıkların tek nedeni imiş gibi tanıtıldı. Korkutma kampanyası aynı hızda sürmekte, çünkü kolesterol pazarında müthiş para var. Sadece kolesterol düşürücü ilaçların yıllık satışları 25 milyar doları geçiyor. Gerçekte, yüksek kolesterol kalp krizi ihtimalini artırabilen sigara, hareketsiz yaşam biçimi, dengesiz beslenme, şişmanlık, yüksek tansiyon, diyabet, stres... gibi risk faktörlerinden sadece biri. Kolesterol yüksekliği tek başına asla bir hastalık değil ve kalp hastalığı riski olmayan insanların tedavi edilmesi de kesinlikle gerekmiyor. KOLESTEROL EZBERİNİ BOZAN GERÇEKLER Kolesterol, tüm memelilerin hücreleri için gerekli ve yararlı bir maddedir. Tehlikeli olan şey bizatihi kolesterolün kendisi değil, kanda kolesterolün yükselmesine yol açabilen stres, hareketsizlik, obezite... gibi faktörlerdir. Kalp krizi ve inmelere yol açan ateroskleroz, yani damar sertliği ile kandaki kolesterol düzeyi arasında doğrudan bir ilişki yoktur. Kan kolesterol düzeyi normal hatta düşük olan kişilerde de yüksek olanlar kadar ağır ateroskleroz gelişebilir. Koroner kalp hastalığı olanların yarısından fazlasında da kolesterol düzeyi normaldir. Aterosklerozun gerçek nedeni yüksek kolesterol değil, düşük yoğunluklu bir tür kronik iltihaptır. Sanılanın aksine kolesterolü yüksek olanların daha uzun yaşadıkları da birçok araştırma ile kanıtlanmıştır. Yüksek kolesterolü olanlar tüberküloz, zatürree, AIDS... gibi enfeksiyonlarına daha az yakalanırlar ve bu hastalıklardan ölüm daha az görülür. Kronik kalp yetersizliğine bağlı ölüm riski düşük kolesterollü hastalarda daha yüksektir. Genel olarak 70 yaşın üzerinde ölüm riski yüksek kolesterollü kişilerde daha düşüktür. LABORATUAR SONUÇLARI TEDAVİ EDİLİYOR Son yıllarda tıp dünyasında bir virüs gibi yayılan çok tehlikeli bir yaklaşım var: Artık hasta değil, ‘laboratuar sonuçları tedavi ediliyor.’ Kolesterol yüksekliği de bunun en iyi örneği. Kalp hastalıkları bakımından risk grubunda olmayan insanların kolesterol düşürücü ilaçlarla tedavi edilmelerinin yararlı olduğunu gösteren kesin bir bilimsel kanıt olmamasına rağmen kadın... erkek... yaşlı... genç... zayıf... şişman... güzel... çirkin... esmer.... sarışın... kolesterolü ‘azıcık’ yüksek olan herkese kolesterol düşürücü ilaçlar yazılıyor. Peki, kimler kolesterol düşürücü ilaç almalı? Statinler olarak bilinen kolesterol düşürücü ilaçlardan yarar görecek olanlar, kalp krizi geçirmiş ve kalp hastalığı riski yüksek olan kişilerdir, amam statinlerin bu riskli insanlardaki olumlu etkileri kan kolesterol düzeyinin düşmesi ile de ilgili değildir. Statinler bugün henüz tam olarak bilinmeyen bir mekanizma ile etkili olmaktadırlar. Bunun için de, kolesterol düzeylerinin ‘daha da düşürülmesi gayreti’ de ‘daha yüksek dozlar kullanılması’ önerisi de sadece ilaç firmalarının işine gelmektedir. Üstelik bu ilaçların olduğundan düşük gösterilen kas erimesi, karaciğer hasarı, böbrek yetersizliği gibi çok ciddi yan etkileri vardır. Hayvan deneylerinde kanser yapıcı etkisi de gösterilmiştir. Tereyağını lütfen kendi ekmeğinize sürün, ilaç firmalarınınkine değil.
ahmetrasim@stargazete.com

18 Nisan 2007 Çarşamba

Basın bülteni, Basın Bildirisi ve kolesterol

http://www.haberobjektif.net/detay.asp?hid=2496 alınmıştır


Uzman Biyolog Uyarıyor !

8 Mart 2007 - 10:17:52Kolestrol Düşürücü İlaçların (Statinler) T.C. Sağlık Bakanlığınca Vakit Kaybetmeden Yasaklanması Gerektiğini Söyleyen Uzman Biyolog Mevlüt Durmuş yetkilileri uyarıyor.İşte Durmuş'un Basın Bildirisi:

Son günlerde ortaya çıkan bazı gelişmeler, SAĞLIKLA İLGİLİ bu basın bültenini yayınlamayı zorunlu ve kaçınılmaz bir hale getirmiştir. Sağlık Bakanlığı piyasada bulunan KOLESTEROL DÜŞÜRÜCÜ STATİN TEMELLİ İLAÇLARIN TÜMÜNÜN kullanımını YASAKLAMALIDIR. Çünkü bu ilaçların insanlara hiçbir temel yararı yoktur, fakat bu ilaçların hücre öldürücü özelliğinden kanserli hastalarda faydalanılabilir, doğrudan kanserli doku ve hücrelere ulaştırılabilirse bu hastalarda kullanılabilir.Sağlıklı olan fakat sadece kolesterolü yüksek hastalarda kullanılması bizce hatalıdır, çünkü bu ilaçları sadece kolesterol düşürmek için kullanan insanlarda kanser vakalarının istatistik olarak arttığına dair bilimsel tartışmalar vardır ve hala devam etmektedir. .

Kamuoyu bu konudaki ‘Manifesto’muzu dikkate almalı, İNSANLARA ulaştırmalı ve düşüncelerin doğruluğu uzmanlarca mutlaka araştırmalıdır. Özellikle sadece kolesterol düzeyi yüksek olduğu için, çeşitli nedenlerle bu ilaçları kullanmak zorunda kalan yaşlı insanların bu ilaçları kullanılması engellenmeli ve toplum etkin bir şekilde uyarılmalıdır.

Çeşitli araştırmacılarca da tartışılan bu bilimsel karmaşadan özellikle STATİN üreten ilaç şirketleri son derece karlı çıkmıştır. Ülkemizde milyonlarca dolar bu ilaçlara verilmektedir. Türkiye’nin 70 milyonu aşan nüfus potansiyeli nedeniyle, teorik olarak bu ilaçları kullanmak zorunda kalacak kişi sayısını tahmin etmek ve bir maliyet ve kar-zarar hesabı çıkarmak konunun uzmanlarınca zor değildir. Türkiye’nin nüfus potansiyeli konuyla ilgili uluslar arası ilaç şirketlerinin iştahını kabartmaktadır. Söz konusu statin temelli ilaçlara harcanan bu para, Türkiye’de çok farklı alanlarda kullanılabilir, buradan sağlanacak tasarruf eğitim ve farklı sağlık araştırmalarına ayrılabilir.

Söz konusu statin temelli ilaçları, kullanmakta ısrar eden doktor ve uzmanlara sorulması gereken bazı düşünceler kısaca aşağıda verilmiştir: Kanserli hastalarda statin kullanımı üzerinde yapılan araştırmalardan dolayı, söz konusu kolesterol düşürmekte kullanılan ilaçların genleri bir çok yönden etkileme olasılığı vardır, söz konusu ilaçlar geri dönüşümsüz genetik mutasyonlara ve özürlü doğumlara neden olabilir.

Söz konusu ilaçlar, beyin steroidlerinin üretimini ve beyin steroidleri oluşumunu da engellediği için hafıza kaybı ve zeka geriliği yapabilir, İlaçlarla düşürülmüş kolesterol düzeylerinde ve düşük kolesterol düzeylerinde insanlarda konsantrasyon bozuklukları, psikolojik rahatsızlıklar ortaya çıkmaktadır.

Erkeklik ve dişilik (östrojen, testesteron vb) hormonları kolesterolden yapılır ve söz konusu (statinler) ilaçlar cinsel performansın azalmasına neden olur, Yaşlı insanlarda zamanla zaten steroidler azalmıştır, STATİN ilaçlar söz konusu yaşlılardaki steroid azlığını (sterodopeni) daha da arttırarak yaşlanmayı hızlandırmaktadır. Çünkü kolesterol düşürücü olarak kullanılan statinler, kolesterol oluşumunu engellediği için, bütün steroid oluşumları da engellenmiş olmaktadır.

Statin adı verilen kolesterol düşürücü ilaçların kalp krizi önleme veya insanları daha uzun yaşatma özelliği yoktur, Yapılan çalışmalarda statin kullananlarla statin kullanmayan insanların kalp krizinden ölüm oranlarında bir değişim görülmemiştir, ilaç kullananlarla kullanmayanlar arasında anlamlı bulgular ortaya çıkmamıştır. Yaşlı insanların kolesterol düzeyleri düştüğü için, düşük kolesterol düzeylerinde yaşlılarda ölüm oranları artmaktadır ve bu durum insanlara ve hastalara söylenmemektedir. Yani kolesterol düzeyi yüksek olan yaşlı insanlar daha fazla yaşama oranına sahiptirler.

Yaşlı insanlarda Q-10 (ubipinone-ku ten) düzeyinin korunması gerekir, söz konusu ilaçlar organizmada Q-10 oluşumunu engellemekte ve insanlara zararlı olmaktadır. Kolesterol düşürücüler (statinler), bildiğiniz çeşitli peynirlerde oluşan çeşitli küf mantarı türlerinden, Arpergillus, Monascus purpurus gibi mantarlardan elde edilir ve söz konusu mantar bileşimlerine bazı insanların alerjik reaksiyonları olabilmektedir. İnsanlara anlatılan kolesterol ile ilgili düşünceler sadece, İSPATLANMAMIŞ BİR TEORİDEN ibarettir. Araştırmacılar ve hekimler kolesterole ait düşüncelerin BİLİMSEL BİR KANUN DEĞİL, sadece bir TEORİ olduğunu insanlara ve hastalarına mutlaka söylemek zorundadırlar.

Kolesterolünüzün düşük olması, yapılan araştırmalara göre sizi daha uzun yaşatmaz. Kanda kolesterol ve lipitleri taşıyan çeşitli partiküller vardır, yaşlandıkça partiküller küçülürler. Dolayısı ile kanda tek başına kolesterol değil, bir çok bileşenden oluşan fiziksel partiküller vardır. Söz konusu (statin) ilaçlar partikül oluşumu üzerinde değil, kolesterol oluşumunda etkilidir ve insanlarda küçük partiküller oluşumunu hızlandırırlar. Küçük partiküller de, ölüm, hastalık ve yaşlanmayı hızlandırmaktadır.

Kolesterol değil, kandaki küçülen partiküller insanlarda hastalıklar ortaya çıkarma potansiyeline sahiptir. Küçülen partiküllerin büyümesini sağladığı için bazı bitkisel yağlar ve steroidler (omega3, bitkisel steroidler) insan sağlığı için yararlıdır. İnsan sağlığı üzerinde çalışan araştırmacılar kolesterol düzeyini değil, partikülün fiziksel yapısını düzenleyecek araştırmalara yönelmeli ve yeni teoriler ortaya koymalıdır. Kolesterol yüksekliği sorunu yaşamın bir sürecini kapsayabilir (saçların beyazlaması gibi) fakat hastalık nedeni değildir. Fakat insanlarda görülebilen bu süreç, büyük ilaç şirketlerince hastalık olarak insanlara sunulmuştur.

İddialara ilişkin tüm bilimsel kaynaklara ulaşmak mümkündür.

İlaç şirketleri, medya kanallarını ve hekimleri dolaylı yollarla etkileyerek, söz konusu bilgilerin insanlara ulaşmasını engellemektedir. Biyolog kökenli bir araştırmacı olarak bizim savunduğumuz düşünce, her zaman olmasa da genel olarak tıp doktorlarının düşüncelerinden farklıdır. Kolesterol yüksekliği ile çeşitli hastalıklara kurulan ilişkiler ve istatistik tekniğinde olması gereken mantık sistemi tamamen yanlıştır.

Tıp bilimi kolesterol ve hastalık ilişkilendirmelerinde tarihsel affedilmesi zor bir hata yapmıştır. ‘Her sabah horozlar öttüğü için güneş doğar’ şeklinde bir bilim önermesi, önce horozların ötmesine sonra güneşe bakılarak değerlendirme yapılırsa istatistiksel olarak anlamlı sonuçlar bulursunuz, ama yapılan araştırma, istatistik olarak anlamlı sonuçlar verse de, bilimsel olarak doğru değildir.

Kolesterolle ilişkilendirilen, ve hastalık oluşturduğu iddia edilen kolesterol düzeyi, bütün hastalıklar da aynı hatalı mantık sistemine dayalı olarak, ilaç şirketlerinin dolaylı etkileri nedeniyle ortaya çıkmıştır. Bu araştırmalarda hep önce horoza, sonra güneşe bakılarak değerlendirme yapılmıştır ve kolesterol suçlu ilan edilmiştir.

Bütün basın ve yayın kuruluşlarını kolesterol düşüren ilaçlar ve bu ilaçları tavsiye eden doktorlar konusunda hassas olmaya, bu konuyu yapılmakta olan yayınlar yoluyla insanlara ulaştırmaya, bilim adamlarını, üniversitelerin ilgili bölümlerini bu konuda araştırmaya yapmaya, tartışmaya ve çalışmaya, konu hakkındaki tartışmalar netleşinceye kadar da TC. SAGLIK BAKANLIĞINI söz konusu statin ilaçların kullanımını yasaklamaya davet ediyorum.

SaygılarımlaUzm. Biyolog Mevlüt Durmuş
Ek bilgi için bkz;1) Mevlüt Durmuş (2007). Manifesto; çarmıha gerilen molekül ve modern bilimin kolesterol masalları. Platin Yayınları. Ankara. ISBN 978-9944-137-07-2
2) Bilim ve Gelecek Dergisi, sayı 36 şubat 2007. Kolesterol; modern yüzyılda çarmıha gerilen molekül, Syf.B 58-B 65 3)
Mevlüt Durmuş (2003). Kolesteroldeki Kaos. Nobel Yayın Dağıtım. Ankara. ISBN 975-591-466-8